90 Yazı Prof. Dr. Fatih Satıl

Yazar Profili »

Bu Ağaç Dünyada Sadece Kazdağı’nda Var!

Temmuz 2017, 487 823 Görüntülenme Eklenme Tarih: 30 Nisan 2019 17:48 Prof. Dr. Fatih Satıl

 

Bir bitki düşünün ki; Dünyada sadece Kuzey yarım kürenin Asya kıtasında ve sadece Türkiye’de, ama Türkiye’de de sadece tek bir dağda çok sınırlı bir alanda yayılışı olsun! İşte bu tür sınırlı yayılışa sahip olan canlılar için bilim dünyasında ENDEMİK ifadesi kullanılır.

Bu terim, Latince “endemos (indigenous)” kelimesinden gelir ve ‘yerli’ anlamında kullanılmaktadır. Biyolojik olarak ise ‘endemik’ terimi; “Bulunduğu bölgenin ekolojik şartları yüzünden yalnızca belirli bölgede yaşayan/yetişen, dünyanın başka yerinde yaşama/yetişme ihtimali olmayan, yöreye özgü hayvan/bitki türü” olarak tanımlanır.

Bitkiler cenneti olan ülkemizde 3000 civarında endemik bitki yayılış göstermektedir. Yani bu bitkiler Dünyada sadece Türkiye’de bulunurlar.

İşte bu ayki yazımızda da bu özel bitkilerden birisi olan ve adını Kazdağı ve Truva uygarlığından alan “Endemik Kazdağı Göknarı’ndan (Abies equi-trojani) bahsedeceğiz.

Ama öncelikle Göknarların genel özelliklerinden kısaca söz edelim: Kırk metreye kadar boylanabilen, yaz kış yeşil olan Göknar ağaçları, kendine özgü formu, iğne yaprakları, kozalakları ve hatta kokusu ile Çamgiller familyasının bir ferdidir. Dış görünüşü ile güzel ve dekoratif bir tür olduğundan, birçok Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de uygun iklime sahip bölgelerimizin park ve bahçelerinde süs bitkisi olarak kullanılmaktadır. Soğuk havalara dayanıklı olması ile bilinen Göknar ağacı en az 300 yıl ömre sahiptir. Dayanıklı kerestesinden dolayı endüstride odun ve selüloz elde etmek için kullanılırlar.

Yazımızın asıl konusu olan Kazdağı Göknarı; Dünyada sadece Kazdağı’nda 1000 metrenin üzerinde sınırlı bir alanda yayılış gösterirler. Kazdağı’nı gezmeye gidenler, harika bir manzara bütünlüğüne sahip olan doğa ile baş başa kalacakları bu yürüyüş parkurunu mutlaka görmelidirler.

Kazdağı Göknarı ile ilgili anlatılan iki hikâye vardır:

Mitolojiye göre; Troya’ya girmek isteyen Akha ordusu, 10 yıl savaştıktan sonra bu amacına ulaşamayınca bir plan yaparlar. Plana göre, tahtadan bir at yapıp bunun içine savaşçılarını koyarak Troya’ya girip şehri bu yöntemle işgal etmektir. Sonuçta plan başarılı olur. Rivayetlere göre, Truva savaşında kullanılan Truva atı, Kazdağı Göknarından yapılmıştır. Zaten bu ağacın bilimsel adındaki “equi-trojani” kelimesi de Latincede “Truva atı” anlamına gelmektedir.

Kazdağı Göknarının bizim tarihimizde de çok önemli bir yeri vardır. Fatih Sultan Mehmet’in gemileri Haliçe indirirken kullandığı kızakların da Kazdağı Göknarından yapıldığı rivayet edilir: Sultan II. Mehmet İstanbul’un fethinde gemileri Haliç’e indirmek için bir plan yapmaktadır. Ancak Sultan’ın, gemileri Haliç’e indirmek için kullanılacak kızaklar için hangi ağacın uygun olacağı ve nereden, nasıl temin edeceği ile ilgili olarak tereddütleri vardır. Bu iş için istişareler yapılır. Sonuçta en uygun ağacın Göknar olduğuna ve ulaşım stratejisi açısından da kerestenin temin edileceği yer için en uygun bölgenin Kazdağları olacağına karar verilir.

Ancak bir sorun daha vardır! Bu kızakları kim yapacaktır? Yani bu iş için kereste ustalarına ihtiyaç vardır. Bu amaçla kereste işinde uzmanlıkları ile nam yapmış olan Toroslardaki Tahtacı Türkmenleri de Fatih’in fermanı ile Kazdağlarına yerleştirilerek bu vazife ile görevlendirilirler. Sonuçta Kazdağı Göknarından yapılan kızaklar sayesinde gemiler Haliç’e indirilir ve İstanbul feth olunur.

Netice itibariyle, her canlı kendi genetik potansiyeline ve kapasitesine göre ekolojik bir çevreye yerleştirilmiştir. Her canlı gibi endemik bitkiler de kendine verilen sınırlar içerisinde tabiatta yaşama kabiliyetini gösterir ve hayatını devam ettirir.

Cenabı Hakk hayvanları bitkileri birbirilerine çok benzer yaratmış ve hepsinin kendisinin kudret elinden çıktığını bizlere ders vermiştir ki buna ‘’Vahdaniyet’’ hakikati denilir. Bunula birlikte her bir bitki ve mahlûkuna hususi tecelliyatı yani onu diğer türlerden özel kılan ona has özelliklerle teçhiz edilmesi de Allah’ın Ehadiyetine delildir. Bu halde endemik olan bitkiler ve canlılar Cenab-ı Hakk’ın Ehadiyetine en cami ayinedir diyebiliriz. Yani Yüce Yaratan, her bir mahlûkunu hususi iltifatıyla var etmiş benzerlerinden ayırmıştır. Bu haliyle bu nadir canlılar, Cenab-ı Hakk’ın Rububiyetine ayine olmaktadır.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Depremi Önceden Tahmin Etmede Hayvan ve Bitkiler Kullanılabilir mi?

Deprem öncesinde tabiatta bazı değişimlerin gözlendiği deprem uzmanları tarafından zaman zaman dile getiriliyor. Özellikle de hayvanların deprem öncesi meydana gelen belirtilere karşı daha hassas olduğu biliniyor. Bu yüzden de hayvanların tabiattaki değişimleri hissettiği ve bu nedenle huzursuz olup çevreye sinyal verdiği düşünülüyor. Peki deprem öncesi tabiatta ne gibi değişiklikler oluyor, gerçekten tabiattaki değişimleri ve canlıları gözlemleyip depremi tahmin etmek mümkün mü?

Devamı »

İçimizdeki Dünya: Mikrobiyota

Bedenlerimizi evleri olarak gören trilyonlarca mikroorganizma bunlar… Ve biz, bu canlıların sağlığımız açısından taşıdıkları önem konusunda her geçen gün yeni bir şeyler öğreniyoruz.

Devamı »

Ekolojik Okuryazar Olmak

Canlı ve cansız tüm yaratılmışlar, hep birlikte bir ekosistemi meydana getiririler. Bu sistemde varlıkların hepsi birbiri ile sıkı sıkıya ilişkiler içerisindedir. Varlıklardan birinin zarar görmesi ya da yok olması sistemdeki ekolojik dengeyi de bozmaktadır.

Devamı »

Adını Hz. Meryem’den Alan Şifalı Bir Bitki: Biberiye

Bilimsel adı Rosmarinus officinalis olan bu şifalı bitki, halk arasında yaygın olarak Biberiye ve Kuşdili adlarıyla bilinir. “Rosmarinus” terimi Latince’de “deniz şebnemi” anlamına gelir. Avrupa’da ise bitkisinin Hz. Meryem ile ilgili efsanelerinden olsa gerek, biberiye bitkisine “Rose of Mary” denilmiş ve literatüre de “Rosemary” olarak geçmiştir.

Devamı »