|
Peygamberimizin Mucizeleri İnsanların bazıları Allah’ın elçilerinin söylediklerini hemen kabul... |
|
| |
|
Çocuklar İçin Hadis Kitabı UĞURBÖCEĞİ YAYINLARI, çocukların manevi dünyalarını zenginleştirmeyi... |
|
| |
|
Kesilen Gitar Okuyucuların uzun yıllardır HAYATIN İÇİNDEN HİKAYELER’i ile tanıdığı... |
|
| |
|
www.zaferyayinlari.com Zafer Yayın Grubu'nun bütün kitaplarını inceleyebileceğiniz ve satın... |
|
| |
|
Hazır Cevaplar 2.Kitap Öyle insanlar vardır ki, çoklarını keder ve hüznün kuytularına çeken... |
|
| |
| Diğer Kitaplar |
|
Sadece Ekmek Parası mı?
İNSAN DENİLİNCE ruh hatıra gelmekte,ceset ise ruhun elbisesi veya evi mesâbesinde kalmaktadır. Nasıl ki biz, kendi iflimizle uğraflırken evimizi düflünmüyor ve onun her köflesiyle alâkadar olmuyoruz, aynı flekilde bedenimizin de bütün faaliyetleriyle zihnen alâkadar olmuyoruz. Meselâ; insan yürürken, otururken veya çalışırken mutlaka birşeyler düşünür, fakat o anda bedeninden habersizdir. Bu hale göre, bizim için en önde gelen mesele, ruhen terakki ve onu lâyık olduğu kemâlata tevcih etmektir. Nitekim, büyük insan denilince de, ruhen terakki etmifl ve kemale ermiş kimse anlaşılır. Yoksa bedenen büyük kimseye “büyük insan” denilmez. Bir insan, apartmanına kat ilâve etmekle kendisi yükselmediği gibi, bedenen veya maddeten ilerleme de insanı terakki ettirip olgunlafltırmaz. Sadece evde oturmak veya evin ihtiyaçlarını görmek bir kimsenin gerçek vazifesi olamayacağı gibi, bedeni beslemek ve onun ihtiyaçlarını karşılamak da ruhun esas gayesi olamaz. Bir kimse bu daireyi aflamadığı müddetçe, hangi dünyevî makamda bulunursa bulunsun, dar bir dairede boğulmufl ve büyümemifl demektir., Bir ağaç dahi sadece kendini beslemekle kalmayıp, baflkalarını da beslemek için harice meyveler uzatıyor ve bu meyvelerle kıymet kazanıyor. Elbetteki bir insan da ancak, kendi ihtiyaç dairesinin dıflına tafltığı ve baflta iman ve ibadet olmak üzere, ilim, fazilet, lûtuf ve ihsanlarla dolduğu takdirde kıymet kazanacaktır. Meseleyi biraz daha açıklığa kavuflturmak maksadıyla bir misâl verelim: Bir kimsenin bir kamyonu olduğunu ve bununla kum taflıdığını farzediniz. Bu kamyonun aylık kazancı ancak kendi yakıt parasını ve boya, tamir v.s. gibi masraflarını çıkarıp, hiç kâr bırakmasa o kişi bu kamyonu kaç ay çalıfltırır? Bir kamyon dahi, kazanç itibariyle kendi masrafını aflamadığı takdirde kıymetten düflüp faaliyetten menedilirse, biz hangi akılla bu dünyaya geliflimizin gayesini sadece ekmek parası kazanma olarak düşünebiliriz! Elbette ki Hâlik- ı Hakim, biz insanları böyle küçük bir ifl için bu dünyaya göndermemifltir. ‹nsanın fıtrî vazifesi, ancak Allah’a iman ve ona itaat etmektir. Çünkü maddesi itibariyle flu koca kâinatla beslenen, diğer bir ifadeyle, masrafı flu kâinat olan insanlar, bilbedahe bu dünyaya maddî bir gaye için gönderilmemifllerdir. Yani, insandan beklenen netice maddî değil, mânevî olacaktır. Bu ise, Hâlık- ı Küll-i fley’e iman, kâinattaki mu’cize- i san’atı tefekkür, ihsanat- ı Rabbaniye’ye karflı flükür ve ibadetle mukabele gibi ulvî hakikatlardan baflka ne olabilir?
|