27 Yazı Mehmet Paksu

Yazar Profili »

Batı aile tipi çöküyor

Aralık 2018, 504 395 Görüntülenme Eklenme Tarih: 02 Aralık 2018 00:14 Mehmet Paksu

 

Batı ülkelerinde, özellikle AB ülkelerinde aile çatırdıyor. Neredeyse çatısı uçtu uçacak. Çatıyla birlikte temeli de kaygan bir zemin üzerinde duruyor. Gitti gidecek, yıkıldı yıkılacak vaziyette...

Bu ülkelerde “Dışı seni yakar, içi beni” türünden bir görüntü var. Öyle ki “zâhiri mutantan, bâtını kof” tabirinde olduğu gibi, dış görünümü tantanalı, şatafatlı ve göz kamaştırıcı. Ama içi çoktan kof hale gelmiş, bir midye ve ıstakoz kabuğuna dönüşmüş durumda.

Aile hayatı önemini yitirmiş, cazibesini kaybetmiş bir halde.

Menfaate, çıkara ve maddeye saplanmış olan Batı felsefesi kendi insanına mutluluğu ve huzuru çok görmüş. Çünkü huzurun, saadetin ve rahatın yuvası olan aile hayatı, dolayısıyla aynı sofrayı kullanma âdeti, ortak düşünce ve müşterek hareket etme alışkanlığı, yerini bireyciliğe, bireyselliğe ve bencilliğe terk etmiş.

Gittikçe hız kazanan bu çöküş, toplumun manevi dinamiklerini, direklerini sarsmış, aile bireyleri, “herkes kendi hayatını yaşasın” yoluna itilmiş.

18 yaşına gelen gençler kendileri için bağımsız bir yaşantıyı tercih eder olmuş. Anne-baba ve kardeşleriyle olan bağı kopardıkları için, yılda bir dahi görüşme imkanından yoksun kalmışlar.

Bizde olduğu gibi, bir aileyi, küçük çocukları, delikanlısı ve genç kızıyla birlikte bir arada görmek, yok denecek kadar azalmış.

Yeni kurulan yuvalar her an yıkılmaya hazır harçsız duvar gibi, bir tuğla yığını görünümünde. Eskiden olduğu gibi, artık uzun soluklu ve uzun ömürlü aile yuvası aranır olmuş. Çünkü ailenin temeli, anlık zevkler, kısa süreli hazlar ve karşılıklı menfaatler üzerine kurulduğundan ömrü de o nispette kısalmış.

AB istatistik kurumu Eurostat'a göre, AB genelinde her 3 evlilikten 1'inin boşanmayla sonuçlandığı, nikah sayısında da sürekli düşüş olduğu belirtiliyor.

AB üyeleri arasında boşanma oranı yüksek ülkelerin Belçika (yüzde 50'den fazla), İsveç (yüzde 50), Finlandiya (yüzde 49), İngiltere (yüzde 45) ve Danimarka (yüzde 41) olduğu ifade ediliyor.

ABD'de boşanma oranının Avrupa'dan fazla olduğunu ortaya koyan Eurostat verilerine göre, evlenen her 2 ABD'li çiften 1'i boşanıyor.

Hatta geçtiğimiz yıl, Belçika’da yaşayan Türkler arasında yaptığım kısa bir araştırma ve inceleme sonucunda boşanma olayının Türk gençleri arasında arttığını öğrenmiştim. Boşanma ile sonuçlanan evliliklerin %70’leri geçmiş olması, oradaki Türk toplumunun ne kadar vahim bir duruma geldiğini anlatıyordu.

Bulaşıcı bir hastalık gibi toplumları saran bu hastalık, gittikçe herkesi tedirgin edecek boyuta ulaşmış, ülke yöneticilerinin korkulu rüyası olmuş, çaresizlik içinde bocalar hale getirmiştir.

İş bununla da kalmamış ve Batı toplumunu içten içe kemirir bir duruma gelmiştir. Bu da nikâhsız beraberlik, evlenmeden birlikte yaşama alışkanlığı ve bunun normal olarak karşılanması ve yaygınlık göstermesidir.

Sonuç itibariyle ailesiz çocukların ciddi bir rakama oluşmasıdır. Öyle ki, AB ülkelerinde doğan çocukların yaklaşık %40’ı evlilik dışı dünyaya geliyor.

Yine Eurostat'a göre, AB'de gençler arasında evlenme oranı giderek düşüyor. Güney Avrupa'da evlenmeden birlikte yaşayan çiftlerin oranı %8 ile 15 olarak belirlenirken, bu oran Kuzey Avrupa'da %53 ile 70'e kadar yükseliyor.

Veriler, 1970 yılında AB ülkelerinde çocukların %6'sının evlilik dışı ilişkilerden doğduğunu, bu oranın 2000’li yıllarda %30'a yaklaştığını gösteriyor.

İsveç'te ise çocukların %56'sı, Danimarka, Fransa, Finlandiya ve İngiltere'de %40'ı ve Belçika'da %20'si evlilik dışı dünyaya geliyor.

Komşu ülkelerde, yakınımızdaki toplumlarda bu olumsuzluklar ve acı haller yaşanırken, bu tarz bir hayat biz de lanse edilmeye çalışılıyor. Bazı sanatçı ve şarkıcıların bu çeşit evlilik dışı beraberlikleri normal hale getirilmeye çalışılıyor, toplumun vitrininde bulunan bu insanların davranışları gençlere özendirilmek isteniyor.

Toplum olarak “nikâhta keramet var” gerçeğini öne çıkararak, evlilik kurumunu teşvik eder, destekler ve gençlerin evlenmelerine yardımcı olur ve sahip çıkarsak, kapımıza kadar dayanan bu yangını etrafı sarmadan söndürürüz. Aksi halde iş işten geçmiş olur ve maddeten kalkınırken, manen ve ruhen alçalışlar yaşarız.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Deprem Ne Zaman Olacak?

Deprem ne zaman olacak? Yılı, ayı, günü belli mi, bilen var mı? Bilen yok ve bu zamana kadar da, “Ben biliyorum” diyen çıkmadı...

Devamı »

Bugün Ektiğini Bugün Biçenler

Herkesi şaşırtan bir görüntü vardı kül kümelerinin yanında. Yangının ortasında kalmasına rağmen koca bir buğday harmanı olduğu gibi duruyordu. Dev alevler orayı atlamış geçmişti. Harman sahibi ise harmanının yanında bekleyip duruyordu. Bir şaşkınlık içindeydi.

Devamı »

İnsanlara güzel söz söyleyin / Bir Kur’ân Üslubu: Yumuşak Söz

Kur’ân, “İnsanlara güzel söz söyleyin”1 der. Herkese, her insana, her konuştuğunuza, bütün insanlara “güzel söz söyleyin!” Hitap genel ve umumidir. Herkesi içine alıyor. Hatta inanan, inanmayan, size taraftar olan, karşı gelen her insana...

Devamı »

Namaz Hayat Kurtarır

Namaz, bu fani ve kısıtlı hayatı aydınlatır, nurlandırır, güzelleştirir, bereketlendirir ve beka bulmasına vesile olur...

Devamı »