ARAMA SAYFASI

Lâ Galibe İllallah

“Allah’tan başka galip veya fatih yoktur” anlamı içeren bu yazının mimaride bir süsleme olarak kullanılması çok eskilere dayanır.

 

Hemen hemen bütün İspanya’daki Endülüs mimari eserlerinde en çarpıcı süsleme detayı şüphesiz “lâ galibe illallah” yazısıdır. Aslında “Allah’tan başka galip veya fatih yoktur” anlamı içeren bu yazının mimaride bir süsleme olarak kullanılması çok eskilere dayanır.

İspanya’da Endülüs Müslümanlarının geliştirdikleri ve “Müdejar Üslubu” olarak adlandırılan ve daha sonra sanat tarihçilerinin Arap-İspanyol karışımı olarak niteledikleri mimari üslubu, bütün İspanya’da etkili olmuştur.

Dünyaca ünlü ve Unesco tarafından dünya mirası listesine giren çok sayıda mimari eser arasında El Hamra, Kurtuba Ulu Camii, Al Casar Sarayı, Aljaferia Sarayı ve Al Cantara Köprüsü bunlar arasında en önemlileri olarak sayılabilir.

 

Hayran bırakan Endülüs mimarisi

Batılı sanat tarihçilerinin “Moor veya Moorish” dedikleri bugün de “Marok” denilen Kuzey Afrikalılar (Marokko bugünkü Fas), İslam dünyasında “Magribi” yani batılı olarak adlandırılırlar. Merkezi Şam’da olan Emeviler kendilerine göre batıda yer alan Kuzey Afrika’ya doğru fetihlerde bulunmuşlar ve buradan da dünyaca meşhur Cebelli Tarık Bin Ziyad ile İspanya’yı da fethetmişlerdir.

İspanya’da Endülüs mimarisinin tarzı Hıristiyan krallar tarafından da beğenilmiş ve Müslüman mimar ve sanatkârlar Hıristiyanlar tarafından sonraki uzun yıllar boyunca hep tercih edilmişlerdir. Bu yüzden Hıristiyan dönemlerinde de yapılan birçok sarayda ve katedralde Endülüs süslemeleri bulunmaktadır.

Pek çok Endülüs mimari eseri daha sonra Hıristiyan İspanyollar tarafından tahrip edilmiş olmasına rağmen, katedrale çevrilen büyük camiler gibi pek çok eser bugüne kadar gelebilmiştir.

 

Taş, tuğla ve seramikten muhteşem eserler

İspanya’daki Endülüs mimarisinde taş ve tuğla önemli bir malzemedir. Taşın beyazlığı ve tuğlanın kırmızılığı yanı sıra farklı renklerde mermerler de bu mimarinin zarafetini artırmıştır. Taş ve tuğlalardan büyük bir incelikle kesilerek yapılan at-nalı kemerler, ajimeces adı verilen ikiz pencereler ve dövme demirden imal edilmiş nefis ferforjeler Endülüs mimarisinde hayranlık verici süsleme örnekleridir.

Hat sanatının en eski örnekleri arasında sayılabilecek ve Kûfî yazılardan oluşan taş-kitabeler, çini ve seramik gibi süslemeler Avrupalıları da büyülemiştir. Bazı Hıristiyan krallar saraylarının süslemelerinde Arapça yazılar ihtiva eden Kûfî yazıyı kullandırmışlar ve sadece yazılara küçük haçlar ekleyerek bu sanatı kendilerince Hıristiyan süslemesine döndürmeye çalışmışlardır.

 

Her an ve zaman “Lâ galibe illallah”

“Lâ galibe illallah” yazısı, Endülüs mimarisinde saray ve cami yapılarında hemen hemen her yerde göze çarpar. Taşlara oyulmuş gibi görülen bu yazı ve süslemeler çoğunlukla alçı kalıplara dökülerek elde edilmiş kabartma ve rölyeflerdir. Kare kare hazırlanmış süsleme motifleri ve hat sanatı örneği olan yazılar, fayans gibi bütün duvarlara döşenmiştir. Duvarların böyle karo desenleri kullanılarak tasarlanması, Şam’da ortaya çıkmış ve Endülüslüler tarafından da geliştirilmiştir. Bilhassa El Hamra Sarayı, Al Casar Sarayı ve bugün Mesquita olarak adlandırılan Kurtuba Ulu Camiinde “Lâ galibe illallah” yazısını her yerde görmek mümkündür.

İspanya’yı bir uçtan bir uca fetheden Cebelli Tarık ve diğer Endülüs kumandanlarının parolası “Lâ galibe illallah” kelimesidir. Bu yazı bir gösterge olarak incelendiğinde, Müslümanların tevhid ve teslim inancını sembolize ettiği görülebilir. Ayrıca  bin yıldan fazla Müslümanları galip getiren “ölürsem şehidim kalırsam gazi” anlayışını da yansıttığı söylenebilir.

Bediüzzaman bu anlayışı bir örnek ile şöyle ifade eder:

“Meşhurdur ki: Bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz’in ordusunu müteaddid defa mağlûp eden Celaleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerası ve etbaı ona demişler: “Sen muzaffer olacaksın, Cenab-ı Hak seni galip edecek.” O demiş: “Ben Allah’ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım, Cenab-ı Hakk’ın vazifesine karışmam; muzaffer etmek veya mağlûp etmek onun vazifesidir.” İşte o zât bu sırr-ı teslimiyeti anlamasıyla, harika bir surette çok defa muzaffer olmuştur.” (Lem’alar)