ARAMA SAYFASI

Gül Koklama Sanatı

Gül Koklama Sanatı

Bir Hatıra

 

Kökleri tatlı sarı erik ağacına bitişik ve çeşmeye yakın yediveren gülleri vardı bahçemizde. Evimizin o güzelim meyveli ağaç ve çiçeklerle çevrili balkonunun en çekici çiçekleri o güllerdi kuşkusuz.

Öğleden sonra koparılan güllerin sabah koparılandan on saat daha fazla tazeliğini koruduğunu bildiğim için koparmam gerektiğinde sabahı tercih etmezdim. Ben etsem bile izin yoktu.

“Yazıktır, günahtır… Yapma…” diye, o çiçekler sultanına en azından sabah vakti kıymaktan alıkonurdum. Bir gün o güllerinden bir tanesini koparmış ve bisikletime binip henüz evin önünden uzaklaşmış iken şimdi rahmetli olan sevgili Süleyman Amca ile karşılaşmıştım. Bunca yıllık dostluğun ardından eşi ve kendisi hakkında hatırladığım tek şey, tertemiz ve inançlı bir hayat yaşamalarıydı. Hayrandım onlara her zaman. Pedalımı çevirmeden tekerleğin ağır dönüşleri onun yanında hafifledi ve bisikletim durdu. Merhabalaştık, hal hatırdan sonra o güzel bahar sabahında elimdeki gülü kendisine doğru uzattım.

“Ne kadar da güzel yaratılmışlar. Bir koklamak ister misiniz Süleyman Amca?”

Usulca aldı, gözlerini hafifçe kapayıp bir şeyler mırıldandı. Aman Allah’ım, o ne vecd haliydi… Sanki bir mabede girmiş, tefekkürün ve huşunun en zirvesinde bir insandı o anda. Merakıma gitti.

“Süleyman Amca, gözlerini kapayıp gülü koklamadan önce neler mırıldandın?”

Göz pınarlarındaki yaşlılık belli oluyordu. Titrek bir sesle:

“Evladım” dedi. “Gül kokusu Hazreti Peygamberimizin (asm) kokusudur. Onun için eski insanlar gülü koklamadan önce Hazreti Peygamber’e (asm) bir salavat getirirlermiş.”

Bu küçücük buluşma ve konuşmamızın bana neler kazandırdığını ömrüm boyunca hiç unutmayacağım. Süleyman Amcamızın balkonundaki dört mevsim açan ve hiç solmayan çiçeklerin sırrını o gün anlayacaktım. Çiçekler, su, gübre, bakım… her şeyi ister belki ama Yüce Yaratıcı’nın o çiçekler için bizden beklediği cevap Süleyman Amca’nın söyledikleri olsa gerekti.

 

(Sevgi Öyküleri-2, Selim Gündüzalp)