3 Yazı Doç. Dr. Yunus Emre Gördük

Yazar Profili »

Hz. Peygamber'in Kullandığı Bazı Eşyalar Ve İsimleri

Haziran 2013, 438 490 Görüntülenme Eklenme Tarih: 22 Nisan 2020 22:39 Doç. Dr. Yunus Emre Gördük

 

Hadîs ve Siyer kaynaklarında Hz. Peygamber’in (sav.) kullandığı çeşitli eşyalarla ilgili bize ulaşan nakillerin var olduğu görülmektedir. Efendimiz’in (asm.) en küçük bir hal ve tavrını bile emanet şuuruyla ihmal etmeyip nakleden Sahâbe-i Kirâm, O’nun eşyaları hakkında da merakımızı giderecek bilgileri aktarmıştır. Dahası, söz konusu nakillere göz attığımız zaman, bu eşyaların büyük bir kısmının muayyen birer isimle anıldığını görüyoruz. Kullandığı eşyaları bile, adeta onlara birer şahsiyet atfederek isimlendiren Hz. Peygamber’in (sav.), mucizevî vefâ ve nezâketine on dört asır sonra yeniden hep beraber şahit olalım.

 

Hz. Peygamber’in elbiseleri ve eşyaları:

Hz. Peygamber (sav.) vefat ettiği zaman O’ndan geriye elbise türünden: Yemânî bir izar (peştemal, iki parçalı takım elbisenin alt kısmı) ve onun ridâsı (geniş dış elbise, omuz atkısı, iki parçalı elbisenin üst kısmı); iki adet sahhârî elbise; bir adet sahhârî gömlek; yemenî bir cübbe; bir adet hamîsa (dörtgen siyah kumaştan mamul bir tür giysi veya örtü); bir adet beyaz elbise; üzerine sarık sardığı birkaç külah veya başlık; üç veya dört adet (battaniye görevi gören) örtü kalmıştı.

Hz. Peygamber (sav.) en çok beyazı severdi. Üstte bahsi geçen elbiselerin başta beyaz, siyah ve yeşil olmakla beraber rivayetlerden kırmızıyı da kullandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bunların genellikle pamuklu, bazen de yünlü kumaştan mamul olduğu da bilinmektedir. Necâşî, O’na (sav.) ‘Sehâb’ denilen siyah bir elbise ve siyah bir sarık hediye etmiş, Hz. Peygamber de onları daha sonra Hz. Ali’ye vermişti. Yeşil sündüsten (bir tür ipekli kumaş) bir cübbeyi, tayâlis denen yün kumaştan bir cübbeyi ve üçüncü diğer bir cübbeyi, savaşlarda da giymiştir. Ayrıca sadece Cuma günleri giymek için ayırdığı iki esvabı vardı.

İçi hurma lifiyle dolu, dışı dabaklanmış deriden olan bir yatağı; Esad b. Zürâre tarafından hediye edilmiş bir döşeği; içinde aynasının, fil dişinden mamul tarağının, ‘Câmi’ adlı makasının ve misvağının bulunduğu küçük bir sandığı; ‘Reyyân’ ve ‘Muğnî’ (veya ‘Muğaysâ’) isimli iki bardağı, gümüş zincir takılmış diğer bir kadehi; içinde kına yaptığı bakır bir kabı; gusül abdesti alırken kullandığı sarı madenî alaşımdan mamul su kabı (kova veya leğen türünden); abdest alırken kullandığı ‘Mihdab’ isimli taştan bir ibriği; ‘Sâdıre’ adlı küçük bakır kabı; ‘Tâsûme’ isimli nalını; bir adet cam bardağı; ‘Ğarrâ’ adında büyük metal bir leğeni (dört tarafında dört halkası bulunan Ğarrâ, araya alınmak suretiyle dört kişi tarafından taşınırdı); fıtır sadakası ölçmek için kullanılan ‘Sâ’ ve ‘Müdd’ denen ölçü kapları; yağdanlığı; sürmedanlığı; üzerinde “Lâ ilâhe illallah Muhammed Resûlullah” nakşı bulunan gümüş yüzüğü (bu yüzüğün gümüş renginde demir olduğu da söylenir) vardı.

Hz. Peygamber’in (sav.) ‘el-Kinn’ denen çadırı ve ata binerken kullandığı ‘Dâc’ isimli eğeri vardı. Çoğu zaman yanında taşıdığı ve deveye bindiğinde önüne astığı ‘Mihcen’ adlı bir zira (dirsekten parmak uçlarına kadar olan uzunluk) boyunda bir değneği; ‘Mihsara’ da denilen ‘Urcûn’ isimli bastonu ve ‘Memşûk’ adlı uzun ve ince diğer bir asâsı daha bulunmaktaydı (Halîfeler arasında el değiştiren asânın bu olduğu söylenir.)

 

Hz. Peygamber'in binekleri:

Develer: ‘Kasvâ’ (Hicret esnasında bindiği devedir); ‘Adbâ’ ve ‘Ced’â’ (Adbâ ile Ced’â’nın aynı deve olduğuna dair rivayetler de bulunmaktadır.)

Atlar: ‘Sekb’ (Uhud Savaşı’nda bindiği, alnı parlak beyaz olan at); ‘Mürtecez’ (Hz. Peygamber’in, satın aldığına Ebû Hüzeyme’yi şahit tuttuğu at); ‘Lezâz’ (Mukavkıs’ın hediye ettiği at); ‘Lühayf’ (Rebîa b. Ebî’l-Berâ’nın hediyesi olan at); ‘Zarib’ (Ferve el-Cüzâmî’nin hediyesi olan at); ‘Verd’ (Temîm ed-Dârî’nin hediyesi olan at); ‘Mirvâh’; ‘Sebha’; ‘Bahr’ (Hz. Peygamber’in Yemenli tacirlerden satın aldığı at. Efendimiz onun alnını okşar ve ‘sen muhakkak bahrsin’ yani ‘hakiki ve hızlı koşan bir atsın’ derdi); ‘Mendûb’; ‘Necîb’; ‘Ya’sûb’ ve ‘Serhân.’

Katırlar: ‘Düldül,’ (Hz. Peygamber’in İslam Dini geldikten sonra ilk bindiği bu katır, Mukavkıs’ın ona hediye ettiği beyaz katırdır. Daha sonra Hz. Ali’nin bindiği bu mübarek hayvan, Efendimiz’in vefatından sonra uzun zaman, hatta dişleri dökülene kadar yaşamıştır. Sahâbe-i Kirâm, Efendimiz’in hatırası olan Düldül’ü besler ve bakımını yaparlardı.); ‘Eyle’ (Eyle Meliki’nin hediye ettiği katır); ‘Fidda’ (Hz. Ebû Bekir’in hediye ettiği katır); Bunların dışında Hz. Peygember’in (sav.) Dûmetü’l-Cendel Sahibi’nin hediyesi olarak gelen bir katırı; Necaşî’nin hediye ettiği bir katırı ve Huneyn Savaşı’nda bindiği beyaz bir katırı daha vardı (Bunu da keza Ferve el-Cüzâmî hediye etmiştir).

Merkepler: Hz. Peygamber’in (sav.) bindiği iki merkep vardı birinin adı ‘Ufeyr’ (Kıbt Meliki Mukavkıs’ın hediyesiydi), ötekinin adı ise ‘Ya’fûr’dur. Sa’d b. Ubâde’nin hediye ettiği diğer bir merkepten daha söz edilmektedir.

 

Hz. Peygamber’in silahları:

Kılıçları: Hz. Peyganber’in (sav.) değişik zamanlarda kullandığı dokuz adet kılıcının olduğu nakledilmiştir. Bunlar; ‘Me’sûr’ (Sahip olduğu ilk kılıçtır); ‘Zülfikar’ (Bedir Savaşı ganimetlerindendir); ‘Tebbâr’ (Kesen, koparan demektir); ‘Hetf’ (Ölüm anlamındadır); ‘Mihzem’; ‘Resûb’ (Vuran demektir); ‘Adb’ (Bu kılıç Sa’d b. Ubâde’nin hediyesidir); ‘Kadîb’ (Hz. Peygamber’in savaş için ilk kuşandığı kılıçtır, kılıçların latîfi anlamındadır); ‘Kal’î’ (Bâdiyede Kal’ Bölgesi’nden geldiği için bu isim verilmiştir.)

Mızrakları ve kargıları: Mızrakları dört adettir. Bunlardan birinin adı gömülen, yaralayan anlamında ‘Müsvî,’ diğerinin adı ise ‘Müsnî’ veya ‘Mütesennî’dir. Kalan iki mızrağının adıyla ilgili bilgiye sahip değiliz. İki kargısından büyük olanın ismi ‘Beydâ’ (Beyaz) idi. ‘Anze’ de denilen ‘Kumre’ isimli küçük kargısını ise bayramlarda elinde taşır, namaz kılarken sütre görevi görsün diye önüne dikerdi. (Bu kargı küçük bir asâ gibiydi ve ucunda, okun ucundaki sivri kısma benzer demir bir kısım vardı. Bu haliyle küçük bir mızrağı anımsatıyordu.)

Zırhları ve miğferleri:  Yedi adet zırhı vardır, bunlar; “Zâtu’l-Fudûl” (Bedir ve Huneyn Savaşları’nda giydiği zırhtır. Bu zırhın onun için, tıpkı Câlut ile savaşan Hz. Dâvud’un zırhı gibi olduğu söylenir); “Zâtu’l-Vüşah”; “Zâtu’l-Havâşî”; ‘Sağdiyye’; ‘Fidda’; ‘Betrâ’ ve ‘Hırnık.’

Miğferleri ise ‘Sübûğ’ (vaya ‘Sübbûğ’; demirden yapılmış bir miğferdi) ve ‘Mevşeh’ olmak üzere iki tanedir.

Yayları ve sadağı: Kullandığı yaylar altı adettir; ‘Zevrâ’; ‘Revhâ’; ‘Safrâ’; ‘Şevhat’; ‘Ketûm’ ve ‘Sedâd.’ Okları yerleştirdiği sadağının adı ise ‘Kâfûr’ idi.

Kalkanları: ‘Zelûk’ (Silah işlemez anlamındadır); ‘Fetûk’ (veya ‘Fütak’) ve O’na hediye edilmiş diğer bir kalkan daha olmak üzere üç adettir. ‘Mûcez’ adında beyaz bir kalkandan da söz edilmektedir.

Sancağı: Hz. Peyganber’in (sav.) siyah renkli bir sancağı vardı ve adı ‘Ukâb’ idi (değişik rivayetlerde sarı ve beyaz sancaklardan da bahsedilmektedir.)

Kâinatın zerrâtı adedince salât-u selâm O’nun, ailesinin, güzîde ashâbının üzerine olsun. Âmin.

 

 


Haziran 2013, 438 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Hz. Peygamber'in Kullandığı Bazı Eşyalar Ve İsimleri

Hadîs ve Siyer kaynaklarında Hz. Peygamber’in (sav.) kullandığı çeşitli eşyalarla ilgili bize ulaşan nakillerin var olduğu görülmektedir.

Devamı »

Ne Zamandan Beri Varız

Hepimizin nüfus cüzdanında, “doğum tarihi” diye bir kısım var. Dünyaya geldiğimiz günü ifade eden bu tarihten daha önce neredeydik?

Devamı »

''Ben, Var Olmak İstemiyordum!''

Kâinata ve kendine hikmet nazarıyla bakmakta sıkıntı çeken bazı kimselerin dillendirdiği bir itiraz var: “Ben var olmak istemiyordum! Allah beni yaratırken bana mı sordu?”

Devamı »