TR EN

Dil Seçin

Ara

Tek Başına

Tek Başına

Hayat öyküsü

Anne ve baba, oğullarını her yaz güzel bir tren yolculuğuyla büyükannesinin yanına götürüp ertesi gün evlerine dönüyorlardı.

Yine yaz mevsimi ve büyükanneye gitme zamanı gelmişti. Çocukta bunun sevincinin yanında farklı bir heyecan da vardı. Anne ve babasına dedi ki, “Ben artık büyüdüm. Büyükanneme kendim gidebilirim.” 

Baba olumlu sayılacak bir tepki verse de anne bunu kabul etmedi. Bu mümkün değildi… Küçük bir müzakerenin ardından baba, “Tamam ben çözümü buldum…” diyerek, anneyi de razı etti.

Ve, hepsi için heyecanlı o gün geldi. Anne baba tren garına kadar çocuğa binbir tembih yaptılar. Hele annesi çok gergindi…

Baba, çocuğu koşup içeri girmeden önce kolundan tutup “Oğlum, hani olabilir kendini yalnız hissedersin, korkabilirsin bu senin için” dedi ve oğlunun cebine bir kağıt bıraktı.

Az sonra tren hareket etmişti. Çocuk tek başına koltuğunda otururken gözü diğer yolculardaydı. Kendi başına yolculuk yapması dikkat çekiyordu. Kondüktör de yalnız olduğu için tam anlamadığı bir şeyler söylemişti. Sanki bütün yolcuların gözü onun üstünde ve sanki bütün yolcular onu konuşuyordu. Bu durum gittikçe çocuğu daha da rahatsız etti. O acıyan bakışlar, o fısıldaşmalar onun için miydi!? Çocuk koltuğa sindi, başını öne eğdi, gözlerinden yaş süzüldü… Tam da babasının dediği gibi kendisini çok yalnız ve çaresiz hissetti, korktu. O an treni durdurup anne ve babasına koşmayı o kadar istedi ki…

Ve birden hatırladı. Babası cebine bir kâğıt koymuştu. Hemen elini atıp kâğıdı çıkardı. Babasının kısa ama rahatlatan notunu okudu: 

“Oğlum, biz son vagondayız.”

Çocuklarımıza fırsat vermeli ve güvendiğimizi göstermeliyiz. Ama kendi ayakları üzerinde durabilecekleri zamana kadar da son vagonda olmalıyız.