7 Yazı Banu Yaşar
Psikolog/Psikoterapist

Yazar Profili »

Kadınlar Ne Söyler, Erkekler Ne Anlar!..

Şubat 2015, 458 193 Görüntülenme Eklenme Tarih: 04 Ekim 2018 19:11 Banu Yaşar

 

Kadınlar kelimelerle ilişki kurar. İlişki içinde varoluşunu hisseder. Genellikle işitsel öğrenmeleri ve işitsel hafızaları daha kuvvetlidir. Duydukları bir sözü veya cümleyi, imâ edilen duyguyla beraber hatırlamakta güçlük çekmezler. Erkek olayı bile hatırlamakta zorlanırken, kadın kullanılan sözcükleri, yaşanan duyguları hatta karşıdaki kişinin beden diliyle neyi anlatmaya çalıştığını bile hatırlayabilir. Bu sebeple eski sözlerin ve yaşananların hatırlanması konusu, erkekle kadının kadim tartışma konularından biridir.

Kadın yirmi yıl önce eşinin söylediği bir sözü hatırlar. Eğer bitmemiş bir hesap varsa ve kırgınlığı hâlâ devam ediyorsa bir fırsatını bulup söyler. Bir de o zaman söylediği şeyde haklı çıkmışsa mutlaka hatılatmak ister. Aslında istediği, “evet sana haksızlık ettim, şimdi seni daha iyi anlıyorum” sözünü duymaktır. Zaten eski davranışlarından hoşnut olmayan ve hatırlamak istemeyen erkek, bunun tekrar gündeme gelmesine sinirlenir. Bu kadar yıllık şeyleri nasıl olup da unutmadığı konusunda eşine kızar. Erkek ve kadının evlilik sürecinin en sık rastlanılan çekişmesi, genellikle hatırlanan ya da bir türlü hatırlanmayan şeyler üzerinedir.

Kız çocukları genellikle daha erken konuşur. Dili daha düzgün, daha akıcı ve anlaşılır konuşabilir. Küçük kız çocukları istisnalar olmakla birlikte dil gelişimi konusunda erkek çocuklara oranla daha ileride bir gelişim gösterirler. Kendisiyle ilgilenilmiş, konuşulmuş erkek çocukları da kendilerini ifade etmek konusunda daha iyidir. Fakat toplumdaki sayı bakımından kız çocukları bu konuda daha öndedir.

Kadınların çok konuşması sürekli yapılan bir espri konusudur. Çok konuşmak özellikle evli çiftler arasında ‘dır dır’ yapmak olarak dile getirilir. Genellikle şikâyet konusu ve evden uzaklaşma sebebidir. Erkeğin çok tecrübe etmediği bir alan olduğu için ona sıkıcı gelir. Erkeğin toplumsal öğrenme sürecinde konuşmayı, iletişim dili olarak kullanmak çok az yer alır. Sorunlarını çözmede, sıkıntısını ifade etmede sözü kullanmaya alışmamıştır. Sevgisini ve aşkını sözle söylemek de onun için zorlayıcı olabilir. ‘Söylemeden anlaşılsın’ diye bekler. Oysa kadının sevgi dili genellikle işitseldir. Güzel şeyler duymayı, sözle onaylanmayı, sözle takdir edilmeyi önemser. Sözün gücüne daha çok önem verir. Davranışlarıyla sevgisini ifade etse de sözlerle duymak ister.

“Beni seviyor musun?” diye sürekli sorması erkeği rahatsız edebilir. Sevgisinden şüphe ettiği için devamlı sorduğunu düşünür.

“Bu kadar zaman sevdiğimi anlamadıysan, ben ne diyebilirim ki…” diye karşılık verebilir.

Kadın çoğu zaman sevgisine inanmadığı için sormaz. Tekrar duymak istediği için sorar. Duymak istediği sözler hayata ve sorumluluklarına devam edebilmesi için güç verir. Kadının devam edebilmesi için onay cümlelerine ve sevgi sözcüklerine ihtiyacı daha fazladır. Çoğu zaman bunu kendi de ifade eder. Açıkça talep eder. “Beni sevdiğini söyle” ya da “beğendin mi, güzel olmuş mu?” soruları, sözel onay ihtiyacının birer ifadesidir.

Kadınlar öfkesini ve gücünü sözcüklerle gösterir. Bir erkek çoğunlukla söylenen sözün görünen yüzüne inanır. Kadın ise arkasında asıl söylenmek istenen, ima edilen şeyi duyabilir. Eşler arasında sorun olan konulardan biri de budur. Erkek annesinin söylediği sözün görünürdeki manasına odaklandığı için eşinin çıkardığı anlamı kasıtlı bulur, iyi niyetli olmadığını düşünür. Eşi kayınvalidesinin aslında kendisine demek istediği şeyi farketmiş olduğu için daha tepkili davranır. Aynı dili bilen iki kadın birbirini daha iyi anlar.

Hakem rolüne konmak isteyen erkek dengeyi sağlamakta zorlanır. Ya arada kalmamaya özen gösterir ki, bu durum onu hırçınlaştırır. Ya da bir tarafta olmayı tercih eder; bu sefer de diğer tarafın öfkesine muhatap olur.

Kadınlar sözle üstünlük ve güç sağlamayı daha kolay yapabilirler. Evet söz, kadın için en temel iletişim dilidir. Konuşmayı kendini doğru ifade etmek anlamında kullandığında işi kolaylaştırabilirken, güce dönüştürmeye çalıştığında sorunlar yaşanabilir. İmâ ile değil, şefkatle ve doğrudan açık bir dille, yargılayıcı ve suçlayıcı olmadan ifade ettiğinde sonuç daha iyi olacaktır.

Söz, sükût kadar güçlüdür. Önemli olan nerede konuşup nerede susacağına dair basiretli bir bakış açısı geliştirmektir. Sözü güzel söylemek, söze güzel başlamak, kendini ve duygularını suçlayıcı olmayan bir dille ifade etmek iletişimi kolaylaştırır, sevgiyi artırır, kırgınlıkları azaltır.

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bu Günlerde Neyi Tüketiyorsunuz?

Devamı »

İnsanlar Değil, İmajlar Dolaşıyor Sokaklarda / Olduğun Gibi Görünmek

Devamı »

Aranızda Cennetin Rüzgarları Essin

Eş olmak yeni bir elbise giymek gibi, yeni bir rol ekler hayatımıza... Eskiden birinin kızı, oğlu, kardeşi, torunu, arkadaşı, teyzesi iken artık çok daha derin ve kalıcı bir isim eklenir. Hayatımız boyunca yeni isimler yeni etiketler alır ve bu duruma alışmaya çalışırız.

Devamı »

Bir Narsistin Çocuğu Olmak

Yaşanamayan her şey, sahtesiyle karşılanmaya çalışılır. Sahte gösterilerle satın alınmaya uğraşılır. Bu da abartılı ve samimi olmayan ilişki kurma çabalarına dönüşür.

Devamı »