6 Yazı Muhiddin Yenigün

Yazar Profili »

İslam Akıl ve Mantık Dini midir?

Ocak 2018, 493 376 Görüntülenme Eklenme Tarih: 08 Şubat 2018 23:24 Muhiddin Yenigün

Çok sık karşılaştığımız bir cümledir bu:

“Öyle şey olur mu? İslâm akıl ve mantık dinidir…”

Bunun altında yatan mana aslında şu olmalıdır:

“İslâm’da akla aykırı bir şey olmaz.”

Fakat bu cümleyi duyduğumuz durumları şöyle bir gözümüzün önüne getirdiğimizde, bu mananın kast edildiğini düşünebilmek için oldukça iyimser, fazlaca hüsn-ü zan sahibi olmak gerekir. Zira bu cümle, genelde şahit olduğumuz şekliyle şu anlamda kullanılmaktadır:

“Bu söylediğin benim fikrime uymuyor. O halde, İslâm’da böyle bir şey yoktur.”

Bu tespitten sonra, bu ifadeyi biraz inceleyelim.

Bakalım gerçekten İslâm, akıl ve mantık dini midir?

Her insan, farklı bir fıtratta yaratılmıştır. Kimi sakin, kimi heyecanlı, kimi asabi, kimi de vurdumduymaz olabilir. Bazısı çok konuşur, bazısı ağzını açmaz, bazısı okumadan duramaz bazısınınsa, uyumadan okuyabileceği maksimum yazı uzunluğu bir sayfadır. Sabahtan akşama kadar çiftte çubukta çalışan da vardır, bilgi işlem merkezinde yazılım yapan da.

Bu saydığımız insanların hepsinin, kendine göre doğruları vardır ve bu doğruları ya kendi akılları ile bulmuşlar ya da bulan birinden öğrenmişlerdir.

Fakat bu doğrular, ne kadar birbirine yakın bile olsalar, birbiri ile aynı doğrular değildir.

Onlarca yıl ortak bir hayatı paylaşmış eşlerin bile, tüm doğrularının aynı olduğunu söyleyemeyiz. Burada kast ettiğimiz doğruların, sadece inanç anlamında değil, her türlü doğru bilgi ve tecrübeyi kapsadığını da belirtelim.

Hal böyle iken İslâm’ın, son kez gelmeye başladığı altı yüz on bir yılından bu yana yaşamış milyarlarca kişinin, hangisinin doğrularına göre düzenlenmesi uygun olacaktı?

Şu anda hayatta olan Müslümanların, meselâ yüz tanesinden rica etsek ve kusursuz bir dinin nasıl olması gerektiğini sorsak, yüz tane aynı cevabı alır mıyız? İşin içine bir de Müslüman olmayanları katarsak, ortaya nasıl bir sonuç çıkar acaba?

Bu kişilerin hepsi kendi doğruları çerçevesinde, hayat tecrübelerinin ışığında, akıl erdirebildikleri konularda bir şeyler ortaya çıkaracaklardır elbette. Ve yazdıkları, kendilerine göre en mükemmel, en doğru, akla ve mantığa en uygun olan din tarifi olacaktır.

Bir de şu açıdan bakalım:

Her Müslüman’ın kayıtsız şartsız kabul ettiği bir yaratıcı var. Bu öyle bir yaratıcı ki, tüm kâinatı hiçten var etmiş, yaratmış; kaç milyar yıldır da idare etmektedir.

Bu uzun sürenin sonuna yakın bir zamanda da, insanı sahneye çıkarmıştır. Üstelik bu yaratıcı insanla muhatap oluyor, onunla konuşuyor ve onu ne amaçla yarattığını açıkça ifade ediyor. Yarattığı, hayat verdiği kulundan ne istediğini de açık bir şekilde bildiriyor.

Yani bu yaratmayı, amaçsız ve başıboş bırakmak üzere yapmadığını, yarattıklarına tebliğ ediyor.

Şimdi böyle bir ilim, hikmet, irade ve kudret; kendisiyle nasıl muhatap olacağımızı ve uymamız gereken kuralları, bizim daha kendimizi bile idare etmekten aciz akıl ve mantığımıza bırakır mı? Ya da şöyle ifade edelim:

Bu kuralları koyma hakkı, bizim aklımıza mı ait olmalı, yoksa Rabbimize mi ait olmalıdır?

Rabbimiz, koyduğu kuralların doğruluğuna, her bir yarattığı kulunu ikna etmek durumunda mıdır? Yoksa ona inanan kulu, bu kuralların doğruluğunu kabul edip, hikmetini mi araştırmalıdır?

Evet, İslâm akıl ve mantık dinidir. Eğer İslâm’ın bir emri aklımıza uymuyorsa, ilk şüphe edilmesi gereken İslâm değil, aklımız olmalıdır.

Acaba o zamana kadar, bize kesin doğrular diye öğretilen şeyler, gerçekten doğrular mı, yoksa başkalarının doğruları mı?

Konuyu kapatmadan şunu da söylemeliyiz:

Aklımıza uymayan şey, gerçekten de İslâm’a uygun olmayabilir. Böyle bir durumda, bir bilginin doğruluğunun tespiti için kullanılabilecek testlerden faydalanmak uygun olacaktır.

Kur’an’da açıkça ifade ediliyor mu?

Konu ile ilgili sahih hadis var mı?

Önceki âlimler ne demişler?

Konu ile ilgili kim bir şey söylüyor?

Kime söylüyor?

Niçin söylüyor?

Ne makamda söylüyor?



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Günün Modası: Deizm

Deizm, insanın akıl kapasitesinin yaratıcıyı anlamaya yetmediğini kabul etmek yerine, kendi akıl kapasitesine göre bir yaratıcı üretmesidir.

Devamı »

Neizm, Neizm?

Son yıllarda özellikle gençler arasında yaygınlaştırılmaya çalışılan bir düşünce akımı ortaya çıktı: deizm.

Devamı »

Yeni Sembolizm

Ulvi hakikatlere ayna olarak görülmesi gereken semboller, o asıllara perde haline mi dönüştü acaba?

Devamı »

Hayat Fırsattır / Bor’un Pazarı Toplanmadan

“Bugünün işini yarına bırakma!” atasözü, konu uhrevi işler olduğu zaman “Yarına bırakabileceğin işe bugün bulaşma!” şekline mi dönüşüveriyor acaba?..

Devamı »