TR EN

Dil Seçin

Ara

Akıl Nedir, Nasıl Kullanmalıdır?

Akıl Nedir, Nasıl Kullanmalıdır?

Akıl, düşünme ve tefekkür için verilmiş olan bir duygu ve mahiyetinin anlaşılması mümkün olmayan ilahî bir sırdır.

Akıl, düşünme ve tefekkür için verilmiş olan bir duygu ve mahiyetinin anlaşılması mümkün olmayan ilahî bir sırdır. Akıl, hayrı ve şerri birbirinden ayıran, insanı doğru yola sevk eden ilahî bir nurdur. Eserden müessire (eseri yapana) intikale aracı olan bir anlama aletidir. Çünkü akıl, insanı, gözle görünen eserden, görünmeyen, gerçek yaratıcı ve eser sahibi olan Cenab-ı Hakk’a götürür.

İnsan, aklıyla kâinatta Cenab-ı Hakk’ın sonsuz azamet ve kudretini, rahmet ve inayetini, lütuf ve keremini görür ve böylece akıl insan için bir mutluluk anahtarı olur.

“Akıl, öyle tılsımlı bir anahtar olur ki: Şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini, saadet-i ebediyeye müheyya eden (hazırlayan) bir mürşid-i Rabbanî derecesine… çıkarır.”1

Evet, bilim ve medeniyet sahasındaki ilerlemeler akılla mümkün olduğu gibi, maneviyat sahasındaki ilerlemeler de yine akıl sayesinde gerçekleşmiştir. Bugünkü bilim ve teknik sahasındaki göz kamaştıran harika gelişmeler, akıl ve fikrin meyveleridir. Çünkü aklın meyvesi tefekkür (düşünmek), onun meyvesi de ilim ve irfandır. O gelişmelerde en büyük hisse akıl ve fikre aittir. Akıl ve fikir, insanı bilinen şeylerden, bilinmeyen yani meçhul olan hakikatlara götürür. cüzi hakikatlerden, külli hakikatlere intikal edebilmek yine fikir iledir. Kâinatın sırları, maddî ve manevî âlemlerin sırları akıl ve tefekkür ile anlaşılabilir.

Bununla beraber aklın en büyük gayesi; marifetullah (Allah’ı tanımak) ve muhabbetullahtır (Allah’ı sevmektir). İnsanın ebedî saadet ve mutluluklara erişebilmesi de ancak bunlar ile olur.

İnsan göremediği birçok hakikati, aklı ile keşfetmiştir ve hâlâ da etmektedir. İnsan okyanusların enginlerinden uzayın derinliklerine kadar olan varlık sayfalarını ve mevcudat satırlarını, fikir ve akıl sayesinde okuyabilir. Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi:

“Bazen de, âlemi bir karpuz gibi eline alır ve kâinatı misafireten getirir, akıl odasında misafir eder.”2

İnsan, son derecede düzenli ve harika olan bu kâinatı ibretle düşünüp inceleyerek; ilim, irade ve kudret sahibi bir yaratıcısı olduğunu akıl gözüyle görür. Eğer “Basar (göz) masnuatı (eseri) görüp de; basiret (kalp gözü, akıl) Sânii (sanatkârı) görmezse çok garib ve pek çirkin düşer”3 hakikatini anlar.

Akıl kalbin nurudur. Aklı iman nuru ile aydınlanırsa, insan, hayatın ve kâinatın da sırlarını anlar.

İnsan aklıyla neye meylederse, onun kıymeti de ona göre olur. Meylettiği şey hayırlı ise o insanın faydasına, maddî ve manevî gelişmesine sebep olur. Eğer meylettiği şey şer ise, o insanı zillete düşürür ve maddî ve manevî güzelliklerden mahrum olur. Bu bakımdan Kur’an’da birçok ayette, akıl erdiren, düşünen, bilen insanlar için ibretler vardır denmekte ve tefekküre davet eden pekçok kelime kullanılmaktadır.

 

Kaynaklar:

1. Sözler.

2. Mesnevi-i Nuriye.

3. Mesnevi-i Nuriye.