Peygamberimizin Mucizeleri
İnsanların bazıları Allah’ın elçilerinin söylediklerini hemen kabul...
 
Çocuklar İçin Hadis Kitabı
UĞURBÖCEĞİ YAYINLARI, çocukların manevi dünyalarını zenginleştirmeyi...
 
Kesilen Gitar
Okuyucuların uzun yıllardır HAYATIN İÇİNDEN HİKAYELER’i ile tanıdığı...
 
www.zaferyayinlari.com
Zafer Yayın Grubu'nun bütün kitaplarını inceleyebileceğiniz ve satın...
 
Hazır Cevaplar 2.Kitap
Öyle insanlar vardır ki, çoklarını keder ve hüznün kuytularına çeken...
 
Diğer Kitaplar

Zengin

Dergi: Ekim/2007
Sayı: 369


KÖYÜN AĞASI, adamlarını yanına çağırıp: '” Dün sabah buraya bir adam gelmiş. Gelsin tabi ki ama, 'Bu köyün ağasından da zenginim.' der dururmuş. Şunu bulup getirin de, eni-boyu ne kadarmış görelim, demiş. Adamlar, dört bir yana dağılıp işe koyulmuş ve yaptıkları soruşturmaya göre, köye gelen kişinin ihtiyar bir balıkçı olduğunu, daha sonra sahildeki evine döndüğünü ağaya bildirmişler. Ağa, gururuna dokunan bu olayı çözmek niyetindeymiş. Atına atlayarak, o zengini aramaya koyulmuş. Bütün sahil şeridini boydan boya taramış, yolda birkaç kişiye sormuş ama, hiç kimse öyle bir adam tanımıyormuş. Tek bir balıkçı yaşarmış o civarlarda, garip mi garip, zayıf mı zayıf... Ağa, aradığı kişiyi tanır ümidi ile, o yaşlı balıkçının yanına gitmiş. Selam verdikten sonra: '” Ben ağayım!. diye konuşmaya başlamış. Bizim köye bir balıkçı uğramış. Gevezenin tekiymiş anlaşılan. Benden zengin olduğunu söyleyen bir geveze. Onu tanıyor musun? Balıkçı, o sırada balık kızartıyormuş. Bütün çevreyi mis gibi kokutan, hem karabatakları, hem de aç martıları imrendiren. Yaşlı adam, balıkları ters yüz ederken: '” O kişi benim, diye gülümsemiş. Cuma namazı için köyünüze gelmiştim. Namazdan hemen sonra, birkaç arkadaşla sohbet ederken, sizden zengin olduğumu söyledim. Demek ki duymuşsunuz. Ağa, durumu çözmekte zorlanıyormuş. Balıkçının aklından kuşkusu yokmuş ama, fakirliği açık seçik belliymiş. Üstündeki yamalı elbiseler, bir deri bir kemik kalmış sıskacık vücudundan, sanki her an kayacak gibi duruyormuş. Ayağına geçirdiği ayakkabılar ise, neredeyse parçalanma noktasındaymış, yaşadığı derme çatma kulübe gibi. İhtiyara bir ders vermek amacı ile: '” Zenginliğin ölçüsü, sahip olduğun tarlayla ölçülür, demiş. Sizleri bilmem ama, bizde böyledir. Namaz kıldığın köy bana aittir. On bin dönümden fazla. İstediğim tarlayı sürüp ekebilirim. Mahsul alabilirim. Onları, istediğim yere satabilirim. Kimse bana karışmaz. Oysa ki senin... İhtiyar adam, ağanın sözlerini yarıda kesmiş. Önündeki uçsuz bucaksız denize bakarken: '” Benim tarlam, en az yüz bin dönümdür, demiş. Belki çok daha fazla. Bazen birkaç oltayla, bazen de küçük bir ağla sürerim onu. Kimse bana karışmaz. Çok şükür ki Mevla'm da boş çevirmez. Ağa, şaşırıp kalmış bu cevap karşısında. En büyük zenginliği, mutluluğu fark etmiş ihtiyarın yüzünde. Yavaşça inmiş atının üstünden. Daha sonra balıklara doğru yanaşıp: '” Muhterem ağam!. demiş. Sözlerinde gerçekten haklıymışsın. Şimdi bu aç ve zavallı yolcuya, tarlanın mahsullerinden yedirirsin değil mi?


KIRKTA BİR / Hayatın İçinden
  Sayı: 384   Yazan: Cüneyd Suavi
Ramazan Tarifesi
  Sayı: 381   Yazan: Cüneyd Suavi
Hayatın İçinden: Çorbacı
  Sayı: 378   Yazan: Cüneyd Suavi
BABACI / HAYATIN İÇİNDEN
  Sayı: 374   Yazan: Cüneyd Suavi
Hocalık Vazifesi
  Sayı: 372   Yazan: Cüneyd Suavi
Mehmet’in Dönüşü
  Sayı: 371   Yazan: Cüneyd Suavi
Zengin
  Sayı: 369   Yazan: Cüneyd Suavi
Yaşanacak Yer | Hayatın İçinden
  Sayı: 367   Yazan: Cüneyd Suavi
Zahmet
  Sayı: 366   Yazan: Cüneyd Suavi
U.. U!..
  Sayı: 365   Yazan: Cüneyd Suavi
 
 
Zafer Yayınları © 2009