31 Yazı İsmail Çolak
Tarihçi, Araştırmacı

Yazar Profili »

Sultan II. Abdülhamid'in Gizemli Petrol Haritası

Eylül 2016, 477 45 Görüntülenme Eklenme Tarih: 12 Ocak 2020 19:08 İsmail Çolak

 

Petrolün bir enerji kaynağı olarak önem kazanması, ilk defa 1859’da Amerika’nın Pensilvanya Eyaleti’nde bulunmasıyla birlikte başladı. John D. Rockefeller, 1879’da Standard Oil Şirketi’ni kurduktan sonra petrol endüstrisi daha da gelişti. Ford’un, içten yanmalı motorları icat etmesiyle petrolü ele geçirme hırsı doruk noktaya ulaştı. Bundan sonra, dünyanın iki büyük petrol şirketi olan Amerikan Standart Oil ile İngiliz-Hollanda ortaklığındaki Royal Dutch-Shell, Ortadoğu’da kıyasıya bir mücadeleye tutuşacaklardı.

1871’de Fırat ve Dicle nehirlerinin vadilerinde zengin petrol yataklarının bulunduğundan haberdar olan İngiltere, yeni petrol kaynaklarını ele geçirmek için geniş çaplı birtakım çalışmalar içerisine girdi. En usta ajanlarını, jeolog, sosyolog, iktisatçı; bilim adamları da “arkeoloji uzmanı” adı altında bu işle vazifelendirildi ve petrol kaynaklarının potansiyeli hakkında bilgi topladılar. Royal Dutch-Shell’in sahibi Sir Henry Deterding, Musul ve etrafındaki zengin petrol yataklarına sahip olmak için öncelikle buraları Osmanlı Devleti’nin elinden almayı amaçlamış veya en azından işletme hakkını elde etmeye çalışmıştır.

 

ALEVLENEN PETROL SAVAŞI ve SULTAN’IN MÜDAHALESİ

Sultan II. Abdülhamid hatıratında İngilizlerin Anadolu, Suriye ve Hicaz topraklarında yeraltı kazıları yapmak maksadıyla izin alma teşebbüsünde bulunduklarından bahsetmektedir. Abdülhamid, İngiltere ile yakın ilişki kurmak düşüncesiyle istenen müsaadeyi vermiştir. İznin hemen ardından İngiltere, ilim adamları ve arkeoloji uzmanlarıyla Kayseri, Musul ve Bağdat’ta kazı çalışmalarına başlamıştır.

Abdülhamid, ustaca bir taktikle İngilizlerin kazılarda kullandıkları yerli ameleler kanalıyla yürütülen bütün çalışmaları sıkı sıkıya takip etmiştir. Yoğun takiplerden sonra, ilmî ve arkeolojik çalışma değil, gerçekte hummalı bir petrol araştırma faaliyeti yapıldığından hatıratında uzun uzadıya bahsetmiştir. Abdülhamid Han, İngiltere’nin ikiyüzlü politikası üzerine Musul ve Bağdat’ta açtıkları kuyuları kapattırmış ve Almanlarla yakınlaşmıştır. İngilizlere yönelik tavrını yeri geldiğinde Almanlar için de çekinmeden uygulamıştır.

 

HAZIRLANAN HARİTALAR, ALINAN TEDBİRLER

Ortadoğu petrolleri üzerinde yaşanan olaylar karşısında Sultan Abdülhamid, petrol alanlarının siyasi ve ekonomik bakımdan gelecekte kazanacağı stratejik önemi idrak etmekte gecikmedi. Abdülhamid, Musul ve Bağdat çevresiyle, Dicle ve Fırat nehirleri havzasındaki madenler için geniş çaplı bir araştırma yaptırmış ve sonuçlarını daha 1888 tarihinde hazırlanan bir rapor ve haritada toplatmıştır. Bunlarda, petrol yataklarının miktarından, damıtma usulüne ve verimi artırma önlemlerine kadar etraflı bilgiler verilmekteydi.

Ancak bölgedeki yataklardan ham petrolün çıkartılma ve damıtılma işlemleri ilkel metotlarla yapıldığından ve kuyuları işleten mültezimlerin yani taşeroncuların damıtma usulünü bilmediklerinden ötürü petrolün kalitesi de düşmekteydi. Modern tesisler kurulup işletilmesi halinde bölgedeki petrolün dünya petrol piyasasıyla rekabet edebilecek bir kaliteye ve zenginliğe sahip olabileceği ise raporda bilhassa vurgulanmıştı.

Osmanlı Devleti tarafından daha sonra görevlendirilen, gerek Türk mühendisler gerekse yabancı uzmanlar vasıtasıyla bölgede önemli araştırmalar yapılmaya devam edilmiş ve bunlar Sultan’a ayrıntılı raporlar ve petrol haritaları halinde sunulmuştur. Bunların en önemlisi 22 Ekim 1901’de padişaha takdim edilen, Alman maden mühendisi Paul Groskopf ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibinin yaptığı petrol haritasıdır. Harita ile birlikte bölgeden çekilmiş fotoğraflara da yer verilmiştir.

Doç. Dr. Arzu Terzi’nin hazırladığı, “Bağdat-Musul’da Abdülhamid’in Mirası Petrol ve Arazi” başlıklı bilimsel çalışmada bu haritalar ilk kez yer almıştır. Kitaptaki fotoğraflar İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nde bulunan “Yıldız Abdülhamid Dönemi” albümlerinden seçilmiş ve büyük bir bölümü ilk kez yayınlanmıştır.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Osmanlı'da İlginç Vakıflar II

Geçen sayıda başladığımız, Osmanlı’da insanı hayrette bırakan yardım vakıflarına örnekler vermeye devam ediyoruz. Bu ay ise daha çok hamallara, yaşlılara, hastalara, esirlere, mahkûmlara, kazazedelere ve mağdurlara hizmet amacıyla tesis edilen vakıflara yer vereceğiz.

Devamı »

Osmanlı'da İlginç Vakıflar

OSMANLI ÜLKESİ, akla hayale gelmedik envai çeşit vakıfla bezenmiş bir Vakıf Cenneti gibiydi. Yedi iklim, üç kıtaya adeta çil çil serptiği, nakış nakış işlediği on binlerce hayrat müessesesiyle diğerkâmlığın zirvesini yakalayan Osmanlı insanı, cümle mahlûkata hizmet etmeyi kendisine ulvî bir gaye edinmişti. Prof. Ziya Kazıcı’nın kanaatine göre bu durum; “Müslümanların fazilet, cömertlik, diğerkâmlık ve vatanperverlik gibi millî ve manevî ruh ile heyecanın kuvvetli tezahüründen başka bir şey değil

Devamı »

Bir Mübarek Proje Hicaz Demiryolu

Devamı »

Osmanlı Su Medeniyeti

Osmanlı'da içme suyu ve havzalarını koruma bilinci

Devamı »