17 Yazı Suat Ünsal

Yazar Profili »

Konumuz Kader

Eylül 2017, 489 212 Görüntülenme Eklenme Tarih: 03 Ocak 2019 12:56 Suat Ünsal

 

Kader, bir yandan mutlaka iman edilmesi gereken bir iman esası iken, diğer yandan en çok bilgi kirliliği olan ve çok defa yanlış kullanılan bir kavramdır.

Bilindiği gibi bir konunun doğrusu bilinmedikçe, o konudaki yanlışları ayırmanın imkânı yoktur. Biz de Zafer Dergisi olarak her konuda olduğu gibi, bu konuda da okuyucularımızı aydınlatmayı ve yanlış kader anlayışlarının zararlarından korunmaya yardımcı olmayı görev biliyoruz. Zafer farkıyla, bu önemli konuyu ele alacak bir yazı dizisine başlıyoruz inşaallah.

‘Kader’ kelimesinin “takdir, ölçme, miktar, plan, program” gibi anlamları vardır.

İslamî bir kavram olarak ‘Kader’; “Cenab-ı Hakk’ın (cc), kâinatta olmuş ve olacak her şeyi, bütün vasıflarıyla, bütün hâlleriyle bilmesi ve daha onu yaratmadan önce de, her şeyiyle, levh-i mahfuz denilen kader levhasında yazmış olmasıdır.”

Bediüzzaman Hazretleri, kader tarifinde gözden kaçan çok önemli bir noktaya dikkatimizi çeker ve der ki: “Kader, ilim nev’indendir.”

Demek ki biz, “Ben kadere iman ettim” dediğimizde, “Ben Allah’ın her şeyi bildiğine iman ettim” demiş oluyoruz. Aynı zamanda da, “kâinatta hiçbir şeyin tesadüfen olmadığını” ifade etmiş oluyoruz. Çünkü “takdir, ölçme, miktar, plan, program” varsa—ki atomdan galaksiye, çiçekten ağaca, hücreden bedene her şey planı, takdiri, ilmi ve iradeyi gösteriyor—demek ki tesadüf yok…

Bu açıdan baktığımızda kaderin tüm yaratılmışları kuşatan bir anlamının olduğunu görürüz. Bir yaprağın, bir ağacın şekli, rengi, kokusu, büyüklüğü, ağırlığı hep Allah’ın takdiriyle, kaderiyle olduğu gibi, bizim bedenimizin, organlarımızın özellikleri de Allah’ın kaderiyle; ilmi, iradesi ve takdiriyledir.

Kaderi, bu yönüyle her yaratılmış şeyde çok açık olarak görüyoruz.

Demek kaderi inkâr etmek, kâinat kadar büyük ve yaratılmışlar kadar örneği bulunan bir gerçeği inkâr etmek anlamına geliyor. Hatta o inkâr edenin dili ve bütün bedeni de o inkârcıyı yalanlar.

Kaderi inkâr etmenin, en vahim yönü de—haşa—Allah’ı, bilmemekle, kâinata hâkim olmamakla itham etmek olmasıdır. Kadere iman etmeyenlerin, tesadüfe iman etmeleri de, kalplerinin pespayeliğini göstermesi açısından ilginçtir.

Bir de ‘Kader’ denilince en çok akla gelen konu, insan iradesiyle kaderin ilk bakışta zıt anlamları ifade ettikleri sanılarak birlikte düşünülememesidir. Yani birinin varlığında diğerinin olamayacağı yanılgısıdır.

Oysa başta dediğimiz gibi kader, Allah’ın (cc) yarattıklarına dair ilmini ifade eder. Bilmek ve yapmak (zorlamak) farklı şeylerdir. Allah, bizim irademizi nasıl kullanacağımızı bilir, fakat bizi tercih yapmakta zorlamaz. Tercihte zorlasaydı, iman teklif etmek için peygamberleri yollamazdı.

İnsan iradesi ve kaderi şu örneklerle düşündüğümüzde bu problem ortadan kalkacaktır:

- Biz, elimizin özelliklerini—rengini, şeklini, büyüklüğünü vs—belirleyemeyiz ama elimizi nerede kullanıp kullanmayacağımız bize bırakılmıştır.

- Biz, gözümüzün özelliklerini belirleyemeyiz ama onu nerede kullanacağımız bize bırakılmış.

- Ya da hayatımız—ne zaman ve nerede doğacağımız, kaç sene yaşayacağımız vs—bize bırakılmamış ama, bize verilen bu hayatı nasıl kullanacağımız bize bırakılmış.

İşte, inşaallah bu yazı dizimizde, kaderle ilgili pek çok meseleyi netleştirecek ve okuyucularımızın ellerine ölçü olacak manaları aktaracağız. Gelecek sayımızdan itibaren Yusuf Yalçın’ın kaleminden kader konusunun ayrıntılarını paylaşacağız. Kendisine şimdiden teşekkür ediyor, istifadeye vesile olmasını diliyoruz.

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yol

Diline gelmez ama kalbinden çıkmaz bir özel yerin sevdasını kalbine koyan, belli ki burada kaybolman için var etmedi seni… Bir yol olmalı…

Devamı »

Şimdi Aramızda Olsaydı…

Selim Gündüzalp abimiz şimdi aramızda olsaydı, ihtimal ki, 500. sayımıza nasıl geldiğimizi konuşuyor olurduk…

Devamı »

Cennet Kütüphanesi

Hayatımız bir kitap gibi. Ömrün bitiminde tamamlanacak bir kitap. Acaba bizim ömür kitabımızın değeri ne olacak?

Devamı »

Kum Tepelerine İsim Vermezler

Sağlam bir dağ gibi ol. Savrulma kum tepeleri gibi. Kalbine onun bunun taşıdığı yalanları koyma. Seni yaratandır senin dostun. Seni sevdiğini seni yaratarak gösterdi.

Devamı »