5 Yazı Yusuf Yalçın

Yazar Profili »

İyiliği Allah’tan, Kötülüğün Kuldan Olması / Kader

Ocak 2018, 493 51 Görüntülenme Eklenme Tarih: 08-02-2018 15:05

Kader’le ilgili yazı dizimizin geçen aylarda yayınlanan ilk bölümlerinde, Kaderin tanımını yapmış, insanın iradesinden ve tercihlerinden dolayı nasıl mesul olacağından bahsetmiştik.

Bu ayki yazımızda ise, Kur’an’da Nisa Suresi 79. ayetinden geçen “Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir.” ifadesi üzerinde duracağız.

 

Önceki iki yazımızda kulun kendi iradesi ile yapmaya karar verdiği ve fiiliyata geçirdiği fiillerinden dolayı sorumlu olacağını ifade etmiştik. Bu ayet-i kerime ise kulun yaptığı iyiliklerin ona ait olmadığını, sadece kötülüklerin insana ait olduğunu ifade etmekte, görünüşte ilk verdiğimiz bilgiler ile bir çelişki var gibi gözükmektedir.

Aslında bu iki konu arasında bir çelişki yoktur. Şöyle ki: İyiliği emreden Allah, iyiliği yapmak için gereken duygu ve beden donanımını yaratan Allah, bu donanımı kullanmak için ilim, irade ve kudret veren yine Allah’tır. Yani insan bir iyilik yaptığında, o iyiliği irade etmesi dışında her şey Allah’tandır. İşte iyiliğin Allah’tan olması hakikati bunu ifade etmektedir. Kul yaptığı iyiliğin karşılığını, tercihini doğru kullandığı için Allah’tan alır.

Kötülüğün kuldan olması ise, Allah’ın iyiliği emretmesine rağmen, bize iyilik yapmamız için verdiği donanımı kendi özgür irademiz ile kötüye kullanmamızdan kaynaklanır. Bizim tercihimizden sonra, kötü fiilimizi de, neticesini de Allah yaratır; ama biz tercihimizi yanlış kullandığımız için cezasını görürüz. (İkinci yazımızdaki asansör örneğini hatırlayın.)

İyilikler Allah’ın malıdır

 

Evet, iyilikler Allah’ın malıdır; kötülükler ise bizim. Zira işlediğimiz bütün iyilikleri Allah’ın bize verdiği sermaye ile işlemekteyiz.

Mesela Kur’an’ı okuduğumuzda;

-Onu okuduğumuz dili yaratan Allah’dır, bu dildeki ses telleri Allah’ındır.

-Ses tellerinden çıkan sesi, havada yayan zerreler Allah’ındır.

-Kur’an’a baktığımız göz Allah’ındır.

-Göze görme yeteneğini veren, görmeyi yaratan Allah’tır.

-Gözün görmesi için ışığı yaratan Allah’tır.

-Okuduğumuz Kur’an, Allah’ın kelâmıdır ve Onun kitabıdır.

-Kur’an’ın yazıldığı kâğıt ve o kâğıttaki mürekkep yine Allah’ın yarattığı maddedir.

-Okuduğumuzu anlamamızı sağlayan aklımız, hafızamız yine hep Allah’ındır.

-Kur’an okumayı emreden de Allah’tır.

-Kalbimizde Kur’an okumaya karşı bir muhabbet koyan da Odur.

-Daha saymakla bitiremeyeceğimiz, Kur’an okumamız için gereken her şey Allah’ındır.

Bizim elimizde ise sadece, icada/yaratmaya kabiliyeti olmayan kendi özgür irademiz vardır. Biz yalnızca irademizle Kur’an okumak isteriz, bundan geriye ne varsa hepsi Allah’ın yaratmasıyla olur, Allah’a aittir. 

Öyleyse yaptığımız iyilikler karşısında bize düşen, yaptığımızla gururlanmak değil, tevazu ile bu hayırlı ameli bizim için yaratan Allah’a şükür değil midir?

Kötülükler bize aittir

 

Ama eğer biz, bize verilen bu göz ve dil sermayesini yanlış yerde kullanarak, bunlarla Kur’an okumaya bedel, haram ve günah şeyler okursak. O zaman bize emanet edilen göz, dil, akıl gibi emanet sermayeleri yanlış yerde kullanmış ve bu günahın sorumlusu ve tek sahibi olmuş oluruz.

Yaptığın iyilikle gurur değil şükür edilmeli

 

Bir örnek daha verelim. Bir fakire sadaka verdiğimizi düşünelim. 

-Evvela sadaka verdiğimiz fakiri Allah yarattı ve onu bizimle Allah karşılaştırdı.

-Sadakayı verdiğimiz malı Allah bize ihsan etti, sadakayı verdiğimiz eli O yarattı.

-O fakire karşı şefkat ve merhamet duygusunu kalbimize O koydu.

-Verdiğimiz sadakayı bereketlendirip bize daha fazlasını yine O ihsan etti.

Daha bunlar gibi, sadakanın verilmesi için gerekli bütün şartları ve imkânları Allah yarattı, bizim elimizde olan ise sadece sadaka verme arzumuzdur. Haddizatında bu arzu dahi Allah’a aittir.

Hâl böyle iken: “Bu fakire ben yardım ettim, bu iyilik benim malımdır.” demek, boş bir iddia olacaktır.

Ancak eğer biz, o fakire sadaka vereceğimiz yerde; o mal ile içki alsak, kumar oynasak ya da herhangi bir haramı satın alsak. O zaman biz mesul oluruz. Çünkü o sermaye böyle adi işler için verilmemişti. Biz, bize verilen sermayeye ihanet ettik, tek mesul biziz ve bu günah bizim malımızdır.

Şimdi bu iki örneğe, diğer bütün iyilikleri ve güzellikleri kıyas edelim! Onların yaratılması için gerekli olan sebepleri ve şartları düşünelim! Sonra da elimizde olana, yani icada kabiliyeti olmayan cüz-i iradeye bakalım! Ve bu cüz-i irade ile, yani isteme duygusuyla bu güzelliklerin yaratılamayacağını düşünerek, bütün iyilikleri ve sevapları Allah’a teslim edelim! Bu iyilikleri bizim için yaratan Allah’a şükredelim!


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Ezeliyet Ne Demektir?

Kader meselesinin anlaşılmasına engel olan en büyük sebep, “zaman” ve “ezel” kavramlarının birbiriyle karıştırılmasıdır. İnsan, zaman ve mekân içerisinde yaşadığı için, her hadiseyi ve hakikati zaman ölçüsüne göre değerlendirmekte ve ezeli, zamanın başlangıcı zannetmekle hata yapmaktadır. İşte bu yanlış bilgi sonucu kader anlaşılmıyor.

Devamı »

İyiliği Allah’tan, Kötülüğün Kuldan Olması / Kader

Kader konuları

Devamı »

TERCİH ETMEK VE YARATMAK

Devamı »

Kader nedir?

Kader değişir mi? Allah, benim kaderime günah işleyeceğimi yazmışsa benim suçum ne? Evlilik de kader midir? Madem kaderinde ölecek yazılmış, o halde onu öldüren niçin katil ve suçlu oluyor? Katil öldürmeseydi yaşayacak mıydı? Madem kaderimizde cennete veya cehenneme gideceğimiz yazılı, o halde bu imtihan niçin? Ben kaderimi değiştirebilir miyim?

Devamı »