39 Yazı İsmail Çolak
Tarihçi, Araştırmacı

Yazar Profili »

ABD'ye Destur Çeken Osmanlı

Temmuz 2017, 487 403 Görüntülenme Eklenme Tarih: 30 Nisan 2019 18:16 İsmail Çolak

 

Sultan II. Abdülhamid, ABD ve Avrupalı devletlerini karşısına alma pahasına, İslamiyet’e, Peygamber Efendimize (sav) ve millî-manevî değerlerimize yönelik her türlü saldırı, tahrip ve hakaret/alay içeren eser, tiyatro, piyes, opera ve diğer sosyal-kültürel faaliyetlere karşı padişahlığı müddetince son derece etkili ve caydırıcı bir mücadele sergiledi.

Osmanlı Devleti Avrupa ve ABD’de icra edilen veya planlanan etkinlikleri büyük bir titizlik, duyarlılık, azim ve kararlılıkla takip etti ve mukaddesata tecavüze geçit vermedi. Dinî ve millî haysiyetimizi müdafaa etmeye mütemadiyen muvaffak oldu. ABD’nin de içinde bulunduğu topyekûn Batı Dünyasını her defasında dize getirmeyi başardı. Osmanlı’nın hassasiyet ve uyarılarını dikkate almak zorunda bıraktı.

 

PEYGAMBERİMİZE (SAV) HAKARETE GEÇİT YOK!

Ünlü Fransız yazar Vickonte Henri de Bornier (1825-1901), 1888 yılında “Muhammed” isimli 1800 mısralık meşum bir piyes yazdı.

Oyunu, Paris’teki meşhur Komedi Franz (Comedie Français) Tiyatrosu kabul etti ve 1890’da sahne provalarını başlattı.

Piyes, Peygamberimizi (sav) çirkin bir surette sahnede gösteriyordu. O’nu ve İslam’ı aşağılayıcı bir dile ve içeriğe sahipti.

Halife-i Müslimîn sıfatını da hakkıyla taşıyan Abdülhamid Han, durumdan haberdar edildi. Derhal harekete geçti ve hadiseye el koydu. Diplomatik manevralarıyla melânetin icrasına müsaade etmedi.

Piyesin İngiliz organizatörü Halkin, Avrupa’da sahneye koyamadığı oyunu Amerika’nın New York ve Chicago şehirlerinde oynatmaya kalkıştı.

Sultan Abdülhamid, 1892 sonlarında Washington büyükelçisi Mavroyani vasıtasıyla etkili bir mücadele ortaya koydu. Bornier ve ekibini bir kez daha engelledi.

 

CHİCAGO’DA CAMİ TEŞHİRİNE ENGEL

Abdülhamid Han’ın uluslararası arenada tavır aldığı bir diğer aktivite Chicago şehrindeki fuara oldu.

Kristof Kolomb’un Amerika’ya çıkışının (sözde keşfinin) 400. yıldönümü münasebetiyle 1893’de düzenlenen fuara, ABD Hükümeti Osmanlı’yı—İstanbul’a özel bir heyet göndererek—davet etti.

Fuara bir Türk/Osmanlı Köyü kurulmuştu. Burada, Türk el sanatlarının değişik örneklerinin yanında cami, bina, gemi gibi Osmanlı’yı ve İstanbul’u simgeleyen çeşitli yapıların maketleri de teşhir edilmişti.

Washington’daki Osmanlı büyükelçisi Mavroyani Bey, fuardaki bir aksaklığı ve bunu gidermeye matuf teşebbüslerini İstanbul’a bildirmişti.

Kendisi de bir Hıristiyan olan büyükelçiye göre bu, İslam’ın mukaddes unsurlarından biri olan camiyi ücret mukabilinde seyirciye teşhir etmek anlamına geliyordu. Dinen kabul edilemezdi.

ABD Dışişleri Bakanı’na gönderdiği notayı şu ikazla bitirmişti:

“Anayasa gereği bu duruma izin verilmez. Müslüman olmayan şahısların, dost bir ülkenin dinî duygularını dikkate almayarak, kendi menfaatleri için cami yapmalarının önlenmesinin mahallî idarecilere tebliğini rica ederim.”

Sonuçta, ABD Dışişleri Bakanlığı devreye girdi ve mesele Osmanlı’nın arzu ettiği istikamette halledildi.

 

NEW YORK’DAKİ SEMA AYİNİNE MÜDAHALE

Chicago’daki hadise henüz kapanmıştı ki, New York’da dinî değerleri hafife alıcı bir gelişme daha zuhur etti.

Mısır’da ticaretle uğraşan üç şahıs, Amerikalılara para karşılığı Mevlevi ayini sunmak üzere 30 kişilik bir grupla sözleşme yapmıştı. Bunları büyük vaatlerle New York’a getirdiler.

Büyükelçi Mavroyani Bey, İslâmî bir ayinin sokak gösterisine dönüştürülmesini, üstelik bir kazanç aracı haline getirilmesini protesto etti. ABD Hükümeti’ne sert bir nota verdi:

“Bu gibi ayinlerin, Müslüman olmayan halk huzurunda icrasına İslam Dini müsaade etmez. Müslümanları tahkir sayılabilecek bu faaliyetin yasaklanması için mahallî yöneticilere ihtarda bulunuyorum.” mesajını iletti.

Büyükelçimiz, aradan kısa bir süre geçtikten sonra meseleyi kendi inisiyatifiyle çözme yolunu seçti. Göstericilerin yol masraflarını kendi cebinden karşılayarak Amerika’yı terk etmelerini sağladı.

 

SAN FRANCİSCO’DA KAPATILAN ŞARK TİYATROSU

Osmanlı Büyükelçiliği, iki yıl sonra bir diğer müdahaleyi 1894’te gerçekleşen San Francisco Fuarı’na yaptı.

San Francisco konsolosumuzdan, Washington’daki büyükelçimize verilen ve büyükelçi tarafından da 6 Nisan 1894’te payitahta ve Abdülhamid Han’a gönderilen raporda konu kısaca şöyle özetlenmişti:

“Cemiyet adabına aykırı olduğu gerekçesiyle iki hafta önceki şikâyetimiz kabul edilerek, 24 Mart 1894’te San Francisco Fuarı içinde açılan Şark çarşısındaki tiyatro kapatılarak, muhakeme edilmek üzere rakkaseler tevkif edilmiştir.”

 

Kaynakça:

1. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Yıldız Arşivi Hususi, 267/60-82, 295/3.

2. BOA, Y. mtv. 66/61.

3. Ahmet Uçar, “Osmanlı’dan ABD’ye Nota!”, Tarih ve Medeniyet Dergisi, Mart 1999, Sayı: 60, s. 39-41.

4. İsmail Çolak, Son İmparator Abdülhamid Han’ın Gizemli Dünyası, 9. Baskı, İstanbul, 2017, s. 61, 63, 98-100.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Hollanda'da Osmanlı İzleri / "Papacı Olmaktansa Türk Olmak Daha Evlâdır!"

Osmanlı, yüzyıllarca sadece askeri-siyasi sahada üstünlüğünü kabul ettirmekle kalmadı; kültür-medeniyet sahasında da varlığını benimsetti. Yaşam tarzı, kıyafeti, örf ve âdetiyle Avrupalıları hayran bıraktı. Hayatlarına ve gönüllerine girdi. Zamanla bütün kıta Avrupa’sında Osmanlı’nın hayat tarzı ve kültürü geniş bir yelpazede varlığını hissettirdi. Bu yazıda konuyu, yalnızca Hollanda özelinde incelemekle yetineceğim.

Devamı »

Çanakkale'nin Kahraman Hemşiresi Safiye Hüseyin

Dr. Besim Ömer’in (Akalın) kurduğu Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin (Kızılay), İstanbullu kadınlar için 1911 yılında açtığı hemşirelik ve ebelik kursundan mezun olan ilk hasta bakıcılardan biri de Safiye Hüseyin (1881-1964) idi.

Devamı »

Osmanlı'da İlginç Vakıflar II

Geçen sayıda başladığımız, Osmanlı’da insanı hayrette bırakan yardım vakıflarına örnekler vermeye devam ediyoruz. Bu ay ise daha çok hamallara, yaşlılara, hastalara, esirlere, mahkûmlara, kazazedelere ve mağdurlara hizmet amacıyla tesis edilen vakıflara yer vereceğiz.

Devamı »

Osmanlı'da İlginç Vakıflar

OSMANLI ÜLKESİ, akla hayale gelmedik envai çeşit vakıfla bezenmiş bir Vakıf Cenneti gibiydi. Yedi iklim, üç kıtaya adeta çil çil serptiği, nakış nakış işlediği on binlerce hayrat müessesesiyle diğerkâmlığın zirvesini yakalayan Osmanlı insanı, cümle mahlûkata hizmet etmeyi kendisine ulvî bir gaye edinmişti. Prof. Ziya Kazıcı’nın kanaatine göre bu durum; “Müslümanların fazilet, cömertlik, diğerkâmlık ve vatanperverlik gibi millî ve manevî ruh ile heyecanın kuvvetli tezahüründen başka bir şey değil

Devamı »