|
Peygamberimizin Mucizeleri İnsanların bazıları Allah’ın elçilerinin söylediklerini hemen kabul... |
|
| |
|
Çocuklar İçin Hadis Kitabı UĞURBÖCEĞİ YAYINLARI, çocukların manevi dünyalarını zenginleştirmeyi... |
|
| |
|
Kesilen Gitar Okuyucuların uzun yıllardır HAYATIN İÇİNDEN HİKAYELER’i ile tanıdığı... |
|
| |
|
www.zaferyayinlari.com Zafer Yayın Grubu'nun bütün kitaplarını inceleyebileceğiniz ve satın... |
|
| |
|
Hazır Cevaplar 2.Kitap Öyle insanlar vardır ki, çoklarını keder ve hüznün kuytularına çeken... |
|
| |
| Diğer Kitaplar |
|
Gezginin Günlüğü
Sanat eserlerinde belki de en çok kendisini arar ve bulur insan. Her okuyuş, bir keşfin peşine düşmek. Kendimizden çok uzak yerlere varsak da, o uzaklığın bilincine varmamız, aslında bulduğumuz birşeydir. Sanat eserlerine düzenlediğimiz her yolculuk, bir göç kervanı sayılır bu bağlamda ve bizi bir gezgine dönüştürür. Bulutlardan gözünü ayıramayan, bir çiçeğe bakıp dakikalarca ağlayan, bir ceylan yüreğinin nidasını işiten ruhlarla buluşuveririz gezimizde. Bizi rahatsız eden bakış açılarıyla da karşılaşırız. Mihenge vurmanın kıpırtısıyla doğruluruz ve gönül günlüğümüze kaydederiz sesi, fısıltıyı, sükutu, yürüyüşü. Laurent Mignon’un Gezginin Günlüğü adını verdiği ve ‘dağınık bir dünya şiir antolojisi’ne benzettiği eseri bende bu duyguları uyandırdı. 1971’de Belçika’da doğan Mignon İngilizce, Fransızca, Farsça, Arapça, İspanyolca ve Türkçe’den birbirine çeviriler yapmakta. Türkçe yazılarını, şiirlerini ve şiir çevirilerini Hece, Kaşgar, Çveneburi gibi dergilerde yayımlayan Mignon’un “Hiroşima”sını ve “Yankılanıyor/ Kudüs ezanları/ Gırnata’nın vadilerinde/ nasıl dirilmesin/ Endülüs ruhu/ ölülerin bile/ dirildiği şehirde” diye başlayan “Kudüs” şiirini kolay kolay unutamıyoruz. Gezginin Günlüğü, Lübnanlı şair Adonis’ten, Halil Cibran’dan, İrlandalı Desmond Egan’dan, ABD’li Emiri Bereket’ten, İspanyalı Federico Garcia Lorca’dan, İskoçyalı Hugh Macdiarmid’den, Cezayirli Jean Senac’tan, Fransalı Marceline Desbordes-Valmore’dan, Suriyeli Muhammed el-Mağut’tan, Nizar Kabbani’den, Meksikalı Octavia Paz’dan, Filistinli el-Kasım’dan, Gürcistanlı Vaja Pşavela’dan, Fransalı Victor Segalen’den ve Xavier Grall’dan çevrilen şiirlerden oluşuyor. Kitabın sonunda “Şairler Hakkında Bilgiler” de veren Mignon, önsözde “Okuduğum, sevdiğim, bazen de sevmeyi öğrendiğim şiirlerden oluşuyor bu kitap” diyor ve onu okumalarını kaydettiği bir çeşit not defteri olarak niteliyor. Adonis’le başlıyor Gezginin Günlüğü. Yirminci yüzyılın aynasını yansıtıyor Adonis. Bir tabut; fakat bir çocuk yüzüyle örtülü. Bir kitap; fakat bir karganın bağırsaklarına yazılı. Bir hayvan, üstelik vahşi; fakat çiçekler taşıyarak yaklaşıyor. Cibran Halil kitapta yer alan şiirlerinin birinde “Şöhret”ten söz ediyor. Diyor ki: “Cezirde kuma bir satır yazdım/ o satıra aklımla ruhumu koydum/ medde okumak üzere geri döndüm/ ve ancak cehaletimi gördüm:” İrlandalı şair Desmond Egan feryat ediyor derinlerden, yaralı: “bir insanı kurtarırsan dünyayı kurtarırsın/ ancak birini öldürürsen/ herşeyden bir parça eksilir.” Ana dili Fransızca, baba dili Lüksemburgca olan Laurent Mignon, küçüklüğünde dedesiyle mezarlıkları gezmeye gidermiş. Değişik inançlardan değişik kültürlerin mezarların biçimlerine farklı yansıdığını gözlemleyen Mignon, dünya kültürlerini merak ederek pek çok dil öğrenmiş. Böylece uzun bir geziye çıkmış anlaşılan. Amerika’da yaşayan zencilerin davasını Müslüman toplumcu bir açıdan savunan Emiri Bereket’in “Kafirler” adlı şiiri ilginç. “Köpeğin Varisi” de dikkat çekici: “nasıl da şaşırmış/ deli zenci/ öğrenince/ hayvan hakları/ derneğinin bütçesinin/ azınlık hakları derneğininkinden/ büyük olduğunu.” Bir çelişkinin altını kuvvetle çiziyor Bereket. İnsan diye haykırıyor, hakkı ‘tutup kaldırmak’ istiyor yaralı yüreğiyle. “Amerikan Usulü” yaşamdan ve zihniyetten de söz eden Emiri Bereket, “aşktan tiksinirler/ beş duyuya ve cinselliğe sığınarak/ aşkı koparırlar/ iktidardan/ zekadan” diyerek aşkın da adını koyuyor. Antolojiye on şiiriyle giren Federico Garcia Lorca, Nizar Kabbani ile kitapta öne çıkan şairlerden. Divana, kasideye, gazele özel bir yakınlığı olan bu İspanyalı şair “Görünmeyen Aşka Gazel” adlı şiirinde “sarmaşıklar içinde boğulan bir aydı gırnata” sözleriyle Endülüs kültürüne uzanıyor. Uzayıp gidiyor Gezginin Günlüğü. Fransız şair Marceline Desbordes-Valmore’un, maddî ve manevî huzur bulamayan bu muzdaribin “Sadi’nin Gülleri” adlı şiiri, bence antolojide öne çıkan şiirlerden: “Bu sabah güller getirecektim sana/ kat kat eteklerimi onlarla/ öylesine doldurmuştum ki/ tutamadı onları sıkı dişleri/ patladı dikişler uçuştu güller/ rüzgârda sıvışarak ulaştılar denize/ suyu izlediler bir daha dönmemek üzere/ kızıl dalgalar alevlendi sanki/ bu akşam elbisem hâlâ rayihalı/ kokla üstümde bıraktıkları hatırayı.” İran’ın dev şairi Sadi de böylece giriyor günlüğe. “Şiir çevirmeni, herşeyden önce bir okuyucudur” diyen Mignon, gezintisine devam edeceğe benziyor. Kitaplara, yağmurlara, yapraklara, evren sayfalarına çağırıyor bizi. Yıldızların balkonundan güller uzatıyor.
|