78 Yazı Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yazar Profili »

Güneş Ve Hayat

Haziran 2013, 438 137 Görüntülenme Eklenme Tarih: 22 Nisan 2020 23:24 Prof. Dr. Sefa Saygılı

 

İnsanlar, Dünya adını verdiğimiz gezegen üzerinde, Güneş merkezli bir sistem içinde bulunurlar. Bu sistem ise kâinatta 100 milyarlarca galaksiden biri olan Samanyolu olarak adlandırdığımız büyük bir galaksinin içinde yer alır. Galaksimizde yer alan 200 milyar yıldızdan sadece biri olan Güneş’in yaklaşık % 90’ı hidrojenden, geri kalan % 10’u helyumdan meydana gelir. Ağır elementler ise % 0.1 nispetindedir.

Güneş, Güneş Sistemi’nin merkezinde yer alan yıldızdır. Orta büyüklükte olan Güneş, tek başına sistemin kütlesinin % 99.8’ini oluşturur. Geri kalan kütle, Güneş’in çevresinde dönen Dünya ve diğer gezegenlerdir.

Dünyamız bir yandan kendi ekseni etrafında saniyede yaklaşık 500 metre hızla dönerken diğer taraftan saniyede 30 km kadar hızla Güneş’in etrafında dolaşmakta ve bunun sonucunda oluşan merkezkaç kuvvetin etkisiyle Dünya, Güneş’ten hayat için en uygun mesafe olan yaklaşık 150 milyon km uzaklıkta tutulmaktadır.

Güneş, Dünya’dan 150 milyon kilometre uzakta olmasına rağmen de 5 milyar yıldır bizi ısıtmakta ve aydınlatmaktadır. 5 milyar yıl daha ısıtmaya devam edeceği hesaplanmaktadır.

 

Güneşin sırları

Güneş’in yaklaşık bir milyar kere milyar (1018) ton ağırlığında olduğu ve her bir gramının, bir gram dinamitin bir milyon katı enerjiye sahip olduğu bilinmektedir. Güneşin yüzeyinde her saniyede milyonlarca atom bombası patlamasına eşit güçte patlamalar olur. Bu patlamalarda boyu Dünya’nın büyüklüğünün 50 katı olan alevler fışkırır.

Güneş’in sıcaklığı yüzeyinde 6 bin, en iç kısmında ise 15 milyon dereceyi bulmaktadır. Güneş, hergün 17x1015 kilowat-saat enerjiyi uzaya yayar. Bu kadar yıldır uzayda ısı ve ışık yaymasına rağmen soğumaması halen sırdır. Bu durumda kaybolan ısıyı aynı hızla yerine koyan nedir?

Öyle ki, Güneş her yıl yeryüzünü çepeçevre çevrelemiş 31 metre kalınlığındaki buz tabakasını ( ki 500 Dünya dolusu buz eder) 150 milyon kilometreden eritmeye yetecek kadar ısı yaymaktadır. Üstelik Güneş’in ısısının yalnızca küçük gezegenimize doğru değil, her yöne yayıldığını da unutmamak gerekir. Güneş’ten çıkan enerjinin sadece 2 milyonda 1’i yeryüzüne ulaşır. Güneş’in üç günde yaymış olduğu enerji, dünyadaki tüm petrol, ağaç, doğalgaz benzeri yakıta eşdeğerdir.

 

Ya böyle olmasaydı

Güneş’in dış yüzeyinin 6 bin derece sıcaklıkta olması, Güneşten gelen ışığı kimyasal enerjiye çevirecek olan fotosentez denilen harikalar harikası döngü için de önemlidir. Zira ancak 6 bin derecede ışıma yapan bir madde, enerjisinin çoğunu yeşil dalga boyunda yayar. Bu da, bitkilerin fotosentezi en yüksek seviyede yaptığı dalga boyudur. Yani Güneş ışığının özellikleriyle bitkisel yaşam arasında tam bir uyum vardır. Elektronu çekirdeğe bağlayan elektromanyetik kuvvetler farklı olsaydı Güneş ışığı ya daha zayıf veya daha güçlü olurdu. Bu ise bitkilerin tüm moleküler yapısını bozardı. Sözgelimi Güneş’in spektrumunda daha fazla kırmızı veya mor renk olsaydı fotosentez olayı gerçekleşemez; ışık enerjisi bitkiler yardımıyla kimyasal enerjiye dönüşemez ve besin zinciri oluşamazdı.

Güneş olmasaydı, her zaman gece olurdu ve her yer buzla kaplı olurdu. En önemlisi Dünya’da hayat olmazdı. Sadece Güneş’in varlığı da yetmez: Güneş’ten gelen ışınların en uygun dalga boyunda, en uygun oranda ve miktarda, en uygun açıyla gelmeleri, olağanüstü bir düzenlemedir, şansa bırakılmayan bir planlamadır. Sadece bu mu, Dünya’nın şimdiki kütlesi ve buna bağlı çekim gücü şimdikinden az fazla veya az eksik olsaydı hayat olmazdı. Güneş’in yeri farklı olsaydı, kütlesi az veya fazla olsaydı, Dünya’dan uzaklığı az değişik olsaydı… hepsinde de Dünya yaşanmaz olurdu. Kısacası, ayetin ifade ettiği “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer, 49) hakikati, güneş ve dünyada da apaçık görünmektedir.

 

Sağlığımız için Güneş

Güneş ışınları, tüm biyolojik mekanizmaların gerçekleştirilmesi, hastalık kaynağı birçok mikroorganizmanın yok edilmesi, fotosentez olaylarının oluşması gibi birçok hayati olayda da önemli rol oynar.

Güneş ışınları özellikle kemik gelişiminde önemli rol oynayan D vitamininin sentezlenmesinde kullanılan en önemli kaynaktır. D vitamini özellikle gelişim çağında olan çocuklarda ve ileri yaş grubundaki kişilerde kemik gelişim ve erimelerinde rol oynayan önemli bir vitamindir. Sağlıklı bir iskelet yapısına sahip olabilmek için vücudun D vitaminine olan ihtiyacı tartışmasızdır (Dışarıdan ilaç olarak gereğinden fazla miktarda alınan D vitamininin vücuda toksik etkisinin olduğu unutulmamalıdır!) Güneş ışınları vücut tarafından yeterli oranda alınmadığı zaman başta raşitizm olmak üzere daha birçok hastalığa sebep olabilmektedir. Güneş ışığından günde 20-30 dakika faydalanmak vücut için gerekli olan D vitamininin üretiminde yeterli olabilmektedir. 

Güneş ışınlarının insan psikolojisi üzerinde de olumlu etkileri bulunmakta, kendimizi iyi hissetmemizi sağlamaktadır. Bilimsel olarak yapılan çalışmalarda güneşli havayı çok kısa süreli yaşayan ülke insanlarında depresyon, depresyona bağlı intiharlar, mutsuzluk, uyuma isteği, çabuk sinirlenme ve tedirginlik gibi olumsuz ruhsal yapıya sahip oldukları görülmüştür. 

Güneş ışınlarının sağlık üzerindeki bir başka olumlu etkisi de “bağışıklık sistemi” ni yani vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan mekanizmayı güçlendirmesidir.

 

Güneş ışınlarına dikkat

Güneş ışınlarının sağlık üzerinde faydalı etkileri olduğu gibi dikkat edilmediği zaman zararlı ve olumsuz etkileri de vardır. Atmosferden dünyamıza ulaşan Güneşin zararlı ışınlarına karşı koruyucu rol oynayan ozon tabakasının endüstrileşmenin bir sonucu olarak tahrip edilmesi sebebiyle bu ışınlar insan sağlığını ve özellikle de cildimizi önemli derecede tehdit etmektedir. 

Güneş ışınlarına uzun süreli maruz kalınması sonucu, derinin sıkılaştırıcı bağ dokusu etkileneceğinden, cildimizde erken dönem deri yaşlanması ve kırışıklıklar gibi önemli hasarlar meydana gelmektedir. Güneş ışınları deriye rengini veren hücreleri de etkilemektedirler. Bu nedenle güneş ışınları deride istenmeyen lekelerin oluşmasına, çillenmeye, derinin kalınlaşmasına ve hepsinden daha da önemlisi cilt kanseri riskinin artmasına sebep olmaktadır. Kadınlarda güneşe maruz kalan kafa derisinde melanom denilen kanser türünün artışı bu yüzdendir.

Güneşi bol olan ülkemizde güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunabilmek için çok daha bilinçli ve dikkatli olmalıyız. Unutmamalıyız ki güneş ışınları vücudumuz için sadece gerekli ve yeterli miktarda alındığı zaman faydalı bir nimettir.

 

 


Haziran 2013, 438 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Ay ve İlginç Yaratılış Özellikleri

Kur'an-ı Hakîm'de, Ay’ın ölçülü yaratıldığı ve hareket ettirildiği ve ayrıca hayata hizmet edecek şekilde takdir edildiğine dikkatimiz çekilir. Biraz incelediğimizde, Ay’ın yapısı ve hareketleriyle ayetleri açıkladığını görürüz.

Devamı »

Dünyamız Dev Gezegenle Nasıl Korunuyor? / Jüpiter

Neredeyse sonsuzluğa uzanan büyüklükteki kâinatımızda, içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisi gibi yüz milyarlarca galaksi mevcuttur.

Devamı »

Darwin, Tavus Kuşlarını neden sevmezdi?

Darwinistler, canlıların hayatta kalabilmek için değişim geçirdiklerini ileri sürerler. Peki, öyleyse tavus kuşları neden yırtıcı hayvanların birkaç kilometre öteden bile görmesine sebep olan parlak, canlı renklere sahip oldular?

Devamı »

Alzheimer'dan Korunan Beyin Bölgesi

Demans hastalıklarının en önemli sebebi beyin hücrelerinin ve dokularının hasarlanmasıdır. Hasarlanma ise hücreler arası haberleşmeyi imkânsız kılar ve normal beyin işlevlerinin yeterince sağlıklı yapılamamasına sebep olur.

Devamı »