39 Yazı Prof. Dr. Alaaddin Başar

Yazar Profili »

İki Sonsuzun Kavşağı: Ahiret / Sonsuz Menziller / Dünyadan Sonra Gidilecek Ebedi Âlem

Ocak 2017, 481 67 Görüntülenme Eklenme Tarih: 18 Mart 2019 17:38 Prof. Dr. Alaaddin Başar

 

Âhiret; dünyadan sonraki menzil. Ölüm, kabir, mahşer ve mizan safhalarından sonra kendimizi iki sonsuzun kavşağında bulacağız: Ebedî Cennet ve Cehennem...

 

SONSUZ MENZİLLER

 

Zaman nehrinin sürükleyip götürdüğü bu âciz insan, dünyadan sonra bir başka âleme gitmeyeceğini nasıl iddia edebilir!?

Ahirete inanmadıklarını söyleyenler, öldükten sonra dirilmeye akıl erdiremeyenlerdir. Onların inanmadıkları, daha doğrusu akıl erdiremedikleri, aslında ba’s yani diriliş hadisesidir.

“Şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı ne kadar makûl ve lâzım ve kat’i ise haşrin sabahı da, berzahın baharı da o katiyettedir.” (Bediüzzaman, Sözler)

Önemli olan, oraya varmadan orasını kabullenmek; ilk ağartılarda Güneşi seyredebilmek. Güneş doğduktan sonra, artık onu kabullenmenin bir değeri mi kalır?

O güneşin bir nuru da kendi ruh dünyamızda!.. Ebed arzusu.

Büyük Üstad bu arzunun âhiretin varlığına ayrı bir delil olduğunu şu harika vecizeyle ifade eder:

“Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.”

Rabbimiz, bizim şu âlemi seyretmemizi istemeseydi, ana rahminde bize göz takar mıydı?

Bu güzelim sesleri işittirmek dilemeseydi bize kulak verir miydi?

İşte, âhiretin varlığına en büyük bir delil insan ruhuna konulan bu “ebedî yaşama” arzusu.

İnsan imanda terakki ettikçe, Rabbine kavuşmaya daha fazla iştiyak gösterir. Ahirete bol sermaye gönderdikçe, oraya kavuşmayı daha çok istemeye başlar.

İstikbalini düşünen ve ileride kavuşacağı mevkileri dikkate alan çalışkan bir öğrencinin, artık okulun bahçesine, sınıfına, kantinine, sırasına rağbet etmemesi gibi, onun kalbinde de dünya sevgisi gitgide azalır.

 

ASILLAR ÂLEMİ

 

“Bize gösterdiğin numunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster.” (Bediüzzaman, Sözler)

Dünya ancak sûretler ve gölgeler âlemi. İnsanın fotoğrafı kendisinden ne kadar geri ise, Cennetteki hâli de bu dünyadakinden o kadar ileri.

Ağacı söz dinleyen Cennetin, insanı lâf anlamayan bu dünyadan ne kadar ileri olduğu az çok hissediliyor.

Kaldı ki, akıl da “bunun böyle olması lâzım” diyor.

Tebessümlerin riyaya büründüğü, yemenin doyma ile sınırlandığı, elemlerle sevinçlerin gece ile gündüz gibi birbirini durmadan kovaladığı bu sûretler âlemine aldanmayanlar, asıllar âlemine kavuşacaklar. Ve gerçek saadeti orada bulacaklar.

Cehennem de asıllar âleminden bir başka köşe. Elemin, ızdırabın, pişmanlığın, hüznün, ahın ve eyvahın da aslı orada. Buradakiler onlara göre gölge ve resim kabilinden. Onlardan o kadar zayıf, o kadar geri...

Elbette böyle bir azaba ebediyyen duçar olacak bir insan da bu dünyadakinden farklı bir yaratılışa sahip olmalı.

Yavaş yavaş olan hızlı da olur. Safha safha meydana gelen bir anda da vücut bulabilir. Kanunu koyan kaldırabilir veya değiştirebilir.

Hayalimiz dünyanın öte ucuna bir anda gidiyor, ayaklarımız ise seyrini adım adım sürdürüyor. Ahirette ayaklarımıza hayal kanunu uygulansa buna kim mani olabilir? Nitekim öyle de olacak.

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Aklın Cevap Beklediği Sorular

Aklını yerinde kullanmayı başaran insan, yaprağın oynamasında rüzgârı seyreder, parmağın hareketinde ruhu keşfeder. Yardımda merhameti, nimette ikramı görür. Eserde sanatı okur, sanattan sanatkâra intikal eder. Okuldan, mezuniyet sonrasını; dünyadan, âhireti seyreder. Günahta hesabı, inkârda ebedî azabı görür. Ağacın gölgesinde meyvesini yerken ve ciğerlerini temiz havayla doldururken, ne ağaca, ne de havaya değil, tabiatın tek sahibi ve Hâlık’ı olan Allah’a şükreder. Âlemde hiçbir varlığın

Devamı »

Duygularımızı Nasıl Kullanmalıyız?

İnsan tek başına, farklı sahalarda ticaret yapan büyük bir holding gibidir. Kalbinin, aklının, hafızasının, hayalinin, görme ve işitme duygularının, sevgi ve korku hislerinin, şefkat ve merhametinin, himmet ve gayretinin her birisi müstakil bir ticaret ünitesidir. Her birinin kârı diğerinden farklıdır. Bütün bu kazançlar ruha ulaşarak onu zenginleştirir ve ulvîleştirir.

Devamı »

Her Şey Güzeldir

Meselâ, hayatın bizzat güzel olmasına karşılık ölümün güzelliği hüsn-ü bilgayrdır. İman ehli için, ölüm, “Cennet bahçelerinden bir bahçe” olmakla dünya güzelliklerini gölgede bırakan bir güzelliğe sahiptir.

Devamı »

Yaratılışın Temeli

Bir hadis-i kudsîde mahlûkatın yaratılış hikmeti şöyle ders veriliyor: “Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeye muhabbet ettim ve mahlûkatı var ettim.” O halde kâinatın yaratılış sebebi, Cenâb-ı Hakk’ın “bilinmeye muhabbet” etmesidir.

Devamı »