64 Yazı Ayten Yadigâr

Yazar Profili »

Aile: Huzur ve Sükûn Mahalli

Ekim 2019, 514 191 Görüntülenme Eklenme Tarih: 23 Eylül 2019 17:48 Ayten Yadigâr

 

Hayatı evlilik dâhil bütün boyutlarıyla kuşatan bir değerler sistemi olan İslam’ın ilk emri “Oku!”,  bizlere okumamızı, düşünmemizi ve bu okumalar dâhilinde öğrendiğimiz ölçülere uygun bir şekilde hayatımızı düzenleyerek insanca yaşamanın hakkını vermeyi öğütlüyor bir anlamda. Kur’an ayetlerinin yanı sıra Allah’ın göklerde ve yeryüzünde, enfüste ve afakta dikkatimize sunduğu kevni ayetleri de okumamız salık veriliyor. Bu okumalarımızı da “Yaratan Rabb’in adıyla” yapmamız isteniyor. Yani O’nun bütün bunları yaratmadaki muradına uygun olarak, o doğrultuda kavramlar üreterek ve bu kavramlar üzerine bir anlam dünyası inşa etmemizi sağlayacak şekilde okumamız gerekiyor. Tüm insanlığa huzur ve barış vaad eden İslam medeniyeti ancak bu şekilde hayat bulur ve ayakta kalır.

Tarih yapan özneler olmanın gereği kendi değerler sistemimizi yaşatmak ve güzel bir temsil örnekliği ortaya koymaktan geçiyor. Aksi takdirde başkalarının insana, topluma, toplumsal kurumlara, doğaya ve hayata ilişkin yapmış olduğu okumaların takipçisi ve tekrarlayıcısı olmaktan öte gidemeyiz.

Son zamanlarda gündemi epey meşgul eden şiddet olayları görüntüleri ve aile kurumunu hırpalamaya yönelik söylemler hemen her gün gözlerimize, kulaklarımıza, hafızamıza hücum ediyor adeta. Haber bültenlerinde, internet ortamında bunca kötülüğü izlemek durumunda kalmak, bir yandan insana, aileye, hukuka olan güveni sarsıyor, diğer yandan da insanlık onuruna hiç yakışmayan bu haller gözümüzde sıradanlaşıyor, hayatın doğal akışının bir parçası gibi algılanır hale geliyor ve duyarsızlığı besliyor. Bu nedenle kötülüğü, olumsuzluğu tekrar ederek gündemde tutulmasına sebep olmaktansa, medeniyet dünyamızın bakış açısı ile meselelere nasıl yaklaşıldığını ortaya koymanın daha uygun düşeceğini düşünüyorum. Davranışları değiştirmenin yolu, düşünme biçimini ve zihniyeti değiştirmekten geçiyor çünkü.

Bu minvalde “Onun ayetlerinden biri de, içinizden, kendisinde huzur ve sükûna kavuşacağınız eşler yaratması ve aranıza sevgiyi ve şefkati yerleştirmesidir. Bunda, kuşkusuz düşünen insanlar için dersler vardır.”  ( Rum, 21) ayeti ne kadar manidardır.

Bugün dehşetle tanık olduğumuz şiddet olayları nerede, ayette sunulan eş örnekliği nerede?

İnsanımızın ömür boyu peşinden koştuğu huzur, sükun hallerini, hasret kaldığı sevgi, şefkat gibi duyguları çok uzaklarda aramaya gerek yok. Eşlerin birbiri için huzur ve sükûn vesilesi olduğunu söylüyor Âlemlerin Rabbi. Aralarında sevgi ve şefkat yerleştirdiğini de… Günümüzde evliliğe niyetlenenler veya hali hazırda evli olanların ne kadarı burada bildirildiği şekilde bir eş ve aile tasavvuruna sahip dersiniz? Birbirine bu nazarla bakan ve hayat yolculuğuna öylece devam eden eşler bir anlamda bu ayetin tecellisinin canlı örnekleri olmuyor mu? Güzel örneklere ne çok ihtiyacımız var. “İşte insan bu!”, “İnsana yakışan bu!” diyeceğimiz…

Yıllar önce aile üzerine hazırlanmış bir çalışmada dikkatimi çeken bir yazı olmuştu. Burada evlilik ve aile kurma süreci hoş bir üslupla anlatılıyordu. Tek başına hayatın yükünü sırtlanmış düşe kalka yol almakta olan bir insan... Bu insan yolun bir yerinde kendi gibi yol almaya çalışan birine rastlar bir gün. Yüklerinin aynı, dertlerinin, sevinçlerinin aynı olduğunu, aynı sözlerle teselli olduklarını, aynı yıldıza bakarak yol aldıklarını görünce heyecanlanırlar, bundan sonra yalnız yürümenin anlamsız olduğunu düşünürler. Birlikte yol almaya karar verirler. Bir ağacın gölgesinde konaklarlar. Dünya fanidir. İkisinin de yükü vardı ya... Birbirinin yükünü almaya çalışırlar hep. Senin yükün benim yüküm demezler, bir araya getirirler ve bir değneğe takıp iki ucundan tutarlar. “Çuval bazen o tarafa, bazen bu tarafa, ama hep güçlüden yana kayar… Bilirler tesadüfün yeri yoktur hayatta… Gece gündüz taşırlar, bir ömür taşırlar… Ama bir kez “öf” deyip karşılaştıklarına pişman olmazlar… Ve bir gün el sallar biri… Biraz sonra diğeri… Bu, kavuşmak üzere vedadır…”

Evet, böyledir. Yaratan Rabbin adı ile okuyunca nasıl farklı bir resim çıkıyor ortaya değil mi?

Örnek insanlar ve huzurlu aile yuvalarından müteşekkil bir toplumsal hayata kavuşmamızın reçetesi hemen elimizin altında. Yeter ki okuyalım ve hayata geçirmeye gayret edelim. Ve hep hatırımızda tutalım, “Allah Teâlâ, herhangi bir kavimdeki hali değiştirmez, onlar kendi nefislerindekini değiştirmedikçe.” (Râd Suresi, 11)

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Hem “Uzaktan Eğitim” Hem “Yakından Eğitim”

Farklı bir hayat tecrübesinin içinden geçiyoruz bir süredir. Hem fertler hem kurumlar düzeyinde… Gözle görülmeyen bir virüs nedeniyle tüm dünyada hayatın akışı değişti malumunuz.

Devamı »

Kutlu Ay Ramazan

Ramazan, “kuluna şahdamarından yakın” olduğunu bildiren Âlemlerin Rabbi’nin rahmet tecellileri ile dopdolu, günlük hayatın koşturmalarından yorgun düşmüş yürekler için bir dinlenme ve arınma imkânı sunan kutlu bir zaman dilimi.

Devamı »

Zeytin Ağaçları ve Mülteci Kampları

Zeytin ağacı… Kutsallığın, bolluğun, adaletin, sağlığın, zaferin, refahın ve bilgeliğin sembolü… İnsanlık için en önemli erdem ve değerlerin simgesi bir başka deyişle.

Devamı »

Çocukluğa Dair

Bir çocuğun kendini tanıma ve hayatı anlama yolunda ilk basamakları tırmanırken bunca sayısal değere ihtiyacı yok aslında. Onun en büyük ihtiyacı sevgi, ilgi ve şefkatle yoğrulduğu, kabul gördüğü, kendini güvende hissettiği bir aile ortamı. Hangi sayısal büyüklük onun bu ihtiyacına cevap verebilir ki? Evin oda sayısı mı? Kendine ait odasının son moda eşyalarla dekore edilmiş olması mı? Pahalı giysi ve oyuncaklar mı? Ona anne baba hasreti çektirerek kazanılan yüksek kazançlar mı?..

Devamı »