28 Yazı Doç. Dr. Rasim Soylu
Doç. Dr. Rasim Soylu

Yazar Profili »

Sanatın Sultanları

Haziran 2019, 510 46 Görüntülenme Eklenme Tarih: 27 Mayıs 2019 04:14 Doç. Dr. Rasim Soylu

 

Osmanlı Sultanları arasında sanat ile meşgul olan pek çok padişah vardır. Bunların bazıları şiir ve müzik ile iştigal etmişler, bazıları ise el sanatları ile uğraşmışlardır.

Sanat; ruhun güzelliğinin yansıması veya düşünce ve duyguların estetik kaygıyla dışavurumu olarak tarif edilir. İşte bu duygusal dışavurum veya estetik kaygı, Osmanlı padişahlarının da eserlerinde görülmektedir.

İnsanın aile ve çevresinin teşvik etmesi, içindeki sanat ve yetenek cevherini inkişaf ettirdiği gibi engel olması da bu kabiliyetini akim bırakır. Ayrıca ailenin çocuklarının eğitiminde ekonomik sebepler gibi çeşitli kaygılarla meslek ve hedef belirlemesi, sanatkâr yetişmesinde önemli problemlerden birisi olarak düşünülebilir.

Dünya sanat tarihine bakıldığında sanatçıların geneli sanatı bir gönül işi olarak yaparlar. Her ne kadar ekonomik kazanç, şan ve şöhret gibi sonuçları görülse de hiçbir sanatçı aslında sanatını bu amaçlar için icra etmez. Zaman içerisinde çok meşhur olmuş veya çok zengin olmuş sanatçılar da vardır. Ancak adı sanı duyulmamış, yokluk ve fakirlik içerisinde yaşayıp öldükten sonra unutulmuş sanatçılar da çoktur.

İslam sanat tarihine baktığımızda bizim sanatçılarımızın batılı sanatçılardan daha mütevazi olduğunu görebiliriz. Çoğu sanatçı eserine imza bile atmaz veya “el aciz, el fakir, ebu turab (toprağın oğlu)” gibi tevazu göstergesi olan imzalar atmışlardır. Yaptıkları işi para için değil, Allah rızası için yaparlar. Öldükten sonra geride güzel bir eser bırakmak, arkasından hayır duanın devam etmesi anlamına geldiği için çok önemli görülmüştür.

Osmanlı Sultanlarının sanata gönül vermesi, sanatçıları himaye etmesi ve güzel eserler inşa ettirmesi belki kolaydır görülebilse de, ancak yoğun devlet işleri yanında bizzat kendilerinin sanatla uğraşmaları o kadar da rahat yapılabilecek bir şey değildir.

Tarih içerisinde sanata ilgi duyan devlet adamları az değildir. Erken dönemden itibaren çok iyi bir eğitimden geçirilen sultan çocukları, askerlik ve politika yanı sıra pek çok ilim ve sanatta da eğitim alırlar.

Fatih Sultan Mehmed’in çocukluk defteri bunun en iyi örneğidir. O dönemin dünyası için önemli bütün yabancı dilleri öğrenen Şehzade Mehmed’in çizdiği insan ve at portreleri ileri derecede yetenek göstergesidir. İstanbul’un fethinden sonra İtalya’dan ünlü rönesans ressamı Bellini gibi sanatkârları İstanbul’a davet etmiş ve kendi portresini yaptırmıştır. Ayrıca Nakkaş Sinan Bey’i Venedik şehrine göndererek sanat alışverişinde bulunmuştur.

Lale Devri sırasında İstanbul’da sanatla meşguliyetin çoğaldığı tarih kitaplarında yer alır. Resim sanatıyla uğraşan önemli bir isim de Sultan Abdülaziz’dir. Fransız ressam Guillemet’in Beyoğlu’nda bir resim atölyesi açması için teşvik etmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman gibi ömrü savaş meydanlarında geçmiş bir hünkarın kendi el emeği mücevherler işlemesi ve kuyumculuk şaheseri eserler üretmesi hobi olarak düşünülse de hayranlık uyandırıcıdır.

Pek çok padişah kendi dönemlerinin büyük hat hocalarından icazet (eğitim sonunda diploma) almış ve eserleri bazı büyük camilerin duvarlarında yer almıştır. Örneğin II. Beyazıt, II. Murad, II. Mahmud ve Abdülmecid bu hattat sultanların en önemlileridir. Sultan II. Mahmud’un hat levhalarından bazıları Bursa Ulu Cami’de hâlâ duvarda sergilenmektedir. Sultan I. Selim de Kanunî gibi kuyumculuk sanatıyla uğraşmış ve Sultan Abdülhamid ise kendi el emeği ahşap oyma sanatıyla adını sanatkâr padişahlar arasına yazdırmıştır.

Osmanlı sultanlarının sanata ilgisini sadece el sanatları olarak düşünmemek gerekir. Pek çok Osmanlı Sultanı şair ve müzisyendir. Hem güfte hem de besteleriyle Türk Sanat Müziği tarihinde unutulmaz eserler bırakmışlardır.

Şair Sultanlar arasında Avni mahlasıyla (takma isim) Fatih Sultan Mehmed, Muhibbi mahlasıyla Kanuni Sultan Süleyman, Selimi mahlasıyla Yavuz Sultan Selim, Muradi mahlasıyla IV. Murad, İlhami mahlasıyla III. Selim, Adli mahlasıyla II. Mahmud sayılabilir. III. Murad’ın “Uyan Ey Gözlerim” şiiri Ali Ufki bey tarafından bestelenmiş ve günümüzde bile en sevilen eserlerden birisi olmuştur.

Müzik sanatıyla uğraşan ve bizzat besteler yapan padişahlar da az değildir. II. Beyazıt, 355 eser bestelemiştir. IV. Murad, II. Selim, II. Mahmud, Sultan Abdülaziz, Sultan Vahdettin en önemli bestekâr sultanlardan bazılarıdır.

Son olarak Sultan II. Abdülhamid Han ise bestekâr olmamasına rağmen piyano çalar, Klasik Batı Müziği eserlerini iyi icra ederdi. Kendisinin opera tutkusunun bulunduğu da bilinmektedir. Abdülhamid Han’ın ahşap oyma sanatının yanı sıra bir diğer bir ilgi alanı da fotoğraf sanatıdır. Kendi döneminde bütün Osmanlı Şehirlerini fotoğrafla tesbit ettirdiği 35 bin karelik belgesel fotoğraf albümü meşhurdur.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

En Pahalı Muz

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Miami şehrinde düzenlenen Art Basel Sanat Festivali kapsamında sergilenen ve sadece “duvara bantlanmış bir muzdan” oluşan ve “Komedi” adını alan sanat eseri 120 bin dolara satıldı.

Devamı »

Sanatın Sonu

Sanat, estetik haz ve kaygı olarak tanımlanır. İlk insanlardan itibaren sanatın temelleri güzellik, estetik ve mükemmellik gibi kavramlar üzerine bina edilir. İnsanın iç dünyası, ruhunun güzelliği, inançları ve ilhamları sanat eserlerine yansır.

Devamı »

Osmanlı Sanatkârlarının Ehl-i Hiref Teşkilatı

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren her kurumunun bir sisteme bağlandığı uzmanların dikkatini çeker. Mehter Takımı o dönem için müziğin bir sistem ve kurumsal yapılanmasının ilk örneğidir. Diğer sanatlarla uğraşanlar da Ehl-i Hiref adı verilen bir çeşit sanat loncası ile organize olmaya başlar...

Devamı »

“Memento Mori” / Sanatçı Gözüyle Ölüm

“Memento Mori”, “Fani Olduğunu Hatırla” veya “Öleceğini Unutma” sanat tarihinde bilhassa Orta Çağ Sanatında ve Barok Sanatında çok işlenen konulardır. Ölümün Sanatı olarak da adlandırılan bu akımın örnekleri pek çok sanatçının eserinde görülebilir.

Devamı »