73 Yazı Banu Yaşar
Psikolog/Psikoterapist

Yazar Profili »

Oğlumu Tek Başıma Büyütüyorum

Eylül 2015, 465 128 Görüntülenme Eklenme Tarih: 24 Mart 2020 20:16 Banu Yaşar

 

Soru:

Sıkıntılı bir süreçten sonra eşimle boşandık. Henüz kendimi toparlayabilmiş değilim ama düşünmem gereken altı yaşında bir oğlum var. Mahkeme, hafta sonları babasında kalması yönünde karar verdi. Fakat babası düzenli almıyor. Bazen haber vermiyor bazen de mazeretler uydurup gelmiyor. Sanırım bana kızgın olduğu için çocuk üzerinden cezalandırmaya çalışıyor. Tek başına bir erkek çocuk yetiştirmek konusunda endişelerim var. Hatalar yapmaktan korkuyorum. Nasıl davranmam gerekir, sizce neler yapmalıyım?

 

Cevap:

İnsan eş rolünü bitirebiliyor, fakat anne baba olmak ömür boyu süren bir süreçtir. Üzerimize alıp almamak ya da bu sorumluluğu yerine getirip getirmemek kişinin kendi vicdanına kalıyor. Bir çocuğun annesi ya da babası olmak, onun dünyaya gelmesine vesile olmak gerçekten ciddi bir sorumluluk. Siz de yaşadıklarınıza rağmen ve yaranız bu kadar tazeyken bu sorumluluğu hisseden birisiniz. Bu bile tek başına takdire değer bir davranış.

İnsan yaşadıklarını önce kendisine anlatmalı ve önce kendini ikna etmeli. Bu duruma alışmanız için kendinize zaman verin. Yasınızı sağlıklı bir şekilde tutmazsanız hayatınız boyunca içinizi kemiren bir öfkeyle yaşamak zorunda kalabilirsiniz. Bu sebeple özellikle kendinizle baş başayken üzüntünüzü yaşayın. Ağlamak istiyorsanız ağlayın, öfkelendiğiniz zaman bunu kendinizden saklamayın.

Zamanında yaşanmayan yas duygusu çok ötelere taşınır. Güçlü durmam lazım diye bastırılan, ertelenen acı ve üzüntü daha da büyüyerek varlığını sürdürmeye devam eder. Her şeyin bir ömrü olduğu gibi hüzünlerin de bir ömrü var. Tutunmadığımız, yapışıp kalmadığımız sürece zamanla etkisini azaltırlar.

İnsana en çok hata yaptıran, panikle hayatına doldurduklarıdır. Oğlunuz için bir şeyler yapma kaygısıyla ani değişiklikler yapmayın. Çünkü hayatında yeterince önemli bir değişiklik var. Önce buna uyum sağlamaya çalışsın. Boşanma sonrası çocuğun hayatındaki diğer alanlar ne kadar sabit kalırsa o kadar iyidir. Mümkünse oturduğu ev, odası, okulu, arkadaşları aynı şekilde devam ederse bu durum ona güven verir.

Hayatındaki sabitler endişesini azaltır. Çünkü boşanmayla birlikte çocuklarda kaybetme korkusu olabilir. Anneyle yaşamaya devam ediyorsa, baba gibi onun da gideceğini düşünebilir. Bu sebeple alışması ve güven duyması için düzenin korunması önemlidir.

Çocuk için yaralarını en iyi sarma yolu oyundur. Kendi kendine ya da akranlarıyla oynadığı oyunlar bir tür terapi işlevi görür. Çocuklar yaşadıklarının farkında değilmiş gibi sürekli oyun oynarlar. Dışarıdan bakıldığında umrunda değilmiş gibi görünebilir ama, aslında çocuk yaşadıklarını oyun aracılığıyla sindirir ve anlamaya çalışır.

Sizinle konuşmak istediğinde kaçınmayın. Hatırlamasın diye konuyu değiştirmeye çalışmayın. Babamı özledim dediğinde onu anladığınızı hissettirin. Her sorunun cevabı olmayabilir, bu tip sorulardan korkmayın, henüz ben de bilmiyorum demek sizi endişenlendirmesin. Bazı şeyler zamanla şekillenir. Cevapları zamanla belirgin hale gelir. Yalan söyleyip avutmaktansa, bilmediğimizi söylemek daha güven vericidir.

Erkek çocuğun kişilik gelişimi ve cinsel kimlik duygusunun sağlıklı gelişebilmesi için sağlıklı rol modellere ihtiyacı vardır. Tüm çocuklar baba ile büyümüyor. Ölüm, boşanma gibi sebeplerle babasız büyüyen çocuklar var. Peygamberimiz de babasız büyümüştü. Ama küçüklüğünden itibaren yanında dedesi ve amcası vardı. O kritik evreleri onlarla geçirmişti.

Eğer çocuğun böyle yakın akrabası yoksa ya da bu kişiler sağlıklı örnekler değilse o zaman çevreden bu ihtiyaç karşılanabilir. Mesela, okulda erkek öğretmen tercihi yapılabilir. Şefkatli, güven ve cesaret veren bir erkek öğretmen, çocuğunuz için iyi bir örnek oluşturabilir. Erkek arkadaşlarının olması da önemlidir. Çünkü sürekli anneyle muhatap olmak, hayatı devamlı bir kadının penceresinden seyretmek erkek çocuğun duygu gelişiminde sıkıntılara yol açabilir. Kendi yaşıtlarıyla birlikte olmak, erkeklerin dünyasını anlamasına yardımcı olacak ve kendi fıtri davranış örneklerini kazandıracaktır.

Oğlunuzun babasıyla ilişkisinde ne kadar zor olsa da kendi duygularınızı karıştırmamaya özen gösterin. Anne babanın birbiriyle anlaşamasa bile çocuklarını çok sevdiğini, bu durumun onunla hiçbir ilgisi olmadığını anlatın. Babaya dair olumsuz düşüncelerinizi onunla paylaşmayın. Ama çok mükemmel bir tablo da çizmeyin. Zamanla babayı tanıması için fırsat verin. Öfkeniz buna zaman zaman engel olsa da bunu yapmamaya özen gösterin. Çünkü uzakta olan, yarım kalan ve her zaman göremediği ebeveyn, çocuğun gözünde kutsallaşır.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bu Günlerde Neyi Tüketiyorsunuz?

Devamı »

İnsanlar Değil, İmajlar Dolaşıyor Sokaklarda / Olduğun Gibi Görünmek

Kişilik, insanın bütün ilgi, yetenek, konuşma biçimi, tavır, görünüş ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini kapsar.

Devamı »

Yüz Çizgileri Ne Söyler?

“Elli yaşına geldiğinde herkes hak ettiği bir yüze sahip olur...” diyor, George Orwell. İlk okuyuşta çarpan bir cümle, biraz korkutan, biraz ürperten, hatta gidip aynaya baktıran cinsten... Neden elli yaşına geldiğinde, neden yirmisinde, otuzunda değil de, elli yaşına gelince hakettiğimiz bir yüze sahip oluruz. Neden başka bir kelime yerine hak etmek kelimesini kullanır George Orwell?

Devamı »

Aranızda Cennetin Rüzgarları Essin

Eş olmak yeni bir elbise giymek gibi, yeni bir rol ekler hayatımıza... Eskiden birinin kızı, oğlu, kardeşi, torunu, arkadaşı, teyzesi iken artık çok daha derin ve kalıcı bir isim eklenir. Hayatımız boyunca yeni isimler yeni etiketler alır ve bu duruma alışmaya çalışırız.

Devamı »