9 Yazı Yusuf Yalçın

Yazar Profili »

İyiliği Allah’tan, Kötülüğün Kuldan Olması / Kader

Ocak 2018, 493 569 Görüntülenme Eklenme Tarih: 08 Şubat 2018 15:05 Yusuf Yalçın

Kader’le ilgili yazı dizimizin geçen aylarda yayınlanan ilk bölümlerinde, Kaderin tanımını yapmış, insanın iradesinden ve tercihlerinden dolayı nasıl mesul olacağından bahsetmiştik.

Bu ayki yazımızda ise, Kur’an’da Nisa Suresi 79. ayetinden geçen “Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir.” ifadesi üzerinde duracağız.

 

Önceki iki yazımızda kulun kendi iradesi ile yapmaya karar verdiği ve fiiliyata geçirdiği fiillerinden dolayı sorumlu olacağını ifade etmiştik. Bu ayet-i kerime ise kulun yaptığı iyiliklerin ona ait olmadığını, sadece kötülüklerin insana ait olduğunu ifade etmekte, görünüşte ilk verdiğimiz bilgiler ile bir çelişki var gibi gözükmektedir.

Aslında bu iki konu arasında bir çelişki yoktur. Şöyle ki: İyiliği emreden Allah, iyiliği yapmak için gereken duygu ve beden donanımını yaratan Allah, bu donanımı kullanmak için ilim, irade ve kudret veren yine Allah’tır. Yani insan bir iyilik yaptığında, o iyiliği irade etmesi dışında her şey Allah’tandır. İşte iyiliğin Allah’tan olması hakikati bunu ifade etmektedir. Kul yaptığı iyiliğin karşılığını, tercihini doğru kullandığı için Allah’tan alır.

Kötülüğün kuldan olması ise, Allah’ın iyiliği emretmesine rağmen, bize iyilik yapmamız için verdiği donanımı kendi özgür irademiz ile kötüye kullanmamızdan kaynaklanır. Bizim tercihimizden sonra, kötü fiilimizi de, neticesini de Allah yaratır; ama biz tercihimizi yanlış kullandığımız için cezasını görürüz. (İkinci yazımızdaki asansör örneğini hatırlayın.)

İyilikler Allah’ın malıdır

 

Evet, iyilikler Allah’ın malıdır; kötülükler ise bizim. Zira işlediğimiz bütün iyilikleri Allah’ın bize verdiği sermaye ile işlemekteyiz.

Mesela Kur’an’ı okuduğumuzda;

-Onu okuduğumuz dili yaratan Allah’dır, bu dildeki ses telleri Allah’ındır.

-Ses tellerinden çıkan sesi, havada yayan zerreler Allah’ındır.

-Kur’an’a baktığımız göz Allah’ındır.

-Göze görme yeteneğini veren, görmeyi yaratan Allah’tır.

-Gözün görmesi için ışığı yaratan Allah’tır.

-Okuduğumuz Kur’an, Allah’ın kelâmıdır ve Onun kitabıdır.

-Kur’an’ın yazıldığı kâğıt ve o kâğıttaki mürekkep yine Allah’ın yarattığı maddedir.

-Okuduğumuzu anlamamızı sağlayan aklımız, hafızamız yine hep Allah’ındır.

-Kur’an okumayı emreden de Allah’tır.

-Kalbimizde Kur’an okumaya karşı bir muhabbet koyan da Odur.

-Daha saymakla bitiremeyeceğimiz, Kur’an okumamız için gereken her şey Allah’ındır.

Bizim elimizde ise sadece, icada/yaratmaya kabiliyeti olmayan kendi özgür irademiz vardır. Biz yalnızca irademizle Kur’an okumak isteriz, bundan geriye ne varsa hepsi Allah’ın yaratmasıyla olur, Allah’a aittir. 

Öyleyse yaptığımız iyilikler karşısında bize düşen, yaptığımızla gururlanmak değil, tevazu ile bu hayırlı ameli bizim için yaratan Allah’a şükür değil midir?

Kötülükler bize aittir

 

Ama eğer biz, bize verilen bu göz ve dil sermayesini yanlış yerde kullanarak, bunlarla Kur’an okumaya bedel, haram ve günah şeyler okursak. O zaman bize emanet edilen göz, dil, akıl gibi emanet sermayeleri yanlış yerde kullanmış ve bu günahın sorumlusu ve tek sahibi olmuş oluruz.

Yaptığın iyilikle gurur değil şükür edilmeli

 

Bir örnek daha verelim. Bir fakire sadaka verdiğimizi düşünelim. 

-Evvela sadaka verdiğimiz fakiri Allah yarattı ve onu bizimle Allah karşılaştırdı.

-Sadakayı verdiğimiz malı Allah bize ihsan etti, sadakayı verdiğimiz eli O yarattı.

-O fakire karşı şefkat ve merhamet duygusunu kalbimize O koydu.

-Verdiğimiz sadakayı bereketlendirip bize daha fazlasını yine O ihsan etti.

Daha bunlar gibi, sadakanın verilmesi için gerekli bütün şartları ve imkânları Allah yarattı, bizim elimizde olan ise sadece sadaka verme arzumuzdur. Haddizatında bu arzu dahi Allah’a aittir.

Hâl böyle iken: “Bu fakire ben yardım ettim, bu iyilik benim malımdır.” demek, boş bir iddia olacaktır.

Ancak eğer biz, o fakire sadaka vereceğimiz yerde; o mal ile içki alsak, kumar oynasak ya da herhangi bir haramı satın alsak. O zaman biz mesul oluruz. Çünkü o sermaye böyle adi işler için verilmemişti. Biz, bize verilen sermayeye ihanet ettik, tek mesul biziz ve bu günah bizim malımızdır.

Şimdi bu iki örneğe, diğer bütün iyilikleri ve güzellikleri kıyas edelim! Onların yaratılması için gerekli olan sebepleri ve şartları düşünelim! Sonra da elimizde olana, yani icada kabiliyeti olmayan cüz-i iradeye bakalım! Ve bu cüz-i irade ile, yani isteme duygusuyla bu güzelliklerin yaratılamayacağını düşünerek, bütün iyilikleri ve sevapları Allah’a teslim edelim! Bu iyilikleri bizim için yaratan Allah’a şükredelim!



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Dünyanın Issız Bir Köşesindeki İslam’ı Hiç Duymayan İnsanın Mesuliyeti nedir?

“Bizler Müslüman bir memlekette, Müslüman anne ve babadan doğduk. Ancak dünyanın ıssız bir köşesinde veya İslam’ın hiç duyulmadığı bir diyarda, Müslüman olmayan anne ve babadan dünyaya gelen bir insan, Müslüman olmadığı için cehenneme mi gidecek? Bu insan da bizim doğduğumuz şartlarda doğsaydı o da Müslüman olurdu. Bu Allah’ın merhametine zıt bir durum değil mi?”

Devamı »

Kader'e İman, İmanın Şartlarından mıdır?

Günümüzde bazıları kadere imanın, imanın şartlarından olmadığını savunmaktadırlar. Peki kadere iman, imanın şartlarından mıdır? Kur’an’da “kadere iman” var mıdır? Bir kimse kadere iman etmese ve onu inkâr etse iman dairesinden çıkar mı?

Devamı »

Kader Değişir mi?

Kader hakkında düşünen ve kaderin sırlarına vâkıf olmayan kişilerin, kendi kendilerine en çok sordukları ve cevabını en çok merak ettikleri sorulardan bir tanesi de “kaderin değişip değişmeyeceği” meselesidir.

Devamı »

Sonumuz Belli ise Neden Dünyaya Gönderiliyoruz?

Bizim yaratılış gayemiz başka, sonumuzu bilmek başka meselelerdir.

Devamı »