|
Peygamberimizin Mucizeleri Ýnsanlarýn bazýlarý Allah’ýn elçilerinin söylediklerini hemen kabul... |
|
| |
|
Çocuklar Ýçin Hadis Kitabý UÐURBÖCEÐÝ YAYINLARI, çocuklarýn manevi dünyalarýný zenginleþtirmeyi... |
|
| |
|
Kesilen Gitar Okuyucularýn uzun yýllardýr HAYATIN ÝÇÝNDEN HÝKAYELER’i ile tanýdýðý... |
|
| |
|
www.zaferyayinlari.com Zafer Yayýn Grubu'nun bütün kitaplarýný inceleyebileceðiniz ve satýn... |
|
| |
|
Hazýr Cevaplar 2.Kitap Öyle insanlar vardýr ki, çoklarýný keder ve hüznün kuytularýna çeken... |
|
| |
| Diðer Kitaplar |
|
Sosyopsikolojik açýdan RAMAZAN BAYRAMI / Prof. Dr. Ali Murat Daryal
BAYRAM, biz müslümanlar için neþ’e ve sevinç kaynaðýdýr. Yalnýz, bu neþ’e ve sevinç kaynaðý durumunda olan Bayram’ýn, senenin geliþigüzel günlerinde ve daha baþka sayýlarla deðil de üç gün olarak Ramazan’ýn bitimiyle yapýlmasý ve Bayram’daki bu neþ’e ve sevincimizin nereden ve nasýl geldiði, üzerinde düþünülmesi gereken hususlardandýr. Zira, Bayram, Ramazan’ýn bitimiyle deðil de baþka aylardan birinde ve baþka sayýlarla emredilebilirdi. Öyle ise, “Bayram niçin baþka sayýlarla baþka zamanlarda deðil de Ramazan’ýn bitmesiyle emrolunmuþtur?” sorusuna cevap arayalým. Ramazan’ýn girmesiyle biz müslümanlar her zamanki ibadetlerimizden daha fazla, daha ciddî (oruç, teravih vs. gibi) birtakým mükellefiyetler, birtakým sorumluluklar altýna girmiþ oluruz. Baþka bir ifadeyle, Ramazan’ýn girmesiyle bir ay, senenin diðer aylarýna nispetle yerine getirilmesi þart olan daha baþka ve daha aðýr vazifelerle vazifelendirilmiþ oluruz. Böylece diðer aylara nispetle daha disiplinli, daha muntazam, daha sýnýrlanmýþ þartlarla bir ay geçiririz. Ramazan’ýn bitmesiyle bir aya mahsus yapmakla mükellef olduðumuz ibadetler bitmiþtir. Bu esnada bizler vazifelerimizi kusursuz, eksiksiz yapmaya çalýþmýþýzdýr. Bu çabalarýn sonucu olarak Ramazan’ýn bitmesiyle insanlarda sevinç ve neþ’e gibi hallerin zuhur edeceði muhakkaktýr. Böylece Ramazan’ý müteakip Ramazan ertesi olan bu günlerin Allah tarafýndan Bayram olarak kabul edilip bizlere bildirilmesi, bu sevinç ve neþ’emizin ne kadar sevinsek hakkýmýz olacaðýnýn bir ifadesidir. Daha doðrusu, Allah Teala, Bayram vasýtasýyla bizleri neþ’elenmeye ve sevinmeye bizzat kendisi teþvik etmektedir. Üstelik, bu teþvikle beraber, Bayram sevinci ve neþ’esindeki baþýboþluðun izale edilmesiyle, birlik ve beraberliði saðlama hususunda Bayramlar ayrý bir deðer taþýr. Hatta bu sevinç ve neþ’emizdeki birlik ve beraberliðe o kadar ehemmiyet verilmiþtir ki, bu günlerdeki neþ’e ve sevincimizin ibadet olarak kabul edilmesiyle yetinilmeyerek, Bayram namazýndan sonra halkýn sevincine iþtirak etmeyip camide kalarak nafile ibadetle meþgul olmak makbul görülmeyip kusur sayýldýðý gibi, insanýn halkýn sevinç ve neþ’esine katýlmasýna mani olan oruç dahi hiç olmazsa birinci gün yasaklanmýþtýr. RAMAZAN’DA oruç, teravih vs. ile ayný iþi, ayný vazifeyi yapan, yani ayný sorumluluklardan mes’ul olan kiþilerin yaptýklarý iþ ve bu iþ esnasýnda tâbi olduklarý prensipler ve bunlardan hasýl olacak mesuliyetler, o insanlarý birbirlerine yakýnlaþtýracaktýr. Yapmakla mükellef olduklarý bu vazifelerini ve dolayýsýyla mesuliyetlerini yüz akýyla sona erdirmenin verdiði sevinç ve neþ’e de bu insanlarý birbirlerine bir kat daha yaklaþtýracaktýr. Kýsacasý, ayný iþi yapmak, ayný mesuliyetleri hissetmek sûretiyle birbirlerine yaklaþan müslümanlar, bunlarý kusursuz yerine getirmekten dolayý duyduklarý sevinç ve neþ’eyle kendilerini birbirlerine daha yaklaþmýþ bulacaklardýr. Böylece aradaki kýrgýnlýklar, dargýnlýklar tamamen eriyip yok olacaktýr. Toplumdaki birlik ve beraberlik kuvvetlenecek, böylece toplum daha güçlenecektir. RAMAZAN ile Bayram’ýn birbirini takip etmesinde, bizler için daha birçok ilahî iþaretler vardýr. Þöyle ki: Ne kadar aðýr þartlar altýnda olursa olsun, verilen vazife ve sorumluluðun hiçbir laubalilik göstermeksizin kendisinden istenilen vakte kadar elden geldiði nispette mükemmel yapmanýn, müslümanlarýn yüzünü güldüreceðine, müslümanlara Bayram havasý yaþatacaðýna iþaret edilmektedir. Ayrýca, Bayram’ýn, Ramazandan sonra gelmesi ve üç gün olarak tespit edilmesi ise, önce vazife ve sorumluluk yüklenerek iþ yapýlmasý, çalýþýlmasý ancak bu vazife ve iþlerin yerine getirilmesi sonunda sevinç ve neþ’eye hak kazanýlacaðýnýn bir ifadesidir. Nitekim, Bayram, Ramazan’ýn önüne alýnabilirdi. Baþka bir ifadeyle, önce iþ ve vazife, sonra sevinç ve neþ’e. Ancak geceli gündüzlü bir aylýk mesaiye karþýlýk, günlük vazifelerimizi aksatmaksýzýn en fazla üç gün istirahat edebileceðimize iþaret edilmektedir. Tabiî, zarurî haller müstesna. Yine, bu esas, dünyaya eðlenmeye, rahat etmeye geldiðini kabul edip “avanta hayat” “ense yapmak” gibi tabirlerin rehber edilmesine kat’iyetle karþý çýkacaktýr. Ýslâm’ýn terakkiye mani olup, çalýþmayý desteklemediðini iddia edenlerin bu esasý iyi anlamalarý gerekir. BAYRAM, duyulan sevinç ve neþ’eyi umumîleþtirmek sûretiyle, oruç tutmayan küçük çocuklarýn da bu sevinç ve neþ’eye iþtirakini saðlamýþtýr. Böylece bu sevinç ve neþ’e havasýnda onlarý da ortak ederek, hem onlarýn bir toplumun malý, bir bütünün parçasý olduklarýný ihsas etmekte ve hem de onlarý farkettirmeden yavaþ yavaþ ileride alacaklarý vazife mesuliyetine hazýrlamaktadýr. Çocuklar din ile ilk defa Bayram vasýtasýyla tanýþýrlar. Yani dini ilk defa Bayramýn þahsýnda tanýrlar. Baþka bir ifadeyle, ilk defa dinî havaya Bayram’daki neþ’e, sevinç, hediyeler ve çeþitli eðlence ve oyunlar ile birlikte girerler. Bayram onlara güleryüz, eðlenceler, oyunlar, bol bol hediyeler getirir ve buna karþýlýk olarak onlardan hiçbir þey talep etmez. Bu çocuklar, dinin diðer müesseseleri (Namaz, oruç vs.) ile daha sonralarý karþýlaþýrlar. Bu münasebetle, din deyince bu çocuklarýn akýllarýna ilk defa Bayram gelir. Böylece Bayramlarda aldýklarý hediyeler, gördükleri güleryüz, anne babalarýnýn hallerine göre giydikleri elbise ve ayakkabýlar, bayram yerlerindeki oyunlar ile küçüklük çaðlarýnýn en güzel, en tatlý günlerini yaþarlar. Gece gündüz bütün günlerinin Bayram olmasýný Allah Teala’dan dilerler. Ýnsanlar çocukluk hatýralarýna kuvvetle baðlýdýrlar. Bayram ve dolayýsýyla Ýslâm bu çocuklarýn hatýralarýna karýþarak, daha doðrusu onlarýn çocukluk hatýralarýnýn en tatlýlarýný, en parlaklarýný teþkil ederek, onlarýn hayatlarýndan, çocukluklarýndan bir parça halini alýr. Ve bu þekilde, daima akýl ve mantýða hitap eden Ýslâm, bu sefer de âdeti hilafýna onlarýn temiz, saf ruhlarýna ve küçücük gönüllerine böylesine tatlý hatýralarla sokulur girer. Sevindirerek, okþayarak, iltifat ederek onlarýn küçük gönüllerini yapar. Dolayýsýyla bu gerekçelerle bizler, hem çocuklardan birþey istemeden önce onlara birþeyler vermeye ve hem de ister kendi çocuklarýmýz, ister akraba, eþ-dost çocuklarý, isterse de fakir çocuklarý olsun, elbirliðiyle mümkün mertebe Bayramý en tatlý, en iyi þekilde geçirmelerine çalýþmalýyýz.
|