ARAMA SAYFASI

Yolun Karşısındaki Ağaç

Yolun Karşısındaki Ağaç

Bir Hatıra

 

GEÇEN SABAH lokantacımız ve ders arkadaşımız Ahmet Bey’in mekânına yolumuz düştüğünde, başımı dükkândan içeriye uzatıp dostları dışarıya çağırdım:

“Koşun koşun” dedim. Kim varsa hepsi koştu, geldiler. “Ne var? Ne oluyor?” dediler.

“Bakın” dedim. “Yolun tam karşısındaki ağaç var ya, çiçeklenmiş. Bembeyaz elbiseleriyle bize sesleniyor.”

Bazıları da hayretle ve takdirle karşıladı. “Allahuekber. Maşallah” dediler.

Bazıları da “Amaaan…” dedi.

Bu güzelliğin, bu sanatın milyarda birini kendi yapabilseydi insan, çağırıp herkese göstermez miydi?

Öyleyse neden Allah’ın gösterdiği bu güzelliği seyre koşmuyoruz ve biz de başkalarına göstermeye niye çalışmıyoruz?

Bilmem, yapılacak işler arasında bundan daha önemli ne var ki acaba?

Evet, baharda ağaçlar bizi çağırır da, o sessiz sedasız dilleriyle bize seslenir de, duymamak olur mu? Olur mu Allah aşkına?

Maalesef, bazen sosyal hayatın cazibedar işleri, aklımızı başımızdan alıp başka yerlere götürmüş ki, bu güzellikleri tam duyamaz ve göremez olmuşuz. Geç kalmadan birileri uyandırmalı bizleri.

Çiçeklerin zikrini görmeye davetliyiz. Davete icabet vaciptir. Gidelim, zikirlerinin şahidi olalım. Tefekkürle aralarına katılalım.

Boş yere geçmesin günlerimiz. Bu bahar yapacak işimiz çok. Ömürden başka sermayemiz yok.