ARAMA SAYFASI

Yoksul Köy

Yoksul Köy

Bir Hatıra

 

Bir seyyah, diyar diyar dolaşırken yolu bir köye varır. Bir evin kapısını çalar, “Tanrı misafiri kabul eder misiniz?” der. Elbette âdet odur; buyur edilir misafir…

Yine âdet olduğu üzere bir misafir geldiğinde—hele de yabancı ise—köyün önde gelenleri akşam o evde toplanır sohbetler edilirdi. Böylece hem onun bilgisinden, görgüsünden istifade edilir, hem de kimdir, niyeti nedir diye yakından tanınmak istenirdi. Böyle toplanmışken türküler söylenir, öyküler, hatıralar anlatılırdı…

Fakat bu köyde tanışma faslı fazlaca uzadığı halde sohbet farklı mecralara akmayınca misafir sormuş, “Sizin köyünüzün ozanı yok mu?” Köylüler “Yoktur” demişler. Biraz sonra yine sormuş, “Bu köyün bir velisi de yok mu?” Köylüler buna da “Yoktur” demişler. Misafir bu sefer de “Köyünüzün bir delisi de mi yok?” diye sormuş ve aynı cevabı almış.

Bunun ardından seyyah bir an durmuş ve “Bana müsade, yolcu yolunda gerek” demiş.

Buna şaşıran köylüler “Efendim bu saatte yola çıkılır mı, nereye gidiyorsunuz?” dediklerinde seyyah şu cevabı vermiş: “Bir köyün bir delisi, bir velisi, bir ozanı yok ise o köy köy değildir; benim alacağım bir şey de yoktur” der ve yola revan olur.