6 Yazı Dr. Selçuk Eskiçubuk

Yazar Profili »

Nasıl konuşabiliyoruz?

Aralık 2017, 492 510 Görüntülenme Eklenme Tarih: 25 Ocak 2018 12:23 Dr. Selçuk Eskiçubuk
Her çocuk annesinden aldığı eğitimle konuşmaya başlar. Her milletin ana dili, kaderin bir mührüdür. Farklı farklı oluşları yaratılmadan önce planlanmış ve kader defterine yazılmıştır.

Her çocuk annesinden aldığı eğitimle konuşmaya başlar. Her milletin ana dili, kaderin bir mührüdür. Farklı farklı oluşları yaratılmadan önce planlanmış ve kader defterine yazılmıştır. 

Annesinden konuşma öğrenen bir bebeğin beynine bir düşünme programı kurulur. Bu yüzden eğitim ve öğretimde anadilin üstünlüğü ve kolaylığı vardır. 

Çocuklar acelecidir, çok hızlı düşünür ama düşündüklerini ifade etme noktasında konuşması bazen düşüncesine yetişemez. Kadınlar biyolojik olarak konuşma konusunda daha yetenekli yaratılmışlardır. Erkeklerin beyinlerindeki konuşma alanı ise streslere karşı daha kırılgandır. 

 

Dilini kullanmak; ama nasıl?

 

Başlıktaki söz, Yunus Emre’ye ait güzel bir sözdür, hepiniz duymuşsunuzdur. Herkes konuşur, söyler ama bazılarının sözü tesirlidir, dinleyenleri etkiler. Bu o kişinin üslubundan kaynaklanır. 

Konuşma ile düşünme arasında ayrılmaz bir bütünlük vardır ve dil, zekâ ve konuşma arasında son derece yakın ilişki bulunur. Güzel gören güzel düşündüğü için bu güzellik konuşmaya da yansır. Güzel konuşmak bir sanattır. Bazıları güzel sözlerle yalanı, yanlışı doğru gösterebilir buna cerbeze denir. Bunun için her söylenene kanmadan akıl süzgecinden geçirmek lazımdır. 

Bazıları da dilinin belasını çeker, fazla ve lüzumsuz konuşur, gevezelik eder ve dinleyenleri sıkar. Dil gibi bir nimetin değerini lüzumsuz ve gereksiz konuşmalarla düşürürler.

Muâz b. Cebel (ra) Resûlullah Efendimiz’e (asm) “Ey Allah’ın Resûlü söylediklerimizden sorumlu tutulacak mıyız?” diye sorduğunda, Peygamber Efendimiz, “Allah iyiliğini versin ey İbn Cebel! İnsanları yüzleri üstü cehenneme sürükleyen, ancak dillerinin kazandığı günahtan başka ne olabilir?” diye buyurdu. (Tirmizi, İman)

 

Nasıl konuşuyoruz?

 

İnsanlar konuşur ama konuşmak olayında o kadar farklı organların rolü ve aralarında öyle hassas bir organizasyon vardır ki, ancak konuşma yeteneğini kaybeden insanların incelenmesiyle son yüzyılda bunların rolü anlaşılabilmiştir.

Konuşma için, önce herhangi bir duyu organımızdan, beyin kabuğuna gelen bilgilerin alınması, kendi içinde yorumlanması ve daha sonra diğer duyulardan gelen bilgilerle karşılaştırılarak tekrar yorumlanması gereklidir. Mesela görme ile ilgili bilgiler önce artkafa bölgemizde (occipital kortekste) bulunan görme merkezine gelir ve burada yorumlanır. Daha sonra tekrar yorumlanmak üzere konuşma ile iki merkezden biri olan Wernicke alanına iletilir.

İşitme ile ilgili bilgiler de önce şakak bölgesinin (temporal lob) üst kısmında bulunan işitme alanına gelir ve burada yorumlanır. Elde edilen bilgiler daha sonra yine Wernicke alanına gönderilir.

Dokunma ve ağrı ile ilgili bilgiler önce yan kafa loblarının (parietal loblar) ön kısmında bulunan dokunma alanına gelir ve burada yorumlanır. Dokunma duyusuna ait bu işlenmiş bilgiler de yine Wernicke alanına iletilir. Netice olarak bütün duyuların, hafızadaki eski bilgilerle karşılaştırılıp yorumlandıktan sonra Wernicke alanına iletildiğini söyleyebiliriz. Burada bütün bilgiler yeniden yorumlanmakta ve konuşma esnasında kullanılacak kelimeler burada seçilmektedir. Seçilen kelimeler mânâlı bir şekilde burada dizilmektedir. Konuşma için kelime hafızasının zenginliği çok önemlidir.

* Beyin kabuğundaki görme duyularının yorumlandığı artkafa bölgesinde bir harabiyet olursa, yazılan kelimeleri anlama kabiliyeti ortadan kalkar. 

* İşitme duyularının yorumlandığı şakak lobunda bir harabiyet olursa konuşulan kelimeleri anlama kabiliyeti ortadan kalkar. 

* Eğer Wernicke alanı tahrip olursa, konuşulan veya yazılan kelimeler tek tek algılansa da, ifadeler bir bütün olarak, düşünce ifade edecek şekilde yorumlanamaz.

 

Düşündüğünü ifade edebilmek

 

Beyin kabuğundaki konuşma ile ilgili ikinci bir merkez daha vardır onun adı da Broca alanıdır. Bu bölge beynin alın (frontal) kısım kabuğunun arka tarafında bulunur. Kelimelerin ve kısa cümleciklerin ifadesi için motor kalıplarının oluşturulduğu bu bölgeye, Wernicke alanından gelen sinyallerle yorumlanan ve sentezlenen düşünceler aktarılır. İşte Broca alanı bu düşüncelerin kelimelere dökülmesinde ve bu dizilmiş kelimelerin ses tellerimize iletilmesinde rol alır. Eğer Broca alanı tahrip olursa, kişi söylemek istediğini bilir ve buna karar verir, ancak kelimeleri seçemez, mânâlı konuşma yapamaz ve anlamsız sesler çıkarır

Konuşmanın olabilmesi için ses tellerine ve nefese de ihtiyaç vardır. Bunlarda da bir rahatsızlık olması yine konuşmaya engel olur.

İşte konuşma olayı bu kadar karmaşık bir olaydır ama hiçbir aksama olmaksızın düzenlenerek konuşma sağlanır. Bu kadar büyük bir organizasyonla yapılan konuşma faaliyeti herhalde bize gereksiz konuşmalar yapmak için verilmemiştir. Bir gün konuşma yetimizi kaybedersek o zaman kıymetini anlayabiliriz ama aslolan onu kaybetmeden değerini bilmek ve şükretmektir, değil mi?



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kalbinizi Çantada Taşısaydınız

Kalbimiz bir saatte 300 litre, bir günde 7200 litre kan pompalar.

Devamı »

Kalpten Büyük Maratoncu Var mı?

Kalp dakikada 5 litre kan pompalar. Bu, saatte 300 litre, günde 7200 litre kan pompalaması demektir.

Devamı »

Her Hücremizde Çevreci Enerji Santralleri mi Var?

Mitokondriler besin maddeleri ve oksijenden enerji üretirler. Enerji üretirken çevreyi yani hücreyi hiçbir şekilde kirletmez, sessiz sedasız çalışırlar.

Devamı »

Hücredeki Yönetici Memurlar

Her milletin bir dili, bir de alfabesi vardır, onlara göre yazar, konuşur. Hücrelerin de dili ve alfabesi vardır. Bu alfabenin 4 harfi (molekülü) vardır ve bütün yazılım hücre çekirdeği içinde bulunan DNA’lardadır. Bunlar adeta hücrenin yönetimiyle görevli memurlardır.

Devamı »