21 Yazı Selim Gündüzalp
Genel Yayın Yönetmeni

Yazar Profili »

Kaç Bayram Kaldı Ömrümüzden Geriye?

Haziran 2018, 498 133 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Haziran 2018 01:09 Selim Gündüzalp

“Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Amin!” (Sözler, 33)

 

Bayram namazından sonra mezarlığın yolunu tuttu genç adam. Babasının kabri başında her bayram Yasin-i Şerif okuduğu ve o yüzünü bile görmediği sevgili amcasının mezarının bulunduğu kabristana doğru yürüdü.

“Yıllar ne de çabuk geçiyor. Yolun üzerindeki şu ihtiyar çeşme hâlâ birkaç damla da olsa suyunu veriyor susayanlara.”

Onunla da bayramlaştı…

“Bu çeşmeden dökülen damlalar gözyaşları mı yoksa; sokaktan her geçeni böyle mi uğurluyor?..”

Bir sır var sokağın yolcularıyla bu çeşmenin arasında… Öyle ya; bulutlar yeryüzü mahlûkatına rahmet elçisi de çeşmeler değil mi?..

Sonra her zamanki gibi kıvrım kıvrım yollardan kabristana doğru yürüdü.

Huzurla karışık bir hüzün rüzgârı dolanıyordu içinde. Gördüğü dostlarıyla selamlaşıp bayramlaşıyor, bir yandan da geçmişe, çocukluk günlerinde babasıyla, kardeşleriyle beraber kabristana gidişlerini hatırlıyordu şimdi bu yollardan geçerken.

Değişene de değişmeyene de şaşırarak, duasını okuyup, salât-u selam getirerek tekbirlerle yürüyor, bir yandan da yaşaran gözlerini siliyordu. Bayram sabahı ağlamanın sırası değildi ama gönlüne de sözü geçmiyordu.

Herkes bayram sevincini yaşarken evlerinde yalnız başına kalanların buruk acısını hissetti içinde. Ramazanda, iftar vaktinde bir başına kalmanın o yürek yakan acısını; bir de bayram sabahları kapısı çalınmayanların halini hissetti…

Her zamanki gibi amcasının mezar taşını bulmakta zorlandı genç adam. Biraz uzasa da bu iş, heyecanlı bir oyuna dönüşüyor, bulmaca çözmek gibi bir şey oluyordu her gelişinde. İstisnasız her defasında yaşıyordu bunu. Hele de otlar kesilmemiş ve diz boyuna yükselmişse...

Sonunda mezar taşını buldu. Hemen okumaya başladı. Kabristan epey kalabalıktı. Yakındaki kabirlerin etrafında da Kur’an okuyan tanıdıkları vardı. Onlar da değişen yüzleri ve çehreleriyle bakıp selam veriyorlardı.

Hayat bir ayna gibi değil mi!.. Herkes kendi aynasında birbirinin hayatını görüyordu. Yıllar yavaş yavaş onların da saçlarına tırpan atmaya başlamıştı. Adım adım geçiyorlardı gençlik yıllarından.

Duasını bitirir bitirmez, sevgili dostlarının isim listesini çıkardı küçük siyah cüzdanından, onların da yakınlarını yâd ederek hepsinin ruhlarına üç İhlâs ve bir Fatiha okudu, kısa bir hatim yaptı. Başta Hazreti Peygamber Efendimiz’in (asm) ve Onun âl ve ashabının ruhuna bağışladı, salât-u selamlar getirdi.

Başını kaldırdı ardından; hemen üzerindeki dalın yaprağına iki parmağıyla şöyle bir dokundu, onun da ibadetine katılmak ister gibi. Yaprağın üzerinde sabahtan kalma bir çiğ damlası kımıldadı ve kabrin üzerine düştü.

Bir damla deyip geçmeyin. Rahmetin küçüğü olmaz… Allah dilerse bir damla su bir tohumu çatlatır da, ondan koca bir ağaç çıkarır… Hayat da böyle işte. Nice nimetler, rahmetler bizi bekler ki, biraz kımıldayalım, bir şeyler yapalım da bir çiğ tanesini harekete geçirelim…

Bildiklerimiz ne ki, bilmemiz gerekenlerin yanında?

Allah bizi yaratırken bir sanatkârın eserine attığı imza gibi, ya da inceden inceye işlediği bir nakış gibi, bin bir isminin imzasıyla donatmış her hücremizi, her yanımızı… Bütün bu güzellikler, güzeller güzeli olan Allah’tan geliyor. Rabbimiz kendisini bize üzerimizdeki isimlerinin tecellisiyle gösteriyor; vicdanımıza, kalbimize hayatımızın içinden mesajlar gönderiyor.

Rabbim, bayram sabahı hürmetine bizleri bağışla! Başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere, bütün âl ve ashabına salât-u selam olsun. Bütün sevdiklerimizle beraber cennette bize ebedî bayramlar yaşamayı nasip eyle yâ Rabbi, yâ Allah, yâ Rahîm, yâ Muîn…

Allah’ım, seni zikredeni unutmayan, şükredenden de nimetini eksik etmeyen, ümit besleyenin ümidini boşa çıkarmayansın. Allah’ım, kabul eyle dualarımızı bu bayram sabahı hürmetine. Amin.

Bu bayram seve seve, gönülden, sevinçlerle coşarak yürüyelim, kâinatla selamlaşıp bayramlaşalım. Yeryüzüyle de, gökyüzüyle de her şeyle bayramlaşalım… Sevdiklerimize Fatiha’lar gönderelim.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Sevmeyi Senden Öğrendim...

Ey Sevgili (asm)… Ruhum hissediyor… Uzaklarda değilsin. Yayılan kokulardan biliyorum. Sana has. O kokuyu tanıyorum. Yakınımdasın. Yanımdasın...

Devamı »

Koşu Bandında Hayat

Koşuyor… Önce yavaş; sonra gittikçe artan bir tempoyla… Koşuyor da koşuyor… Sonu gelmiyor… Derken yanına evin kedisi geliyor. O da onunla beraber koşmaya başlıyor. Fakat başını kaldırdığı anda geriye düşüveriyor… Tekrar geliyor, durakladığı anda tekrar geriye düşüyor… Ve kedi vazgeçiyor… Koşu bandı durmaya, bakmaya, düşünmeye karşı mı ne?.. Ne var ki insan vazgeçmiyor… Hedeflerine kilitlenmiş koşarken kendini o kadar kaptırmış ki, ne yaptığını, neden koştuğunu bile sormuyor… Hayatın hızına ye

Devamı »

Muhabbet

İnsan rahmete, şefkate çok muhtaç. Öylesine yalnızlara oynuyor ki, öylesine bir başına kalıyor ki dünyada, sadece ve sadece Onun rahmetini arıyor, Onun şefkatini, Onun sevgisini...

Devamı »

Ağaçlar Ayakta Yaşarlar

Hayata dair önemli işaretlerin bulunduğu günlerdeyiz. Yapraklar o kadar itinayla dökülüyor ki, hayran olmamak mümkün değil. Rabbimiz her işiyle hayran bırakıyor gören gözleri, anlayan kalpleri…

Devamı »