26 Yazı Ayten Yadigâr

Yazar Profili »

Su ve İnsan

Mayıs 2018, 497 376 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Mayıs 2018 02:55 Ayten Yadigâr

Japon bilim adamı Dr. Emoto’nun su kristalleri üzerine yaptığı bir araştırma neticesinde ulaştığı ilginç sonuçlar çoğumuzun malumudur.  Dondurulmuş suya yazılı ve sözlü ifadelerle farklı duygu ve düşünceler yönlendirildiğinde farklı tepkiler verdiğini fotoğraflarla ortaya koymuştu Dr. Emoto. Su olumlu, güzel kelime ve müziklere çok güzel desenlerde kristaller oluşturarak tepki verirken, olumsuz kötü sözler ve heavy metal türü müziklere maruz bırakıldığında kristal oluşturmadığı gözlemlenmişti. Kelimelerin suyu bu şekilde etkilediğinden yola çıkılarak da yüzde 70’i sudan oluşan insanın çevreden gelen bilgilere göre olumlu veya olumsuz yönde etkileneceği konusunda düşünceler paylaşılmıştı.

Gerçekten de bazı insanlarla konuşmanın bizi rahatlatıp huzur verdiğini, kendimizi daha iyi, mutlu ve güçlü hissettirdiğini; bazılarının ise canımızı sıktığını, yüreğimizi daralttığını, bizleri karamsarlık, stres, çaresizlik, zayıflık, güvensizlik gibi olumsuz duygu ve düşüncelere sevk ettiğini tecrübe etmişizdir hepimiz.

Burada suyun tepkisini belirleyen asıl unsurun hangi dilden olursa olsun söylenen sözlerin anlamının güzel veya çirkin/iyi veya kötü olması da ilginç. Zaten konuşulan dillerin farklı farklı olması Allah’ın ayetlerinden değil mi? O halde insanlık adına iyi, güzel, faydalı olanın dillendirildiği; insani değerlerin bireysel ve toplumsal planda yaşanır kılındığı oranda, insan onuruna yakışan bir hayatın mümkün olabileceğini söyleyebiliriz.  Sevgi ve saygıya dayalı insan ilişkileri kurup yaşatabiliyorsak bunun toplumda hukukun üstünlüğü, adalet ve barışın tesisi gibi yansımaları olacağını umut edebiliriz.

Maddi ve manevi anlamda böyle temiz bir çevrenin kurulması iyi değerlerle donanmasını arzu ettiğimiz gelecek nesillerin yetişmesi açısından çok önem arz etmekte. Nitekim Dr. Emoto’nun deneyinde çok temiz kaynaklardan gelen su örnekleri ile kendilerine sevgi dolu sözcükler söylenen su örneklerinin çok parlak, yoğun motifli, simetrik  ve çok renkli desenler oluşturmaları; buna mukabil çevre kirliliğinin çok olduğu bölgelerden gelen su örnekleri veya negatif düşüncelere maruz bırakılan su örneklerinin koyu renkli, asimetrik ve tamamlanmamış motifler oluşturmaları düşünen insanlara bir şeyler söylemekte.

Evet, kelimeler ruhumuza ve hayatımıza etki ediyor. Kimileri maddi ve manevi anlamda hasta ederken bizi, kimileri de şifa oluyor. Öyleyse düşünmeli kelime dağarcığımızda neler var? Bu kelimeleri hangi kaynaktan beslenerek edindik, nasıl bir anlam yükledik ve kullanır olduk kendimizi, duygularımızı ve düşüncelerimizi ifade ederken? Günlük konuşmalarımızda hangi kelimeler ön plana çıkıyor ve ne niyetle konuşuyoruz? Konuşmalarımız kendimize ve çevremize hastalık mı şifa mı oluyor?

Son zamanlarda görsel medya ve internet üzerinden sürekli gündemde tutulan haberlere bakıldığında aile kurumu ile birlikte zikredilen kelimelere dikkat çekmek gerekiyor bu noktada. Aile ki toplumun temel taşıdır, insanın da ilk çevresidir. Dünyaya gelen savunmasız; ilgi, şefkat ve bakıma muhtaç yavruların korunup gözetlendiği, sevgi ve ihtimamla büyütüldüğü ve hayata hazırlandığı güven ortamlarıdır. Hayatı anlamlı kılan ilk öğrenmeler ailede edinilir. İnsan olma okuludur bir anlamda aile. Kadın ve erkeğin anne-baba olmayı öğrendiği, birbiri ile ve aileye dahil olan her bir çocuk ile sürekli duygu düşünce terbiyesinden geçtiği, eksiğini tamamladığı, kemâle yürüdüğü bir hayat okuludur aynı zamanda.

Böylesine olumlu bir anlam çerçevesi içinde düşünülmesi gereken, toplumsal hayatın bugünü ve geleceği açısından bu kadar önem arz eden aile kurumunun temellerinin kendisiyle birlikte sık sık zikredilir hale gelen kelimelerle sarsılmakta ne yazık ki. Şiddet, istismar, tecavüz, aldatma, boşanma, cinayet… Sözlü ve yazılı olarak telaffuz edilmeleri bile insanda can sıkıntısına yürek daralmasına yol açan kelimeler… Aklımıza, kalbimize, hayatlarımıza çarpa çarpa dönüp dolaştırılıyorlar gündemde. Giderek insana olan güven sarsılıyor, adalet duygusu inciniyor, geleceğe dair umutlar zayıflıyor…

Büyüğüyle küçüğüyle bu kelimelere maruz kalan insanların ruhlarında ne dalgalanmalar, ne sarsıntılar, ne karmaşalar yaşandığını varın siz düşünün. Aileden başlayıp giderek topluma sirayet edecek bir çözülmenin ayak sesleri değil mi bunlar? Tam da ülkemizin geçmekte olduğu zorlu bir süreçte milletçe birlik, beraberlik, dayanışma ve ortak gelecek için el ele verme vakti iken…

İnsan kaynaklı sorunların çözümü yine insandadır. Kötülüğü iyilikle savmak gibi meşakkatli ama Allah katında çok makbul bir mücadele yolu var önümüzde. Yapıcı bir dil, sorunların çözümünde önemli muhakkak. Ancak önceliğimiz kendimizden başlayarak iyiliği artırmak, güzel örneklik sunmak olmalı ki, toplumda arzu ettiğimiz iyilik, güzellik dalga dalga hayat bulabilsin.

Su gibi aziz insanlardan müteşekkil izzetli bir toplumun tesisine katkı sunmak… Düşüncesi bile güzel!..



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yolculuğu Güzel Kılan Yolcu Olmak

“Yolun Sahibi”ne hamd olsun, kendinden asırlar sonra gelen biz garip yolculara böylesi güzel bir örneklik bırakan “En Güzel Yolcu”ya da selam olsun!..

Devamı »

Hesabî Bir Dünyada Hasbî Nesiller Yetişir mi?

İnsani değerlerle donanmak veya bunlardan mahrum kalıp sayısal değerler ve rakamlar üzerinden bir anlam dünyası inşa etmek iki kavramı çağrıştırıyor zihinlere… Hasbilik ve hesabilik… Biz nasıl bir nesil yetiştirmek istiyoruz sorusuna bu kavramlar üzerinden de cevap arayabiliriz.

Devamı »

Ağaçlardan İnsanlara, İnsanlığa...

İnsan odaklı yaklaşımlara ihtiyacımız var en çok… “İnsan insanın kurdu değil, yurdudur” diyen, insanı insandan eden değil insanı insana yakın eden, yeniden insan insana tanış ve biliş olmayı mümkün kılan anlayışlara...

Devamı »

Modernleşme Baskısı ve Eğitim: Ladakh Örneği

Bilginin kuşaktan kuşağa aktarılması da eğitimin bir başka boyutudur. Ladakhlılar büyüklerini izleyerek giyim ve barınak ihtiyaçlarını kendilerince nasıl karşılayabileceklerini öğrenirler. Eğitim yerel odaklı ve yaşanan hayatla iç içedir. Modern okullarda ise bu tür bilgi verilmez. Çocuklar ekolojik toplumdan ziyade teknolojik toplum şartlarına göre yetiştirilir. Okul geleneksel yeteneklerin unutulduğu, daha kötüsü küçümsendiği yerlerdir.

Devamı »