34 Yazı Selim Gündüzalp
Genel Yayın Yönetmeni

Yazar Profili »

Kader Şişesi

Mart 2015, 459 252 Görüntülenme Eklenme Tarih: 05 Ekim 2018 15:58 Selim Gündüzalp

 

Gecenin bir vakti elindeki boş şişeyi, herkesin geçtiği sokağın bir köşesine doğru fırlatıp attı. 

Hem de hiç umursamaz bir edayla…

Taşlara çarpan şişe, paramparça oldu.

Bir an “böyle yapmamalıydım” diye düşündü ama içinden aykırı bir ses yükseldi:

“Ne olmuş yani elindeki şişeyi atan, bir tek sen misin bu sokakta?”

Bu sese uydu, yürüdü gitti..

O şişenin kırık parçalarından bir tanesi, sabah erkenden okuluna giden bir kız çocuğunun ayağına battı. Çocuk, ağlaya sızlaya, kan revan içinde evine döndü. 

Annesi, kızını acilen bir hastaneye yetiştirdi.

“Çok önemli bir şey değil” demişti sağlık görevlisi ama işler ters gitti...

Kızın ayağı enfeksiyon kaptı, tedavisi de uzadıkça uzadı. 

O dönem okuluna gidemedi. Aldığı raporla durumu idare ettiler.

Bir süre sonra kız iyileşti ama ayağı topal kaldı. Tahsili de yarım kalmıştı... 

Ve kız büyüdü. Evlenecek çağa geldi. Temiz bir delikanlı ile hayatını birleştirdi.

Çocuğun babası, oğluna her defasında laf sokuşturuyordu:

“Evladım; gençsin, güzelsin. Sen kendine uygun birini bulduğundan emin misin? Çevrene bir bak neler var. Bula bula bir ayağı topal bu kızı mı buldun!..” diye habire söylenip durdu.

Genç adam:

“Bu iş, nasip kısmet işi babacığım. Sen de bilirsin. Hem biz, birbirimizi sahiden sevdik. Özü temiz, yüzü temiz birini buldum ya, gerisi çok önemli değil,” dedi.

Adam çocuğuna fazla bir şey diyemese de, bu durumu hiçbir vakit içine sindiremedi.

Oysa her şeyin olduğu gibi, bu olayın da bir arka planı vardı.

Bir zamanlar, bir gece vakti elindeki boş şişeyi umursamadan yol kenarına fırlatıp atan adam, çocuğun babasından başkası değildi…

...

Çocuklarımızın ayaklarına batacak dikenler:

Ya ektiklerimizdir, ya sökmediklerimiz.

- M. Selahaddin Şimşek

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Cennet

Hepimiz gelecekte neler yaşayacağımızı merak ederiz. Özellikle de kabri, ötesini, mahşeri ve cenneti… Aslında bizim her günümüz, yarından bir habercidir...

Devamı »

Elvedâ Ey Şehr-i Ramazan!..

Devamı »

Bahara Merhaba

Unutmuştuk neredeyse kelebekleri. Önümüzden geçerlerken zarif bir eda ile. Resmigeçit yaparlar adeta hayran hayran seyrederiz. Çiçek midir uçan, yoksa kelebek midir? Hayretle izleriz...

Devamı »

Gel Yirmi Nisan…

Birbirine yakın, âdeta iç içe geçmiş çay bahçeleri vardı, gençlik yıllarımızda şehrimizin orta yerinde. Bunlar arasında bizim mekân tuttuğumuz yer ise, ‘Şemsiyeli Çay Bahçesi’ diye bilinirdi. Bu bahçenin arkasında, bir avuç idealist gencin etrafında toplandığı bir masaydı bizimkisi. Bu masayı asırlık ağaçlar kuşatıyordu...

Devamı »