90 Yazı Aslınur Bahar

Yazar Profili »

Bir Yıldız Nasıl Doğar Nasıl Ölür?

Ocak 2016, 469 384 Görüntülenme Eklenme Tarih: 07 Aralık 2019 20:07 Aslınur Bahar

 

Allah'ın her yarattığı için geçerli kıldığı bir kanundur: her yaratılmış doğar, olgunlaşır, yaşlanır ve ölür.

Bu kanun elbette yıldızlar için de caridir, uygulanır. Ancak bu süreç milyon yıllarla ifade edilir.

Şimdi bir yıldızın hayatına kabaca nazar edelim; buna da doğumundan başlayalım ve bakalım Alemlerin Rabbihangi safhalarla yıldız yaratıyor.

Uzayın derinliklerine sayılamayacak kadar çok sarmal galaksi açılmıştır. Galaksinin çekirdeği etrafında dönen sarmal kollar, yıldızlar arası bulutlarda birbirinden çok uzak olan atomları birdenbire sıkıştıran şok dalgaları meydana getirirler. Bu şok dalgalarının meydana getirdiği sıkıştırma, yeni yıldızların doğum sürecini başlatır. Eskiden şeffaf olan bulut böylece yoğunlaşır. Bu bulutlar çoğunlukla hidrojen ve %23-28 helyum ile az miktarda daha ağır öğelerden ibarettir.

Allah'ın bir kanunu olan kütle çekim kuvveti* sebebiyle; herhangi bir noktada biraz fazla madde bulunması demek o noktada çekim alanının daha kuvvetli olması demektir. Bir bulutsu içindeki yoğunlaşan toz kümeleri de yıldızların doğuş sürecinin ilk basamağını belirler. Kümenin yoğunlaştığı bölgeler kütle çekim kuvvetiyle giderek artan bir basınca maruz kalır. Birkaç milyon yıl içinde bu bölge yüksek basınç ve sıcaklığın etkisiyle yeni doğmuş yıldızların göz kamaştırıcı parlaklığına sahne olacaktır.

Gökyüzüne bakıldığında görülen hemen hemen her yıldız, çekirdeğinde hidrojenin yanan genç bir yıldızdır. Yaklaşık 5 milyar yıl önce doğan bizim yıldızımız Güneş’in merkezinde her saniye 600 milyon ton hidrojen, helyuma dönüşür. Eğer saniyede 600 milyon ton değil de 700 milyon ton hidrojen helyuma dönüşmüş olsaydı milyonlarca yıl önce Güneş ömrünü bitirmiş, sönmüş olacaktı.

Kuşkusuz, Güneş’in yakıtındaki bu ince ayar ve yıldızların oluşumundaki bu detaylı süreçler rastlantı değil, belli kurallarınuygulandığı süreçlerdir. Bilim adamlarının pek çok bilim dalından bir arada faydalanarak ortaya çıkardığı bu muhteşem olaylar zinciri, Allah’ın ilmini ve kudretini anlatmaktadır. Kâinattaki düzenin varlığı, gök cisimlerinin birbirine çarparak anlamsız bir yığın oluşturmamaları da alemin başıboş olmadığını apaçık gösterir.

Evet milyonlarca yıl hem ışık saçan hem de elementlerin pişirilip yaratıldığı fırın olan bir yıldız, yakıtı olan hidrojeni tükettiğinde ömrünün sonu da gelmiştir.

Bu durumda yıldız büzülür. Sıcaklığı çok yükselen yıldız bu defa helyum (He) atomlarını üçlü alfa süreci denilen süreç sonunda karbona (C) çevirmeye başlar. Üçlü alfa süreci şudur: İki He atomu birleştirildiğinde bir Berilyum (Be) atomu yapılır. Bu Be bir He atomunu daha yakaladığında ise karbon yapılmış olur.

Vücudumuzdaki karbon yıldızlar arası ortamda bu şekilde yaratılmıştır. Bu esnada yıldızın sıcaklığı 100 milyon derece gibi müthiş bir seviyeye çıkar ve yıldız genişlemeye başlar. Bu süreç sonunda yarıçapı 100 kat büyüyerek bir kırmızı dev olur.

Bu süreci izleyen dönemde merkezindeki helyumu da tüketen yıldızda, bir karbon atomuyla bir helyum atomu birleştirildiğinde oksijen yapılmaya başlanır. Bu esnada dışarıya muazzam bir enerji fışkırması gerçekleşir. Bu da yıldızın kararsız hale gelmesi demektir.

Kararsız hale gelen yıldızın dış katmanları uzaya püskürtülür. Geriye yıldızın önceki kütlesinin %10'u kadar olan karbon çekirdek kalır.

Önceki dev yıldız artık soğumaya başlayan bir gaz bulutudur. Bu bulutun merkezinde ise beyaz cüce bulunur. Bu da artık yıldızın ömrünün sonu demektir.

Evet her yaratılmış gibi yıldız da takdir edilen vazifesini yapıp paydos eder. Bu zaman zarfında gökyüzünü ışığıyla şenlendirmiş, bir fırın hükmündeki yapısıyla nice elementlerin yapılmasına annelik etmiştir. İşte yaşadığımız dünyanın ve kullandığımız eşyaların elementleri bu yıldız fabrikalarında üretilen elementlerdir. Hiçbir şeyi anlamsız yaratmayan ve başıboş bırakmayan Alemler Rabbi'ne yarattıkları adedince hamd ve senalar olsun.

 

* Dünya'nın ve diğer gök cisimlerinin, üzerinde bulunan cisimlere uyguladığı çekim kuvvetidir, bir cismin kütlesi arttıkça kütle çekim kuvveti artar.

 

 


Ocak 2016, 469 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kır ve Kazan

Tercihleriniz Karakteriniz Olur

Devamı »

Psikiyatrist Mehmet Tüzün ile Ruh Hastalıkları Konusunda Merak Edilenleri Konuştuk

Röportaj

Devamı »

“BİLİM TARİHİNDE EZBER BOZAN PROF. DR. FUAT SEZGİN’LE BİRLİKTE” Kitabının Yazarı Âdem Özkan ile Bu Önemli Eserini Konuştuk

Röportaj

Devamı »

Prof. Dr. Fatih Satıl Hocamızla Şifalı Bitkileri Konuştuk

En çok da havalar soğuduğunda, bağışıklık sistemimizin korunmasında, soğuk kış günlerinde aklımıza gelir şifalı bitkiler. Acaba bu tıbbi bitkilerden beklediğimiz faydaları alabilmemiz için nelere dikkat etmemiz gerekir? Bu konularda bizi aydınlatması için yazarımız Prof. Dr. Fatih Satıl Hocamızla bir söyleşi yaptık.

Devamı »