139 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Üç Mevsimlik Ömür

Ocak 2014, 445 137 Görüntülenme Eklenme Tarih: 03 Nisan 2020 17:46 Selim Gündüzalp

 

Nur yüzlü bir dede ile çay evinde sohbet ediyoruz.

Ellerini tuttuğumda soğukluğu içime işledi.

Ama o hiç oralı bile değildi.

“Üşümüyor musunuz?” dedim.

Latife yaptı:

“Titremesini biliyoruz çok şükür” dedi.

Bana bir atasözünü hatırlattınız:

“Fakire kış geliyor demişler.

O da:

Titremeye hazırım demiş.”

“Öyle mii!” dedi...

Sanki bilmiyormuş gibi.

Ve ilave etti:

“Yakınmak niye, kışı da ayrı güzel Rabbimizin, yazı da ayrı güzel. Her mevsimi ayrı güzel.

Biz dört mevsimi bir arada yaşıyoruz.

Oysa kelebekler üç mevsim yaşıyorlar.

Kış yok onlara, kelebekler kışı göremiyorlar.

Kelebek olmadığımıza şükredelim.

Kıştan, baharı hazırlıyor Rabbimiz görmek gerek.

Hem niye şikayet edelim ki, şeytanın istediği de bu zaten.

Her şikayet bir perdedir o nimetlerle aramızda. Şükretti mi insan, Allah da nimetini artırır.

Hatta acıyı, soğuğu bile hissettirmez o insana...”

...

Bu nur yüzlü dedeye “Üşümüyor musunuz?” diye sorduğuma pişman olmuştum.

Ama aldığım derse değmişti doğrusu.

Ben soruncaya dek, soğuğu bile o kadar hissetmiyordu belki, diye düşünmeye başladım...

Az perdeyi aralasak göreceğiz ama takılıyoruz perdelere.

Evet perdeleri açmak ve pencerelerden bakmak gerek.

Sahi “33. Söz” pencereler risalesi niye var ki.

Niye o isimle yazmış ki Bediüzzaman Hazretleri o risaleyi.

Boşuna değil elbette.

O pencereden de bir bakmaya ne dersiniz haydi bismillah...

 

 


Ocak 2014, 445 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »

Rabbim, Her İşine Hayretteyim

Beyaz ve tatlı meyveleri olan bir dut ağacının altındayım. Sanki tüm varlığın odak noktasındayım...

Devamı »