Peygamberimizin Mucizeleri
Ýnsanlarýn bazýlarý Allah’ýn elçilerinin söylediklerini hemen kabul...
 
Çocuklar Ýçin Hadis Kitabý
UÐURBÖCEÐÝ YAYINLARI, çocuklarýn manevi dünyalarýný zenginleþtirmeyi...
 
Kesilen Gitar
Okuyucularýn uzun yýllardýr HAYATIN ÝÇÝNDEN HÝKAYELER’i ile tanýdýðý...
 
www.zaferyayinlari.com
Zafer Yayýn Grubu'nun bütün kitaplarýný inceleyebileceðiniz ve satýn...
 
Hazýr Cevaplar 2.Kitap
Öyle insanlar vardýr ki, çoklarýný keder ve hüznün kuytularýna çeken...
 
Diðer Kitaplar

SEVGÝ VARKEN DÜÞMANLIK NÝYE?

Sayý: 382


ÝNSANÃŽ öÅ¡zellikleri hýrpalayan ve insaný bazen canavarlara rahmet okutacak kadar alçaltan bir his var: Düþmanlýk. Toplumda çoðu kimsenin bu hisse maðlup olduðunu ve iç aleminin bu yŸzden sürekli bir çalkantý içinde bulunduðunu görüyoruz. Bu tehlikeli sonuca çýkan nice yollar mevcut. Bunlardan sadece birkaçý: Dünya sevgisi, menfaat çatýþmasý, haset, kýskançlýk, kibir… Ben bunlarý sayarken aklým bir noktaya takýldý. Bu his insan ruhuna niçin verilmiþti? Her halde bu saydýðým kötü sonuçlarýn doðmasý için deðil. Ýnsan ruhuna iþlenen her duygunun, her hissin birer ilâhî ihsan olduðu muhakkak. Þu var ki insanoðluna “cüz’i irade” verildiðinden bu çok çeþitli ve zengin sermaye, doðru yolda kullanýlabildiði gibi, yanlýþ sahalara da yönlenebiliyor. Ýnsanlarýn düþünce ve davranýþlarýndaki farklýlýk yanýnda ahiretteki saadet ve azap menzillerindeki çeþitlilik de hep bu sermayenin þöyle veya böyle kullanýmýyla ortaya çýkýyor. Görme duygusunun “kâinattaki ilâhî sanatlarý seyretme” yahut “haram sahalarý dolaþma” þeklinde iki ayrý kullaným sahasý olduðu gibi, insandaki her bir manevî cihazýn da böyle doðru ve yanlýþ kullanýþlarý, serbest ve yasak bölgeleri var. Bunlarýn tamamýný burada sayacak deðilim. Sadece “sevmek ve düþman olmak” üzerinde biraz durmak istiyorum. Ýnsanýn görme, iþitme gibi “zahirî duygularý” yanýnda bir de “batýnî duygularý” var. Bunlardan ikisi konumuzla yakýndan ilgili: Kuvve-i þeheviye ve kuvve-i gadabiye; yani menfaatý celb etme ve zararlarý def etme duygularý. Her ikisinin de yerinde kullanýlmalarý kalp alemine büyük bir huzur ve kazanç getirirken, yanlýþ istimalleri de yine büyük zararlara yol açýyor. Ýradesiz ve isteksiz bir insan düþünülemeyeceði gibi, öfkesiz, gazapsýz insan da düþünülemez. Burada karþýmýza Ýslam’ýn þu temel hükmü çýkýyor: Allah için sevmek ve yine Allah için düþman olmak. “Ýlahi ahlakla ahlaklanmanýn” bir yönü de bu olsa gerek. Allah için sevmenin ölçüsü Allah’ýn sevdiði kimseleri, O’nun razý olduðu iþleri ve halleri sevmektir. Baþta iman, salih amel ve takva olmak üzere güzel ahlakýn bütün þubelerini hayatýna mal etmeye çalýþan kiþi, Allah için sevme yolundadýr. Gazap kuvvesini de bunun aksi olarak düþünmek gerekiyor. Allah için düþman olmanýn gereði de, iman ve inanç düþmanlarýna karþý öfke duymak, onlara kalben olsun düþmanlýk beslemek, ayrýca baþta küfür ve þirk olmak üzere bütün batýl inançlarýn ve kötü huylarýn da karþýsýnda olmak, onlardan nefret etmek ve uzak durmaktýr. Burada akla bir soru geliyor: Bu kötü huylarý ve yanlýþ inançlarý taþýyanlara daima düþman mý olacaðýz? Onlara her zaman ve her ortamda düþmanca mý davranacaðýz? Bu sorunun en güzel cevabýný Nur Müellifinin þu veciz ifadesinde buluyoruz: “Bir adam zatý için sevilmez, belki muhabbet sýfat veya san’atý içindir.” (Münazarat) Bu ifadeden hareketle þöyle diyebiliriz: “Bir insana zatý için düþman olunmaz, düþmanlýk onun kötü sýfatlarý içindir.” Meselâ, sahtekâr insanlarý sevmeyiz. Burada nefretimiz sahtekârlýk sýfatýnadýr ve onun bir sonucu olarak da o özelliði taþýyanadýr. Ýyi olsun kötü olsun, bütün insanlar zatlarý itibariyle Allah’ýn kuludurlar, O’nun eseridirler. O’nun isimlerinin tecelli mahalleridirler. Nefislerine ve þeytana uyarak bu güzelim eseri küfür ve isyanda kullanýyorlarsa, biz o eserlere deðil, onlarýn yanlýþ kullanýmýna karþý olacaðýz. B' T' N peygamberler kötü yolda olan insanlarý ýslah için gönderilmiþlerdir. Eðer o kötü kiþilere zatlarý için düþmanlýk besleselerdi, onlara hakký teblið etmeleri ve bu kiþileri batýldan men etmeye çalýþmalarý gerekmezdi. Demek ki, Allah, kendi yolunu terk edip nefsine ve þeytana uyan kullarýnýn kurtuluþlarýný istiyor ve bunun için peygamberler gönderiyor, kitaplar indiriyor. O halde, birisine düþmanlýk beslerken çok iyi düþünmemiz gerekiyor. Mülk Allah’ýn olduðuna göre, biz bir insana düþman olurken Allah’ýn bir kuluna, bir eserine düþman olmuþ oluyoruz. Allah’ýn bundan razý olmayacaðý muhakkaktýr. Öyleyse düþmanlýðýmýz o þahýslarýn zatlarýna deðil, kötü sýfatlarýna olmalý. Onlarý taþýyanlarý ikaz etmeye ve kendilerine doðruyu bildirmeye, güzeli göstermeye çalýþmalýyýz. Þu var ki, o kimseler yanlýþ inançlarýný ve bozuk hayat düzenlerini sadece yaþamakla kalmayýp diðer kullarý da bu tehlikeli yola sevk etmek için çaba gösteriyorlarsa, yani doðrudan imana ve ahlaka cephe almýþlarsa artýk onlar Allah’ýn kulu olma þerefini terk edip þeytana asker olmuþlardýr. Ve bizim, þeytana düþman olduðumuz gibi onlara da düþman olmamýz ve insanlarý onlarýn þerrinden korumak için gayret göstermemiz imanýmýzýn gereðidir. Bu noktaya kadar düþmanlýk üzerinde durduk. Biraz da sevgiden, muhabbetten söz edelim. Yeniden Üstad Bediüzamanýn vecizesine dönelim: “Bir adam zatý için sevilmez, belki muhabbet sýfat veya san’atý içindir.” (Münazarat) ÝNSANIN taþýdýðý sýfatlar iki gruba ayrýlýyor. Birisi yaratýlýþýnda kendisine ihsan edilen özellikler. Diðeri de kendi iradesi ve gayretiyle kazandýðý bilgiler, beceriler, faziletler. Nedense, birinciler çoðu zaman hatýra gelmez de ikincilere bakýlýr ve onlardan söz edilir. Bilgili insanlarý severiz, burada sevgi bilgi sýfatýnadýr, dolayýsýyla da ona sahip olan insanadýr. Alçak gönüllü insanlarý da severiz. Burada da sevgimiz tevazu sýfatýnadýr. O sýfatý taþýmalarý dolayýsýyla sevilirler. Ýnsana kendi iradesi dýþýnda bir ilâhî ikram olarak takýlan sýfatlara gelince, bunlarýn baþýnda “o insanýn Allah’ýn en mükemmel eseri olmasý” gelir. Allah her eserini sever, her canlýya rahmet ve merhamet eder. Ancak en mükemmel eserini, bir baþka deyiþle, isim ve sýfatlarýna en fazla ve en ileri derecede mazhar kýldýðý mahlukunu daha fazla sever. O halde insaný Allah’ýn eseri olarak görmek ve onu öylece sevmek de Allah için sevmenin tarifine girer. Nur Külliyatýnda geçen þu cümle konumuza ýþýk tutuyor: “Hem, bu gördüðünüz ihsanat ile size muhabbetini gösteriyor. Siz dahi itaat ile Ona muhabbet ediniz.”(Sözler) G'¦Z' M' Z ve kulaðýmýz, elimiz ve ayaðýmýz bize birer ihsan olduðu gibi, beden hanesinde misafir edilen ruhumuz ve ona takýlan aklýmýz, hafýzamýz, hayalimiz, his dünyamýz da hep birer ilâhî ikramdýr. Ve bütün bunlar Allah’ýn bize olan muhabbetini gösteriyorlar. Bizim de öncelikle O’nu sevmemiz aklýn ve vicdanýn gereðidir. Ancak bu muhabbetin bir ölçüsü, bir göstergesi olmalý. Bu da “itaat” olarak karþýmýza çýkýyor. Nitekim þu ayet-i kerime bu konuda bize büyük bir ufuk açýyor: “(Resulüm!) De ki, Eðer Allah’ý seviyorsanýz, bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarýnýzý baðýþlasýn…” (Âl-i Ýmran, 31) Allah’ý böylece seven bir insanýn kalbinde O’nun kullarýna ve diðer mahluklarýna karþý da bir sevgi hissi uyanýr. Kardeþimizi niçin severiz? “Ayný anne ve babadan geldiðimiz için” deðil mi? Bütün varlýk alemini Allah’ýn birer eseri olarak görme þuuruna erdiðimiz ölçüde, onlara karþý ulvî bir muhabbet taþýrýz. Aksi halde, kendimizi de onlarý da müstakil varlýklar olarak görür ve onlara menfaat ölçüsüyle nazar ederiz. Fayda gördüklerimizi kendi nefsimiz için severiz, diðerlerinin ise yüzüne bile bakmayýz. Teknolojinin bu kadar ilerlemesine raðmen, insanlarýmýzýn birine karþý bu kadar yabanileþmesi, birbirinin etini yemeye can atarcasýna menfaat kavgasý vermeleri hep bu þuurdan mahrumiyetin acý sonuçlarýdýr. Günümüzde çoðu zaman sevgilerin de düþmanlýklarýn da nefis eksenli olduðunu görüyoruz. Nefis ise doymak bilmiyor, kavgalar da böylece sürüp gidiyor. “Ben nefsimi temize çýkarmýyorum. Çünkü, nefis daima kötülüðü emredendir. Meðer ki, Rabbimin merhamet edip koruduðu (bir nefis) ola.” (Yusuf Suresi, 53) B' T' N insanlar, nefisleriyle sürekli bir çarpýþma halindeler. Þeytan onlarla durup dinlenmeden uðraþýyor. Bu harp meydanýnda çok þeyler kýrýlýp dökülüyor; nice sevgiler eziliyor, nice insanî deðerler harap olup gidiyor. Hal bu merkezde iken, bu asrýn çirkef ortamýnda insanlarýmýzýn melek gibi tertemiz, saf ve lekesiz olmasýný beklersek yanýlýrýz. Kalpleri iman nuruna kavuþmuþ insanlarýmýz bile asrýn esintilerinden az çok etkileniyor, birtakým kötü hislere maðlup düþebiliyor ve hatalý davranýþlar sergileyebiliyorlar. Bu kiþiler, harpte ölümden kurtulmuþ ama çok yerinden nice yaralar almýþ kimseleri andýrýrlar. Onlarýn yaralarýna bakýp imanlarýný önemsememek büyük bir hatadýr. Ýman en büyük þeref, en ileri üstünlüktür. Ehl-i sünnet itikadýna göre büyük günah iþleyenin kâfir olmamasý, en büyük hatalarýn bile iman güneþini perdeleyemeyeceðini açýkça ders verir. ÖYLEYSE, Nur Müellifinin, “Mü’min, kardeþini sever ve sevmeli. Fakat fenalýðý için yalnýz acýr. Tahakkümle deðil belki lütufla ýslahýna çalýþýr” (Mektubat) sözü kulaklarýmýzda daima çýnlamalý, idraklerimizde sürekli yanký bulmalý. O zaman düþmanlýklar yerini acýmaya terk edecek ve aramýzdaki sevgi ve muhabbet büyük ölçüde zedelenmeyecektir. Bazen hisler araya giriyor, nefis iþi karýþtýrýyor, habbe kubbe yapýlýyor ve sevgiler yerini düþmanlýða terk ediyor. Halbuki, Allah için buðz etme (düþmanlýk besleme)” düsturunca bir davranýþ Ýslam’da ne ölçüde yasaklanmýþsa, ona o kadar karþý olmak gerekiyor. Mesela, bir iþ Ýslam’da mekruh ise yani kerih görülüyor, çirkin bulunuyorsa, biz de o iþi çirkin görmeliyiz. Hududu tecavüz edip mekruha haram muamelesi yaparsak muhatabýmýza zulmetmiþ oluruz. Geliniz, “adavete adavet, muhabbete muhabbet” edelim. Yani düþmanlýða düþman olalým ve sevgiyi sevelim. O zaman hem kendi ruh iklimimizde hem de toplum hayatýmýzda huzur ve saadet çiçeklerinin açtýðýný göreceðiz. n


ÜSTADI DOÐRU ANLAMAK VE DEMOKRATÝK AÇILIM-I
  Sayý: 394   Yazan: Alaaddin Baþar
Kadýn - erkek eþitliði söz konusu mudur?
  Sayý: 391   Yazan: Alaaddin Baþar
Yaratma ve Klonlama
  Sayý: 392   Yazan: Alaaddin Baþar
Marifetullah ne demektir?
  Sayý: 393   Yazan: Alaaddin Baþar
BÝLMÝYORUM!
  Sayý: 385   Yazan: Alaaddin Baþar
BÝLMÝYORUM!
  Sayý: 385   Yazan: Alaaddin Baþar
HAYATIN KEÞÝFLERÝ
  Sayý: 384   Yazan: Alaaddin Baþar
Kaderin Herþeyi Güzeldir
  Sayý: 383   Yazan: Alaaddin Baþar
SEVGÝ VARKEN DÜÞMANLIK NÝYE?
  Sayý: 382   Yazan: Alaaddin Baþar
HAYAT VE ÖLÜM
  Sayý: 380   Yazan: Alaaddin Baþar
 
 
Zafer Yayýnlarý © 2009