119 Yazı Prof. Dr. Alaaddin Başar

Yazar Profili »

Her Şey Güzeldir

Mart 2019, 507 1114 Görüntülenme Eklenme Tarih: 03 Mart 2019 14:08 Prof. Dr. Alaaddin Başar

 

HÜSN-Ü BiZZAT ve HÜSN-Ü BİLGAYR

 

Hüsn-ü bizzat: Zâtında güzel olan. Güzelliği bir başka şeye nispetle olmayan.

Hüsn-ü bilgayr: Görünürde çirkin, fakat neticesi (sonucu) güzel ve hayırlı olan.

 

“Kâinattaki her şey, her hâdise, ya bizzât güzeldir, ona hüsn-ü bizzât denilir. Veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir.” (Bediüzzaman, Sözler)

 

Hüsn-ü bizzat, zâtında güzel olan, yani güzelliği bir başka şeye dayanmayan ve bir başka sebepten medet almayan demektir. Meselâ, iman bizzat güzeldir; hiç küfür olmasa da iman yine güzeldir. Bu güzellik küfre nispetle değildir.

İlim de bizzat güzeldir. Herkesin âlim olması hâlinde, bir kimsedeki ilmin güzelliğinde bir noksanlaşma olacağı düşünülemez.

Takva ve salih amel de bizzat güzeldirler. Diğer insanların bu güzellikten nasip almaları yahut almamaları fark etmez. Onların güzellikleri ne ise yine odur.

İstikamet, itidâl, şefkat, merhamet, adalet, tevazu, cömertlik gibi güzel ahlâkın bütün şubeleri de bizzat güzeldirler.

Bazı hadiseler ise görünürde şer ve çirkin zannedilirler. Ama onların arkalarında nice gizli güzellikler saklıdır. İşte bu ikinci tip güzelliklere hüsn-ü bilgayr denilir.

Meselâ, hayatın bizzat güzel olmasına karşılık ölümün güzelliği hüsn-ü bilgayrdır. İman ehli için, ölüm, “Cennet bahçelerinden bir bahçe” olmakla dünya güzelliklerini gölgede bırakan bir güzelliğe sahiptir.

Bunun gibi, sağlık bizzat güzel olmakla birlikte hastalıklar netice itibariyle güzeldirler. Zira, hastalık insanı günahlardan temizler, manevi derecesini artırır ve insan için ebedî bir sermaye olur.

Nur Külliyatı’ndan bir hikmet ve ibret dersi:

“Pek çok zahirî intizamsızlıklar ve karışıklıklar var ki, pek muntazam bir  kitabet-i kudsiyedir.” (Sözler)

Demek oluyor ki, hiç çile çekmeden, hiçbir zahmete katlanmadan, hiçbir sıkıntıyla karşılaşmadan geçen bir ömür, düz bir çizgiyi andırır ve ondan, fazla  bir mânâ çıkmaz.

Çizgiyi yazı yapan o eğri büğrüler, o iniş çıkışlardır.

Hayatın iniş-çıkışları da böyle, hayata anlam katar ve sonuçları açısından güzeldir.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Ahlâk-ı İlâhiye / Allah'ın Razı Olduğu Ahlâk

Ahlâk-ı İlâhiye, “Allah’ın razı olduğu ahlâk” yani “Kur’ân ahlâkı” demektir. Bütün sıfatlarını, kabiliyetlerini ve duygularını Allah’ın razı olduğu şekilde kullanan insan, ahlâk-ı İlâhiye sahibi olur. Bunun ana maddeleri “iman, salih amel, takva ve güzel ahlak”tır. Bunlara sahip olan bir kul, bu dünyada bir nevi cennet hayatı yaşadığı gibi, ahirette de ebedî sadete mazhar olur.

Devamı »

Kalp Aynanız Nasıl? / Nefisle Boyanmak

İnsanların Allah’ı tanımada en yakın delilleri, içinde yaşadıkları kâinattır. Kâinat kitabını okumada ve doğru değerlendirmede ise en büyük ve yegâne rehber Kur’ân-ı Kerîm’dir. Bediüzzaman hazretleri bu İlâhî Ferman için “şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi” ifadesini kullanır.

Devamı »

İnsan, Hayatının Sahibi mi? / Nefsin Yanlış Kıyası

Biz “Benim kolum” sözünü, “Bu kolu kullanmaya benim ruhum yetkili kılınmış” manasında söyleriz. Hiç kimse, kendi kolunu kendisinin yaptığını iddia etmez. Aksi halde, her şeyi bu ters mantıkla değerlendirmesi gerekecek ve “ağacın dalı” derken dalı ağacın yaptığına inanması icap edecektir.

Devamı »

Şerlerin ve Çirkinliklerin Kaynağı Nedir? / Şerlerin Esası

Mesela: Bir aynayı şuurlu kabul edelim. Işığa kavuşmaya hayır, karanlıkta kalmaya şer diyelim. Bu ayna, iradesini doğru kullanarak güneşe yüzünü döndüğünde aydınlanır ve ısınır, ama bunların meydana gelmesinde onun hissesi çok azdır. Yaptığı tek şey “vereni kabul etmek” mânâsında güneşin ışığını almayı kabul etmektir. Bu ayna güneşe sırtını çevirdiğinde ise karanlıkta kalır, ışıktan mahrum kalma bir ademdir ve o ayna bu ademin, bu şerrin faili olur. İnsanın işlediği bütün hayırlar da kalbini ve

Devamı »