35 Yazı Prof. Dr. Osman Çakmak

Yazar Profili »

Prof. Dr. Osman Çakmak ile Kuantum Dolanıklık Üzerine Bir Röportaj / Dolanık Elektronlar Neyi Gösteriyor?

Ekim 2019, 514 507 Görüntülenme Eklenme Tarih: 23 Eylül 2019 16:42 Prof. Dr. Osman Çakmak

 

Bugünlerde Bilim Dünyası yeni bir keşfin heyecanını yaşıyor. İki parçacığın uzakta olsalar bile zaman ve mekân sınırlamalarına bağlı olmaksızın birbiri ile bağlı olduğu ilk kez fotoğraflandı. Dolanıklığın keşfi ne anlama geliyor ve gelecekte hangi bilinmezleri anlamamıza vesile olabilir?

Bu  keşif, kâinatta Vahidiyete; yani tüm varlığı bütünlük içinde idare eden ve birbiri ile bağlayan tek bir Yaratıcının atom çapında bir kontrol ve idaresine işaret olabilir mi? Yani evrende vahidiyetin hâkim olduğuna; âlemde bölünmez bir bütünlük içinde her şeyi idare edenin olduğuna atom çapında bir işaret mi? Bu konuları Prof. Dr. Osman Çakmak Hocamızla konuştuk.

 

S- Yakın zaman önce önemli bir keşfe imza atıldı ve haberlerde, “Einstein’ın ‘Kuantum Dolanıklık Teorisi’ ilk defa görüntülendi” başlığı ile yer aldı. buradan başlayalım isterseniz. ‘dolanıklık teorisi’ nedir ve kim ortaya atmıştır?

Basında bu konuyla ilgili çoğu haber birbirinden kopyalandı, hatta aynı başlıklarla verildi. Halbuki dolanıklık teorisi Einstein’a değil, Schrödinger’e aittir (1935). Kelimenin orijinali ‘versrankung’ (entanglement) şeklinde Almanca’dır. Üstelik Einstein bu teoriye karşıydı. Kuantum mekaniğinin eksik bir teori olduğunu savunuyordu. 1935 yılında EPR (Einstein-Podolsky-Rosen Paradoksu) makalesinin muhtevası bununla alakalıdır.

 

S- Medyada bilim haberlerinde  bu tür yanlışlıklarla sık sık karşılaşıyoruz: Bunu neye bağlıyorsunuz?   

Çocuklarımızın bilimsel araştırmalara yönlendirilmesinde medyanın rolü büyük. Basında bilimsel haberleri ve yenilikleri doğru değerlendirecek ve yorumlayacak ehliyetli ve liyakatlı kişilerin görev alması elzem.

Daha önceki yazılarımızda dile getirdiğimiz gibi, bilim ateizme alet edilmektedir.1 Bazı merkezlerin ürettiği bilimsel yorumların filtresiz ithali algı operasyonlarına alet olmamız demektir.

Bunların bir örneği, çoğu buluşları Einstein’e mal etme, Einstein’i gereğinden fazla şişirme gayretleridir. Mesela Schodinger de en az bir Einstein olduğunu söyleyebiliriz.  Diğer bilim adamları göz ardı edilip de Einstein’in şişirilme ve gündemde tutulma gayretlerinin altında başka sebeplerin bulunduğunu düşünüyorum.  Bu ayrı bir yazı konu olduğundan şimdi geçelim.

 

S- Bu teori yeni mi? İlk kez ne zaman dile getirildi?

Hayır. 1935’ten beri teorik olarak vardı. 1964 yılında John Bell deneysel olarak varlığını ispatlayarak Einstein’in yanlış bir yolda olduğunu gösterdi. 1980’li yıllardan bu yana da deneysel uygulamalar devam ediyor. Bunlardan bazıları, kuantum teleportation, key distribution, cryptography’dir. Bu deneysel çalışmaların tamamı kuantum dolanıklığa dayanır. Kuantum bilgisayarlar da bu esasa dayanarak geliştirilmeye çalışılıyor. Hayli de mesafe alındı.

 

İşte tarihin ilk kuantum dolanıklık fotoğrafı!..

 

S- Kuantum dolanıklığı ispat edildi mi?

Bilim insanları, bir ya da iki ‘dolanmış’ parçacığın uzakta olsalar bile Kuantum Dolanıklığını (birbiri ile bağlı olduğunu) ilk kez fotoğrafladı ve bunu geçtiğimiz aylarda konuyu kamuoyu ile paylaştı. Glasgow Üniversitesi’ndeki fizikçiler, görüntüledikleri fotoğrafı Scientific Advances dergisinde yayınladılar.2

Fotoğrafı oluşturmak için ultraviyole lazeri ile bir beta baryum borat (BBO) kristali birleştirildi. Sonuçta kuantum bağlantılı fotonlar görüldü. Ardından bu ‘dolaşık-bağlantılı’ fotonlar akışı, bir ışın ayırıcı ile birbirlerinden ayrıldı. İlk foton, diğer fotonların fazını değiştiren nesneler yoluyla gönderildi.

İki dolaşık ‘ikiz’ fotonun fotoğrafını çekebilmek için ultra hassas bir kamera kullanıldı. Bilim adamları bu öncü fotoğrafın “yepyeni bir kuantum görüntüleme tekniği” sınıfına yol açacağına dikkat çekmektedir.

Dolanıklık, tüm kuantum acayipliklerinin babası olarak bilinir. Kuantum dolanıklığı daha iyi anlamak için “What to bleep do we know” belgeselinden kısa bir kesitin videosunun   izlenmesini tavsiye ediyorum.3

Belgeselde ilgili bilim adamları, her şeyin özünde birbiri ile bağlı olduğunun altını çizerek varlığın bölünmez bütünlüğüne, birliğine, yani vahidiyete dikkat çekmektedir. Dolanıklığın keşfi ile aslında, Yaratıcının tüm mahlukat üzerindeki imzalarından birisi daha keşfedilmiş oldu.

İsteyen üstte linkini verdiğimiz belgeselin tamamını izleyerek kuantumla nasıl bir nurani ve metafizik âleme kapı açıldığını takdir edebilir.

 

S- Peki tüm bu deney sonuçları ne anlama geliyor?

Elektronların Çift-yarık (double-slit) deneyi, atom altı kuantum dünyasında mekân kavramının çöktüğünü ispat etmişti.4 Dolanıklık (entanglement) deneyi ise, atom ve atom altı boyutta zaman kavramının işlemediğinin bir göstergesi olmaktadır.   Aynı anda üretilen atom altı parçacıklar, birbirlerinden ne mesafede ayrılırlarsa ayrılsınlar, daimi iletişim halinde bulunuyorlar.

Birbirinden ışık yılları mesafesinde ayrılmış olsa bile dolanıklık halindeki iki elektrondan birine yapılan bir etkiye onun ikizi anında cevap veriyor. Işık hızından öte bir bağlantı söz konusu…

Einstein, ışık hızının aşılmasının imkânsız olduğu gerekçesiyle dolanıklık fikrine şiddetle karşı çıkıyordu. Halbuki burada ışık hızından öte bir iletişim ve bağlılık söz konusu…

 

S- Kuantum dolanıklığını ispat eden deney nasıl yapıldı?

Deneyler  daha önce yapılmıştı da yeni deneyle “bu bağ” görüntülenmiş oldu.   Önceki deneylerden  birisi şu şekilde icra edilmişti: Bağlı iki parçacığı birbirinden çok uzakta bulunan adalara taşıyan araştırmacılar, parçacıkları 143 kilometre ayırdılar. Bu ayrılmanın sebebi, parçacıkların birbirlerine yakın olduğu sırada birbirlerini etkileyebilecek olmalarıydı. Uzakta bulunan parçacıklar, dev dedektörler tarafından izlenilmeye ve eş zamanlı olarak yani canlı yayında bilgiler paylaşılmaya başlandı. O da ne? Dedektörlerin ölçümlerine göre iki parçacık birbirine zıt şekilde hareket etmeye başladı. Bunu şu resimlerde daha iyi görebiliriz. (resim 2 ve 3)

Resim 2

“Kardeş” veya “bağlı” diyebileceğimiz iki farklı parçacık, birbirlerinden ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar birisi saat yönünde döndüğü sırada diğeri saat yönünün tersi yönünde dönüyor.

Resim 3

Böylece atom altı dünyada ‘mekân kavramı’ ile beraber ‘zaman kavramı’nın da anlamını yitirdiği kesinleşti. Olaylar, zaman-mekân üstü boyutlarda cereyan etmektedir.

Olayın açıklaması şu: Atom altı tanecikleri arasında Nuraniyet kanunları hâkimdir. Bu terim bize yabancı değil. Adına kuantum denilse de kuantum nuraniyete bilimsel bir isim vermekten başka bir şey değil.

 

S- Peki nuraniyet kavramından bahsediyorsunuz, nuraniyet nedir?

Işık, ziya ve nur kelimeleri farklarına rağmen birçok defa eşanlamlı olarak kullanılıyor.

Işık ve ziya, güneş ve lambalardan gelir ve gözle görülür, aletlerle de ölçülebilir. Kendini aydınlık olarak gösterir maddî veya fizikî varlığı temsil ederler.

Nur ise madde dışı olduğundan ilim ve iman gibi gözle görülemez. Mevcut teknoloji ile aletlerle ölçebilir değildir.

Kuantumla açılan yolda ilerleyen gelişmeler ise, nuraniyete dair teknolojilerin kapılarını aralamaktadır.

Nuraniyet, madde-dışı veya fizik ötesi varlığı temsil eder. Işık ve ziya maddî aydınlanma, nur ise manevî aydınlanma ile alakalıdır.

Parçacıklar, birleşip daha büyük parçacıklar ve demir gibi ağır atomlar oluşturdukça kesafet (katılık) peyda olmakta ve zaman-mekân sınırlamaları devreye girmektedir. Bu durumda da bildiğimiz şehadet âleminin kuralları hâkim hale gelmektedir.

Nuraniyet, aslında kuantum ve izafiyeti de birleştiriyor.

 

S- Yanlış hatırlamıyorsam röportaj öncesi kuantum dolanıklık ve bakteriler arasında da bir ilişkiden bahsettiniz. Bakterilerle bu teorinin nasıl bir bağlantısı olabilir ki?

Fotosentetik yeşil sülfür bakterilerinin, fotonları absorbe edip, ışık olarak iki küçük ayna arasında yansıtabildiği gösterilmişti. Böylece kuantum dolanıklığın bakteriler âleminde de geçerli olduğu anlaşılmaya başlamıştı.

The Journal of Physics Communications dergisinde yeni bir araştırma yayımlandı. Birkaç yüz adet bakteri aralarında birkaç yüz nanometre boşluk olan ayna arasında yerleştirildi. Amaç bakterilerin bu iki ayna arasındaki boşlukta fotonları absorbe edip yayması ve yeniden seken fotonları absorbe etmesiydi.

Beklenen oldu. Bakteriler aynen böyle davrandı ve hatta daha fazlası da gözlendi: Boşluktaki ışıkla kuantum dolanıklığa girdi.5

Bu sonuç, nuraniyet kanunlarının sadece atom altı dünyada değil, canlı sistemlerde de geçerli olduğu sonucunu veren ilk bir deney.

Makale yazarı özetle şunları söylemektedir: Canlılarda da pek çok aşamada kuantum biyoloji kanunları hâkim. Mikropların çok küçük canlılar olmasına rağmen bunca büyük işleri birlikte yapabilmelerini bilinen yasalarla açıklamak zor. Arkasında kuantum (fizik ötesi) yasaları olmalı. Gelecekte Kuantum yasalarının (nuraniyetin) umumi bir kanun olduğu ve her şeyi kuşattığı daha net görülecek.

Bu gelişmelere göre    gelecekte daha büyük sistemlerde   nuraniyet kanunlarına ve   Vahidiyet sırrına dair yeni keşifleri bekleyebiliriz.

 

S- Bir kısım çevrelerin Kâinattaki nuraniyeti görmede yaşadıkları problemi nasıl açıklayabiliriz? Nurani kanunları görmeye karşı dirençlerini; ya da nurani gerçekleri gözden kaçırma ve saklama gayretlerine karşı ne diyeceksiniz?

Maddenin yapıtaşları olan elektron ve nötrino gibi atom altı parçacıklar, isimleri ‘parçacık’ olmasına rağmen daha ziyade dalga özelliği gösterirler, ve onlara bir mekân isnat edilemez. Adeta bir anda belli bir dağılım prensibine göre çok yerdedirler. Kesafetten (maddi kanunlardan) ziyade, letafet yani nuraniyet hâkimdir.

Kâinattaki nuraniyeti görmedeki problem ise, parçacıklarda açıkça gözlenen nuraniyette değil, zihniyetin kesafetinden ve katılığından olmalı. Çünkü  madde ile sınırlanmış akılların nurani gerçekleri görmesi zordur. Nurani gerçekleri görmek için, olaylara nurlanmış bir akılla bakmak gerek.

Henüz, aynı anda iki delikten birden geçen elektronların (çift yarık deneyi) sebep olduğu kafa karışıklığını giderememiş parçacık fizikçilerinin işi kolay değildir.

Fakat ard arda gelen buluşlar, birçok aklın nurlanmasına ve aydınlık fikirlerle buluşma  kapılarını araladığını belirtelim

 

S- Kuantum bilgisayarların çalışma prensipleri şu an 0-1 sisteminden farklı olacak. Kuantum dolanıklık ve kuantum bilgisayarların geliştirilmesinde faydası olacaktır herhalde…

Evet kuantum bilgisayarlar, kuantum dolanıklığın meyvesi olacak. Bildiğimiz transistör devrelerine dayalı bilgisayarların hafızaları bir anda sadece 0 veya 1 değeri alabilen ‘bit’lerden oluşur ve bu da deterministik kesif yapıyı gösteriyor. Kapasite son derece sınırlı.

 

S- Ama buna rağmen mevcut bilgisayarların devasa kapasitesinin sırrı nedir?

Tırnak ucu kadar bir hacme milyonlarca transistör devresini sığdırabilen yeni üretim teknolojileridir. Şu anda gelişim aşamasında olan kuantum bilgisayarlarda ise, sadece iki değer alabilen ‘bit’ kullanılmayacak.

 

S- Peki onun yerini ne alacak? Dolanıklık ve süperpozisyon gibi kuantum gerçekleri bilgisayarlarda nasıl kullanılacak? Bu nasıl olacak?

Aynı anda çok sayıda değer alabilen yani nuraniyet özelliği gösteren ‘qubit’ler devreye girecek. Vardığımız nokta şurası: Kuantum bilgisayarlarının hafıza kapasiteleri hayallerin ötesinde bir imkân sunuyor.

Bediüzzaman da nuraniyet özelliğine dayalı bu sistemin insan hafızasında halihazırda işlemekte olduğuna dikkatleri çeker. Şu cümleler çok ilginçtir:

Mânevî nurun, ilim sûretinde beşerin kafasında cilvesinin bir cüz’îsi, tırnak kadar kuvve-i hafızaya malik bir adamın kafasında, doksan kitabın kelimatı yazılmış. Ve üç ayda, her günde üç saat meşgul olarak, hafızasının sahifesinin yalnız o kısmını ancak tamam edebilmiş. Aynı adam, seksen sene ömründe gördüğü ve işittiği ve merakını tahrik eden ve ona hoş gelen mânâları ve kelimeleri ve suretleri ve savtları, o tırnak kadar kuvve-i hafızanın sahifesinde, istediği vakitte müracaat edip bir büyük kütüphane kadar bütün mahfuzatının aynı şeylerini orada bütün istediklerini mevcut ve muntazam yazılmış ve dizilmiş görüyor. İşte bu tırnak kadar kuvve-i hafızanın, bahr-i umman gibi bir vüs’ati ve güneş gibi bir ihatalı nuru ve bir ziya-yı mânevîsi ve zemin yüzü kadar geniş sahifeleri olmazsa bu hal olamaz.”

Evet kuantum bilgisayarlar örneğinde olduğu gibi gelecekte pek çok alanda nuraniyet kanunlarıyla işleyen sistemlerin devreye gireceğini bekleyebiliriz.  Böylece teknolojide bir çok alandaki tıkanıklıkların giderileceğini, adeta sonsuz imkân dünyaları ile buluşacağımızı öngörebiliriz.

 

S- Az önce nuraniyet, kuantum ve izafiyeti birleştiriyor dediniz bu ne anlama geliyor?

Bunu uluslararası ders kitapları ile ünlü   Yunus Çengel hoca şu şekilde anlatıyor:  Nuraniyet  birbirine zıt iki kavram olan kuantum ve izafiyeti birleştirebilir.  Bu birleşme ile  iki teoriyi birleştirmeye çalışan ‘Birleşik teori’ arayışlarına da son verilecektir. Çünkü, aynı evren için iki farklı teori düşüncesi bir garabettir. ‘Paralel evrenler’ teorisi gibi her birinde fizik kanunlarının farklı olduğu iç içe sonsuz sayıda hayaletvari evrenlerin kabulü ise gerçeklerden uzaklaşmaktır. Bizi gerçeğe yaklaştırmak yerine kafaları karıştırmaktadır.6

Bir kısım bilim adamları materyalist ve tek boyutlu-determinst düşünmenin sonucu olarak nuraniyet gerçeğini kabulde zorlanmaktadır. Kuantum mekaniğinin temel kavramlarının ve atom altı parçacıklarla yapılan çok sayıda bağımsız deneylerin söylediği bir şey var: Atom altı dünyası için nuraniyet fiziksel bir gerçektir (vakıa). Nuraniyet,  aynı evrenin atom altı dünyası ile atom üstü dünyasında geçerli ve hakim bulunmaktadır. Bu durumda birbirine zıt kuantum ve izafiyet teorileri ancak nuraniyet ile maddede gözlenen metafizik boyut ile alakalıdır.  Maddede  fiziksel gözle göremediğimiz,  zaman ve mekan kaydından azade  bir boyut ve “beden” bulunmaktadır.

Deneylerin de açıkça ortaya koyduğu gibi, kesif fiziki varlıklarda atom boyutuna indikçe nurani kanunlar öne çıkmakta/hakim olmakta (kuantum yasaları),   kesafet (maddi) kayıtlar ortadan kalkıp nuraniyet asıl karakter halini  almaktadır.

Şu halde eşyanın ve varlığın hakikatini anlamanın yolu, nuraniyet kavramını anlamaktan ve onu yerli yerinde kullanmaktan geçiyor.

 

S- Sizi yorduk, teşekkür ediyoruz.

Estağfirullah. Zafer okuyucusu her şeye değer. Ben teşekkür ederim.

 

Atıfta bulunulan kaynaklar:

1. Zafer Dergisi, Ekim 2018, syf. 22.

2. Paul-Antoine Moreau, Ermes Toninelli, Thomas Gregory, Reuben S. Aspden, Peter A. Morris and Miles J. Padget, Science Advances, 12 Jul 2019:
Vol. 5, no. 7, eaaw2563

https://advances.sciencemag.org/content/5/7/eaaw2563

https://www.sciencealert.com/scientists-just-unveiled-the-first-ever-photo-of-quantum-entanglement

3. https://www.youtube.com/watch?v=U-hstJO-K_k

4. Çift yarık deneyi, şu videodan  izlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=q3H7wR_IR3w

5. By Jonathan O’Callaghan on October 29, 2018, Schrödinger’s Bacterium” Could Be a Quantum Biology Milestone. A recent experiment may have placed living organisms in a state of quantum entanglement.

https://www.scientificamerican.com/article/schroedingers-bacterium-could-be-a-quantum-biology-milestone.

6. Yunus Çengel, Kuantum ve nuraniyet alemi, http://www.yunuscengel.com/nuraniyet-ve-kuantum-alemi/ (son erişim: 1 Ağustos, 2019)

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Uzay Boşluğu mu, Esir Denizi mi?

Esir konusu değişik adları ile felsefe tarihinde yer aldı. Heyula, adı konulmamış esir maddesi arayışı olarak yorumlanabilir. Bir kısım felsefeciler Allah’ın bazı sıfatları ve yetkinliğini ‘heyulâya’ vermiş ve maddeye ezeliyet nispet etmişlerdi. Bu anlayışla, günümüzdeki atom ve maddeye ezeliyet veren fikir ve tabiatperestlik anlayışı arasında benzerlik kurulabilir.

Devamı »

Prof. Dr. Osman Çakmak ile Kuantum Dolanıklık Üzerine Bir Röportaj / Dolanık Elektronlar Neyi Gösteriyor?

Bugünlerde Bilim Dünyası yeni bir keşfin heyecanını yaşıyor. İki parçacığın uzakta olsalar bile zaman ve mekân sınırlamalarına bağlı olmaksızın birbiri ile bağlı olduğu ilk kez fotoğraflandı. Dolanıklığın keşfi ne anlama geliyor ve gelecekte hangi bilinmezleri anlamamıza vesile olabilir? Aslınur Bahar sordu, Osman Çakmak Hocamız cevapladı.

Devamı »

Her Şey Nefes Alabilmemiz İçin

Atmosfer basıncının şu anki değerinden bir kat daha yüksek olması durumunda ise, atmosferin su buharı nispeti öylesine azalacaktı ki, Dünya üzerindeki karaların tamamına yakını çölleşecekti...

Devamı »

Güneş Dünyaya Yaklaşacak! II

Önceki yazımızda Güneşin “doğuşunu” ele almıştık. Şimdi de her fani gibi “Sonu nasıl olacak?” sorusuna cevap arayacağız. Akla ilk gelen soru şu: Güneş stoktaki mevcut hidrojeni yakarak ışıldadığına göre stok bitince ne olacak?

Devamı »