ARAMA SAYFASI

Dünyada Çalışmalı Mı, Dünyayı Terk Mi Etmeli?

Bütün peygamberler çalışmayı emretmiş ve kendileri de bizzat çalışmışlardır.

 

Bütün peygamberler çalışmayı emretmiş ve kendileri de bizzat çalışmışlardır. Bütün peygamberler, kimseden minnet almamak için çeşitli meslekler ile uğraşmışlardır. Mesela, Hazret-i Adem (as) ziraat ile, Hazret-i İdris (as) terzilik ile Hazret-i Musa (as) çobanlık ile, Peygamber Efendimiz (asm) ise ticaret ile meşgul olmuşlardır.

Peygamber Efendimiz (asm) “Çalışmak âdetim, tevekkül hâlimdir” buyurmuş; çalışmayı ve gayret etmeyi teşvik etmiştir. Bir ayette de mealen şöyle buyurulur: “Bilinsin ki, insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.”1

İnsan her işi için elinden geldiğince çalışmalı, yapması gereken şeyleri yapmalı ve sonucu da onu yaratacak olan Allah’tan beklemeli. Bu tevekkül olur ki; böyle davranmak imanın gereğidir. Böyle, işini eksiksiz yapar ve sonuçta kazandığına memnun olur şükrederse, bu da kanaattir.

Öte yandan insan, hırs da göstermemeli ve kısmetine razı olmayı öğrenmelidir. Kazandıklarına fazla önem verip onda boğulmamalıdır. Arzu ettiği şeye kavuşamaması durumunda ise fazla üzülmemelidir. Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi:

“Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor.”

İnsan kimseye muhtaç olmamak için çalışmalıdır. Helal dairesinde kazanıp zengin de olsa, dünya sevgisini kalbine koymamalıdır. Nitekim bir hadis-i kudside şöyle buyrulur:

“Ey Ademoğlu! Şayet benim muhabbetimi murat edersen dünya muhabbetini kalbinden çıkar. Çünkü, dünya muhabbeti ile benim muhabbetim bir kalpte bir arada toplanmaz. Zira bunlar iki zıttır, su ile ateş bir kapta olmadığı gibi, bunlar da bir arada olmazlar.”

Dünyanın fani olduğunu bilen bir insan, muhabbetini ona sarfetmez, ancak onu tamamen de terk etmez. Hem dünya, hem de ahiret işlerini beraberce yürütür.

“Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, malayani şeylerle ömrünü telef etmesin; kendini misafir telakki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin; selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.”2

 

 

Kaynaklar:

1. Necm Suresi, 53/39

2. Bediüzzaman, Mektubat