90 Yazı Prof. Dr. Fatih Satıl

Yazar Profili »

Sordum Sarı Çiçeğe Derde Derman Sende midir?

Haziran 2019, 510 1096 Görüntülenme Eklenme Tarih: 26 Mayıs 2019 18:27 Prof. Dr. Fatih Satıl

 

 

Yaşadığımız hayat stres ve sorunları da beraberinde getiriyor. Ev, iş, okul, trafik karmaşası ve sorumluluklar vs. arasında bazen bunalıp, sıkışıp kalabiliyoruz. Üzerimizdeki bu yoğun baskı stres olarak psikolojimize yansıyor. Sonuçta, çağımızın asıl sorunu ‘tüm hastalıkların başı’ denilen strese karşı koymak ve stresle baş etmek için çareler arıyoruz. Strese karşı kullanılan antidepresan ilaçların da uyku hali, sersemlik ve kilo gibi hiç de arzu edilmeyen yan etkileri olunca yok mu bunun doğal bir çözümü diye de arayışlara giriyoruz.

İşte her derde deva yaratan şefkatli Rabbimiz, bu gibi problemlerimize deva olarak yarattığı bitkilerden biri de sarı kantaron otudur.

 

 

Dertlilere Derman Sarı Kantaron

Ülkemizde binbirdelik otu ve kılıç otu olarak da bilinen sarı kantaron; şemsiye biçimindeki çiçekleri, 5 parçalı altın sarısı yaprakları ve kenarları siyah renkli tüyleri ile ayırt edilebilir.

Sarı kantaron hafif ve orta derecedeki depresyonlarda yaygın olarak kullanılan tıbbi bir bitkidir. Ayrıca yanık tedavisi, böcek ısırığına karşı, sıtma tedavisinde kullanılan bu bitkiyle hazırlanan çayın sakinleştirici ve ruh halini yükseltici etkisi vardır. Avrupa’da depresyon için önerilen bitkiler arasında “John’s wort” adı ile ilk sırada gelmektedir.

Sarı kantaron bileşiminde; hiperisin, hiperforin ve flavonoidler gibi etken maddeler bulunur. Bazı araştırmacılar, kantaronun beyin kimyasallarından serotonin, dopaminin ve norepinefrinin kullanımını artırarak ruh halini iyileştirmeye yardımcı olduğunu savunmaktadırlar.

Bilindiği gibi stres, yemek borusu, mide ve barsaklarda farklı yansımalarla kendini gösteren birçok problemlere de neden olabilir. Bu açıdan, sarı kantaron çayının ülser ve gastrit sorunu olan kişilere de faydası olduğunu hatırlatmakta fayda var.

 

Sarı Kantaron Çayı Nasıl Hazırlanır?

Sarı kantaron, mayıs ve haziran aylarında doğadan toplanabildiği gibi aktarlardan da kurutulmuş olarak rahatlıkla temin edilebilir. Yalnız kantaronu topladığınız yerin trafiğin yoğun olduğu yol kenarı olmamasına dikkat etmek gerekir. Aksi takdirde, şifa yerine bolca ağır metal alma durumu olabilir.

Kantaron çayını hazırlamak için öncelikle, 3 çay kaşığı kurutulmuş sarı kantaron bitkisini bir su bardağının içerisine koyalım. Üzerine de kaynamış su ilave edip bardağın ağzını bir kapak ile kapatalım ki buharın dışarıya çıkması engellenmiş olsun. Böylelikle bitkinin etken maddeleri daha çabuk açığa çıkacaktır. Bu şekilde hazırlanan çayı birkaç dakika demlemeye bırakalım ve bu sürenin ardından afiyetle içelim. Şifa olsun inşaallah. Arzu edilirse sarı kantaron çayının içerisine birkaç damla limon suyu ilavesi yapılabilir. Bu şekilde hazırlanmış olan sarı kantaron çayından günde 1-2 bardak içmek sizi rahatlatacaktır.

 

 

Bitki Çaylarını İçerken Dikkat Edilecek Hususlar

Unutmamak gerekir ki, bitkisel çaylar da ilaç gibi doğru kullanılmadığında veya aşırı miktarlarda alındığında sağlık problemlerine neden olabilir. Örneğin bazı bitkisel çaylar, kullanılan ilaçlarla etkileşerek zararlı olabilmektedir. Bu nedenle uzmanlar sarı kantaron çayının, doğum kontrol hapı, antidepresan, kalp ilaçları ve kanser ilaçları ile birlikte kullanılmamasını öneriyorlar.

Şunu bilmemiz gerekir ki, kantaron çayı depresyona iyi gelmektedir, ancak bu çaylar kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir, depresyonu tedavi etmez. Bu bakımdan özellikle stres faktörlerinden mümkün olduğunca uzak kalmak önem arz etmektedir. Bazı tedavi edilmeyen depresyon türlerinin hayat boyu sürebileceğini ve yaşamımızı olumsuz etkileyebileceğini unutmamalıyız. Böyle durumlarda uzman desteğine başvurmak gerekebilir. Doktorunuz ilaç tedavisi önerirse bu çayları tüketmenin herhangi bir yan etkisi olup olmayacağını da sormak gerekir.

 

 

Yan Etkisi Olmayan Ruha Şifa En İyi İlâç: Namaz

Stres, çeşitli nedenlerle ruh üzerindeki maddî–manevî baskılar sonucu ruhun rahatsız olması halidir.

Bu dünyada, gerek imtihan yeri olması, gerekse başka hikmetler için hastalıklar da vardır. İşte kendi kusurlarımız veya hatalarımızla müptela olduğumuz bu hastalıklara Şâfi-i Hakiki olan Allah (cc) devalar yaratır ve bunları sebep yaparak bizi sağlığımıza kavuşturur.

Âlemler Rabbi ayrıca Kur’ân Eczahanesinden de şifalar yaratır bizlere. Kur’an’da müminlerin kalpleri, “…Allah’ı anarak yumuşar”1 ve “…iman edenlerin kalpleri Allah’ı anarak sükûna erer. Kalpler Allah’ın zikri ile huzur bulur.2 buyurarak, tüm dertlerimize gerçek ve ebedî devayı göstermektedir.

Kalplerin sevgilisi Peygamber Efendimiz (asm) ise, Bilal-i Habeşi’ye ezan okuması için: “Kalk ey Bilâl! Bizi namazla rahatlat!”3 buyurarak, ruhun namazla huzur bulacağını ifade etmektedir.

Bediüzzaman da, Kur’ân’ın mevzubahis âyetlerinden aldığı ilhamla, “Evet, fıtraten ebediyeti isteyen ve ebed için halk olunan ve ezeli ve ebedi bir Zâtın âyinesi olan ve nihayetsiz derecede nazik ve letafetli bulunan zîşuur bir sırr-ı insanî, zînur bir latife-i Rabbaniye, şu kasavetli, ezici ve sıkıntılı, geçici ve zulümatlı ve boğucu olan ahvâl-i dünyeviye içinde, elbette teneffüse pek çok muhtaçtır. Ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir.” sözleriyle ve “Halbuki, namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir...” cümlesiyle, ruhun ihtiyacını ve namazın derde deva olduğunu ifade eder.

Günümüz tıbbında kabul edilen en iyi tedavi, yan etkileri en az olan tedavidir. Bu cümleden olarak “namaz”, yan etkisi olmaksızın ruhu tedavi eden en iyi ilaçtır!

Stressiz ve huzur dolu günleriniz olsun…

 

Kaynaklar:

1. Zümer Suresi, 23

2. Ra’d Suresi, 28

3. Ebu Davud, Edeb, 78, no: 4986.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Depremi Önceden Tahmin Etmede Hayvan ve Bitkiler Kullanılabilir mi?

Deprem öncesinde tabiatta bazı değişimlerin gözlendiği deprem uzmanları tarafından zaman zaman dile getiriliyor. Özellikle de hayvanların deprem öncesi meydana gelen belirtilere karşı daha hassas olduğu biliniyor. Bu yüzden de hayvanların tabiattaki değişimleri hissettiği ve bu nedenle huzursuz olup çevreye sinyal verdiği düşünülüyor. Peki deprem öncesi tabiatta ne gibi değişiklikler oluyor, gerçekten tabiattaki değişimleri ve canlıları gözlemleyip depremi tahmin etmek mümkün mü?

Devamı »

İçimizdeki Dünya: Mikrobiyota

Bedenlerimizi evleri olarak gören trilyonlarca mikroorganizma bunlar… Ve biz, bu canlıların sağlığımız açısından taşıdıkları önem konusunda her geçen gün yeni bir şeyler öğreniyoruz.

Devamı »

Ekolojik Okuryazar Olmak

Canlı ve cansız tüm yaratılmışlar, hep birlikte bir ekosistemi meydana getiririler. Bu sistemde varlıkların hepsi birbiri ile sıkı sıkıya ilişkiler içerisindedir. Varlıklardan birinin zarar görmesi ya da yok olması sistemdeki ekolojik dengeyi de bozmaktadır.

Devamı »

Adını Hz. Meryem’den Alan Şifalı Bir Bitki: Biberiye

Bilimsel adı Rosmarinus officinalis olan bu şifalı bitki, halk arasında yaygın olarak Biberiye ve Kuşdili adlarıyla bilinir. “Rosmarinus” terimi Latince’de “deniz şebnemi” anlamına gelir. Avrupa’da ise bitkisinin Hz. Meryem ile ilgili efsanelerinden olsa gerek, biberiye bitkisine “Rose of Mary” denilmiş ve literatüre de “Rosemary” olarak geçmiştir.

Devamı »