Peygamberimizin Mucizeleri
İnsanların bazıları Allah’ın elçilerinin söylediklerini hemen kabul...
 
Çocuklar İçin Hadis Kitabı
UĞURBÖCEĞİ YAYINLARI, çocukların manevi dünyalarını zenginleştirmeyi...
 
Kesilen Gitar
Okuyucuların uzun yıllardır HAYATIN İÇİNDEN HİKAYELER’i ile tanıdığı...
 
www.zaferyayinlari.com
Zafer Yayın Grubu'nun bütün kitaplarını inceleyebileceğiniz ve satın...
 
Hazır Cevaplar 2.Kitap
Öyle insanlar vardır ki, çoklarını keder ve hüznün kuytularına çeken...
 
Diğer Kitaplar

İMAN VE SEBEPLER

Dergi: Nisan/2009
Sayı: 384


İMAN VE SEBEPLER SUAT ÜNSAL BU KAİNATIN yaratıcısı olan Allah (c.c.), her eserini bir sebeple, bir vasıta ile yaratıyor. Her meyveyi bir ağaçÂla var ediyor. Bir başka deyişle, ağaç meyveye sebep; toprak, hava, su ve ısı da ağaca sebeptir. Bulut yağmura sebep; buharlaşma, buluta sebeptir. Bu sebepler zinciri böylece devam eder gider. Biz böyle bir dünyada yaşıyoruz. Bir şey istediğimizde, onun sebebine ulaşmamız gerekiyor. Meyve istiyorsak ağacına, şifa istiyorsak ilacına ihtiyacımız var. Allah bu kâinatta böyle bir düzeni ihtiyar etmiş. İman gözüyle mevcudata bakan insan, bu sebeplerin yaratmaktan uzak olduklarını görüp sebeplerin arkasındaki Allah’ın kudretini, ilmini ve iradesini bilir. Ve Rabbini tanıdıkçÂa da imanı, bilgisi ve sevgisi artar. İman gözüyle bakmayanlar ise, sebepleri iş görüyor zanneder; onların akılsız, şuursuz, bilgisiz ve iradesiz olduklarını gözünden kaçÂırır; asıl iş gören kudret elini göremez. GerÂi Allah’ın sebeplere ihtiyacı yok. Sebepsiz de yaratabilirdi. Zaten sebep olan şeylere baktığımızda da bunu kolayca anlıyoruz. Hangi sebebe baksak, sonucunu yapabilecek hiçÂbir özelliğe sahip değil. Meselâ, bir ağacın meyveyi yapmaya ne bir ilmi, ne bir kudreti, ne de bir iradesi vardır. Gayet açÂık ki, bu meyveyi bu ağaç yapamaz. Bu sonuçÂ, bu sebebin işi olamaz. Fakat, Rabbimiz meyveyi ağaçÂtan veriyor. Bu muhtaç olduğundan değil, öyle takdir ettiğinden. Sebeplere biz muhtacız, Allah değil! Burada iki farklı mesele var. Allah’tan başka yaratıcı olmadığı ve Allah’ın her şeyin sahibi olduğu bir gerçÂek. Bir gerçÂek de, Rabbimiz, dünyada yarattığı şeyleri bir vasıta ile yaratıyor. Bir sebeple varlık âlemine çÂıkarıyor. Bu noktada insan, tek yaratıcı olan Rabbini bilecek, bir yandan da sebepleri göz ardı etmeyecek. İşte burada dengeyi kurarken bazen zorlanıyoruz. Kimisi, her şeyin bir sebeple varlık âlemine çÂıktığını görerek, onları her şey zannediyor. Eli göremediğinden, yazıyı kalem yazar zannediyor. Bir şeyin olması içÂin, o şeyin sebebini olmazsa olmaz biliyor. Ve böylece saplanıyor sebeplere; yaratılmışlara, kendilerinde olmayan sıfatları yamıyor; onları yaratıcı zannediyor. Onlarsız olamayacağı iÂçin değil, Allah'ın böyle istediği iÂçin böyle olduğunu anlayamıyor. Ve zihninde yaratılmışları putlaştırmaya kadar giden, ebedi tehlikeye götürebilecek bir yol açÂıyor. Kimisi de iman ettiği hakikatlerin gözüyle dünyaya bakıyor; nasıl olsa her şeyi Allah yaratıyor, öyleyse Ondan isteyeyim yeter, diyerek kendini tembelliğe atıyor. Bir de buna tevekkül ismini verip ibadet yapıyorum zannediyor. OYSA, yol bu değil. Bu iki nazar da hatalı ve insanı yanlışlara sürüklüyor. Bediüzzaman Hazretleri, daire-i itikad, yani inanılan hakikatler alanı ve daire-i esbap, yani sonucun meydana gelmesine aracılık eden şeyler alanı, diye iki farklı kavamla bu meseleyi aÂıklıyor. Ve şöyle diyor: ''Evet, Cenâb-ı Hak, müsebbebatı (sonuçÂları) esbaba (sebeplere) bağlamakla, intizamı temin eden bir nizamı kâinatta vazetmiş. Ve her şeyi, o nizama müraat etmeye (uymaya) ve o nizamla kalmaya tevcih etmiştir. Ve bilhassa insanı da, o daire-i esbaba m?raat ve merbutiyet etmeye (bağlı kalmaya) mükellef kılmıştır...'' Yani kâinattaki bu düzeni kuran Rabbimiz, dünyada koyduğu bu kanunlara da uymamızı, hikmet lisanıyla emrediyor. Bu kanunlara zıt hareket ettiğimizde, dünyadaki düzeni de bozmaya yönelik adım atmış oluyoruz. Meselâ, tüm varlıklarda cari bir kanun olan 'israfsızlık kanunu'na uymayıp, israf ettiğimizde fakirliğe düşüyoruz. Bediüzzaman Hazretleri devamında şöyle diyor: ''...bu dailerin her birisi iÂçin ayrı ayrı makamlar, ayrı ayrı hükümler vardır. Ve her makamın iktiza ettiği hükme göre hareket lâzımdır...'' Sebepler dairesindeyken, yani bir iş üzerindeyken, o işte başarılı olabilmemiz içÂin gereken bütün şartları yerine getireceğiz. üzerimize düşen bütün işleri yapacağız. Ondan sonra da sonucu yaratabilecek olanın Allah olduğunu bilip, sonucu yaratmasını Rabbimizden isteyeceğiz. Bu inceliği tam anlayamamış birisinin devesi hastalanmış. Hz. Ali'ye (k.v.) gelerek, ''Devemde deri hastalığı var, dua ediyorum fakat geçÂmiyor'' diye yardım istemiş. Hz. Ali de ona, o hastalık iÂçin kullanılan ilacı hatırlatarak, ''Duana biraz katran kat'' diye cevap vermiş. İmam-ı Âzam hazretleri de, bu meseleyi bir örnekle şöyle anlatıyor: ''İnsan, her şeye şifa veren tek varlığın Allahü teala olduğuna inanır; bununla beraber derdine deva olması içÂin ilaçü kullanır. Çünkü ilaç bir sebeptir. Şifasını verecek olan ise Allahü tealadır.'' Yani, Karun gibi ''Bütün bunları ben kendim yaptım'' havasıyla kendimizi yaratıcı zannetmeyip; ben Âalıştım, üzerime düşen vazifeleri yaptım, Allah da bunu yarattı, bana lutfetti diyeceğiz. Hoca Nasreddin'in parayı veren, düdüğü Âçalar dediği gibi; önce parayı vereceğiz, sonra düdüğü isteyeceğiz. BİZE düşen, istediğimiz şeyin sebeplerini yerine getirmek, sonra da sonucu yaratmasını Allah'tan istemek. Bu yaptığımız da bir fiili dua olduğu içÂin, büyük bir ihtimalle kabul görecek ve sevineceğiz. Kısacası, Allah'ın dünyada koyduğu tabiat kanunları ve Kur'an'la bildirdiği manevi kanunları var. Bu kanunlara uyan insanlar başarıya ulaşıyor. Allah'ın dünyada koyduğu tabiat kanunlarına uymayan insan, dünyada başarısız olduğu gibi; Kur'an'la emredilen kanunlara uymayan insan, hem dünyada hem de ahirette hüsrana uğruyor.


BAK ŞİMDİ
  Sayı: 394   Yazan: Suat Ünsal
ALLAH TEVEKKÜL EDENLERİ SEVER
  Sayı: 385   Yazan: Suat Ünsal
ALLAH TEVEKKÜL EDENLERİ SEVER
  Sayı: 385   Yazan: Suat Ünsal
İMAN VE SEBEPLER
  Sayı: 384   Yazan: Suat Ünsal
DÜNYANIN YÜZLERİ
  Sayı: 383   Yazan: Suat Ünsal
Bir Sana Gelebilsek...
  Sayı: 381   Yazan: Suat Ünsal
Ezelden ebede salât ve Selâm
  Sayı: 380   Yazan: Suat Ünsal
Kur’an Okumak
  Sayı: 379   Yazan: Suat Ünsal
Kabak Kaçtı
  Sayı: 378   Yazan: Suat Ünsal
YUNUS PEYGAMBER VE BİZ
  Sayı: 377   Yazan: Suat Ünsal
 
 
Zafer Yayınları © 2009