ARAMA SAYFASI

Yeniden Yaratılışın Baharında İnsan Çekirdeği: ACBÜZZENEB

Etrafın yeşillenmeye başladığı, ağaçların çiçek açtığı şu günlerde kuru kemik gibi dallardan yeşil ve yumuşak yaprakların, cazip renkli çiçeklerin arzıendam ettiklerini görüyoruz.

 

Etrafın yeşillenmeye başladığı, ağaçların çiçek açtığı şu günlerde kuru kemik gibi dallardan yeşil ve yumuşak yaprakların, cazip renkli çiçeklerin arzıendam ettiklerini görüyoruz. Bu gördüklerimiz, kendisini tanıttırmak isteyen Kudreti sonsuz Allah’ın (cc.), adeta ölmüş olan bitkileri dirilterek, mahşer günü örneğini sergilemesidir. Kışın ölmüş bitkilerin cenazelerini baharda diriltiyor. Toprağın bağrına düşen tohumlara, kış âlemini burada geçirdikten sonra şimdi can veriliyor.

Mekke müşriklerinin ileri gelenlerinden Übey bin Halef bir gün eline çürümüş bir kemik parçası alarak Peygamberimizin (asm.) yanına gelmiş ve kemiği parmaklarıyla ufalayarak “bu çürümüş kemikleri kim diriltecek?” diye sormuş. Bu ayetler de bu soruyu soran herkese cevap olarak vahyedilmiş: “Kendi yaratılışı unuttu, Bize misal getirmeye kalktı: ‘Çürümüş kemikleri kim diriltecek?’ diye. Sen de ki: ilk defasında onu kim yarattıysa O diriltecek. O her şeyin yaratılışını bilendir”1

 

İlk defa yaratan yaratacak!..

Kışın kurumuş kemiklere dönen tohumlar ve ağaçlar, rengarenk yaprak ve çiçekleriyle aynı cevabı fiilî olarak her baharda veriyorlar. Yaradanın iki kitabı olan Kur’an ve kâinat birbirini böyle teyid ediyor. Kur’an kainatı okuyor.

İnsan da haşir mevsimi geldiğinde bitkiler gibi diriltilecektir. Çünkü ölüm yokluk değildir. Zaten bu dünyada da bunun misallerini görüyoruz. Bir zamanlar dünyada değildik; sonra bu dünyada yaratıldık. Kur’an’da bu konuda, içinde embriyonik mucizeler barındıran bir ayette, “Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi. Sonra sizi oraya geri çevirecek ve bir daha çıkaracaktır”2 denilmektedir. Kupkuru tohumlar toprağın karnından nasıl Kudret-i İlahi ile yeryüzüne bitki olarak çıkarılıyorsa, insan da ölüp toprağa gömüldükten sonra tekrar diriltilecektir.

Haşre, yani öldükten sonra tekrar yaratılmaya inanmak imanın esaslarındandır. Yüce Yaratan kendi varlığına ve birliğine kâinat kitabında deliller gösterdiği gibi, haşrin (diriltilmenin) de örneklerini akıl sahiplerine bu dünyada sürekli göstermektedir.

 

İnsan çekirdeği

Buharî ve Müslim gibi muteber hadis kitaplarında peygamberimizin “Ölümden sonra insanın bedeninin çürüyeceğini, ancak acb’üz-zeneb’in bundan müstesna olduğu”3 ifadeleri yer almaktadır. Acb’üz-zeneb ise omurganın sonundaki kuyruk sokumu kemiğidir. Bu kemiğin tamamı ya da buradaki bazı hücrelerin veya DNA’ların Allah’ın koruması ile muhafazası söz konusu olmalıdır. Bu hususta Risale-i Nur’da da şu ifadeler yer alır:

“İnsanlar öldükten sonra ruhları başka makamlara gider. Cesetleri çürüyor. Fakat insanın cesedinden bir çekirdek, bir tohum hükmünde olarak acb’üz-zeneb tabir edilen küçük bir cüz’ü baki kalıp Cenab-ı Hak onun üstünde cesed-i insaniyi haşirde halkeder, onun ruhunu ona gönderir.”4

“Nebatatın tohumları gibi acb’üz-zeneb tabir edilen bir kısım zerreler insanın tohumu hükmünde olup haşirde o zerreler üzerine beden-i insani neşv-ü nema ile teşekkül eder.”5

 

Acb’üz-zenebin korunması nasıl olabilir?

Nitekim ekstrem şartlarda korunan maddi varlıkların örneklerini çeşitli araştırmalar ortaya koymaktadır. Normalde yaşanması imkansız görünen yerlerde bunun örneklerini Rabbimiz bize göstermektedir.

Karayip denizinde Cayman adalarının güneyinde 5 bin metre derinliğindeki dünyanın en derin sıcak su kaynaklarında yaşayan canlılar tesbit edildi. Bu derinlikte deniz dibinde fokur fokur kaynayan ve sıcaklığı 485oC olarak ölçülen ve hidrotermal bacalar olarak adlandırılan volkan bacaları bulunuyor. Yüksek sıcaklık ve yüksek basınçtan dolayı yaşama en elverişsiz ortamlardan birisi olarak görülmesine rağmen mağmadan gelen lavların püskürdüğü bu bacaların etrafında o ortama dayanıklı yaratılmış deniz canlıları yaşıyor. Bunlardan birisi 4 cm boyunda ve gözleri bulunmayan bir karides türü.6 Örneğini gösterdiği gibi, Rabbimiz dilerse cehennem gibi yerlerde de canlılar yaratıp yaşatabiliyor.

Bitkilerin en dayanıklı organı tohumlarıdır. Yaradan bitkinin neslini devam ettirmek için onun hayat programını DNA’larda sarıp sarmalayarak tohum sandığında kilitlemiştir. Toprağa düşen bir tohum kendisi için uygun şartlar sağlanıncaya kadar ölü gibi bekler. Şartlar müsait olduğunda diril emrini alır almaz canlanır. Her baharda bunun sayısız örneklerini görürüz.

 

Korunan bitkiler ve canlılar

Tohumlar için bekleme süresi aylar hatta yıllarca sürebilir. Tarihi belirlenmiş en uzun bekleme süresi acı bakla (Lupinus arcticus) tohumlarına aittir. Bu bitkinin tohumları 1951 yılında Kanada’nın Miller Creek bölgesinde donmuş çamur içinde bulunmuştur. Radyoaktif karbon yöntemiyle yapılan tarihlemede bunların 15 bin yıllık oldukları belirlenmiş ve bu tohumlar ekildiğinde başarıyla çimlenmişlerdir.7

Bu hususta başka bir örnek de virüslerdir. Virüsler bir DNA veya RNA’nın protein bir kılıfla kuşatıldığı moleküllerdir. Canlı mı cansız mı oldukları tartışmalıdır. Çünkü bulundukları ortama göre bazan ölü bazan da canlı gibi davranırlar. Toprak, su, hava gibi cansız ortamlarda bir toz parçasından farkları yoktur. Ne zaman bir canlı vücuduna ve hücre içine girerlerse hızla çoğalarak çeşitli hastalıklara sebep olurlar. Bu çoğalma özelliğinden dolayı canlı olduğunu savunanlar olduğu gibi bütün canlıların ortak özelliği olan yeme, içme ve solunum gibi metabolik ihtiyaçları olmadığından cansız olduklarını savunanlar da vardır. Virüsler her türlü olumsuz çevre şartlarından ve ilaçlardan etkilenmezler. Çünkü virüslerin protein ve DNA molekülleri kararlı ve dayanıklı yapıda var edilmiştir.

İnsanın acb’üz-zeneb kemiğinde henüz bilimin keşfetmediği özel hücreler ve DNA molekülleri bulunabilir ve bunlar virüs molekülleri gibi kararlı ve dayanıklı yapıda olabilirler. Nasıl ki virüsler hücre dışında cansız maddeler gibi dururken hücre içine girince çoğalmaya başlıyorlar ve bir hayat emaresi gösteriyorlarsa, toprakta çürüyen cesette acb’üz-zenebdeki bazı moleküller o insanın tohumu olarak kalır ve adeta bir virüs gibi bekletilir. Kıyametten sonra ahirette yeni bir ortamda, acb’üz-zeneb molekülleri Hayy olan hayat verici Allah’ın, diriltmesiyle insan bu tohumdan yeniden yaratılır. Yüce Allah için bu çok kolaydır. Nitekim Kur’an’da “Sizin haşirde (ahirette) dirilmeniz dünyadaki yaratılışınızdan daha kolaydır”(8) buyrulur. Öyle ya, bir zamanlar dünyada yoktuk; bizi yoktan yaratıp dünyaya getiren bir yaratıcı için ahirette tekrar nasıl yaratacak denilir mi? Bunları gören ve aklını kullanan insana herşey açık…

 

 

Kaynaklar:

1. Yasin; 78,79.

2. Nuh; 17,18.

3. www.sorularlaislamiyet.com/article/12673/

4. Nursi, B. Sözler, Sayfa 614, Envar Yayınları.

5. Nursi, B. İşarat-ül-i’caz, Sayfa 57, Envar Yayınları.

6. Zaman; 11.01.2012.

7. Ünal, M. Bitki Embriyolojisi, Nobel Yayınları, Sayfa 256, 2006.

8. Rum, 27.