TR EN

Dil Seçin

Ara

Sahra’yı Solumak

Sahra’yı Solumak

Karıncanın firavunun sarayını yıktığı, Sivrisineğin Nemrut‘u alt ettiği, sonsuz bir ilim ve kudrete dayanan küçücük askerlerin kocaman işler, değişimler yapabildiği dünyamızda tozun ne tür sırlar gizlediğini anlamak için dünyanın en boş ve verimsiz, en tozlu bir yerinden başlayalım: Sahra Çölü.

Size çok önemli, ölüm kalım meselesi bir hikaye anlatacağım. Bu hikayenin kahramanı çok zaman görülmez, minicik bir asker. Taşıdığı sırları görüp keşfetmek ise kendisini görmekten daha da zor. Hanımların oldum olası onu yok etmek için kendisiyle başlattığı savaşa aldırmadan, görevini yapmak için durmadan dinlenmeden her yere konup göçen, kıtalar aşan, fırtınalarla seyahat eden, uzay lazerleri ile takibi yapılan bu vazifedarın adı: TOZ

Karıncanın firavunun sarayını yıktığı, Sivrisineğin Nemrut‘u alt ettiği, sonsuz bir ilim ve kudrete dayanan küçücük askerlerin kocaman işler, değişimler yapabildiği dünyamızda tozun ne tür sırlar gizlediğini anlamak için dünyanın en boş ve verimsiz, en tozlu bir yerinden başlayalım: Sahra Çölü.

 

Kaynak: NASA.gov

 

Resme bakıp buranın bir zamanlar dünyanın en büyük gölü olduğunu aklından geçirmek bile zor. Zamanında Hazar Denizi’nden daha büyük olan Megaçad Göl’ü şu anda sularının beşte dördü çekilip çok küçülmesine rağmen asıl sınırları Sahra Çölü'nde belirgin. İçi hayatla şenlendirilmiş bu göl 1000 yıl önce aniden kurur. Onca balık, timsah, hipopotam, tek hücreli ve diğerlerine ne olduğunu tahmin edersiniz. Şu anda bu koca göl, bu canlıların bir fosil yatağı.

 

Kaynak: alchetron.com

 

Bodele Çöküntüsü olarak adlandırılan bu eski gölde (üstteki resim) beyaz kabuksu kısımlar ise diatom denilen tek hücreli canlıların iskeletleri. Diatomlar fotosentez yapabilen renkli bir çeşit alg. Göl kuruyunca iskeletleri dibe çöküp beyaz, kireç görünümlü kayaçlar oluşturmuş. Bu kayalar aslında oldukça yumuşak ve kırılgan. Çölde şiddetli esen rüzgâr bu kayacıkları sadece küçücük parçalara ayırıp toz yapmıyor, aynı zamanda onları havaya kaldırıp bir toz bulutu oluşmasına neden oluyor. Bu toz bulutu çok uzaklara seyahat edip, daha kıyamet kopmadan tekrar bir ikinci hayata doğru yol alıyorlar. Öldürücü fırtınalardan, yediğimiz fındık fıstığa, nefes aldığımız oksijene kadar her şeyi etkiliyorlar.

 

Göl Dibinden Tüm Dünyaya: Diatomlar

 

Diatomlar:

Kaynak: https://www.labroots.com/trending/microbiology/3886/diatoms-they-re-everywhere

 

Kaynak: Diatoms Diatoms are unicellular microorganisms of the phylum Bacillariophyta that are abundant in aquatic, se...

 

Kaynak: BD Editors Diatom Definition Diatoms (pictured below) are a common type of unicellular phytoplankton that likely originated...

 

Sahra Çölü'nden yola çıkan bulut Atlantik Okyanusu’na doğru gidiyor. O kadar yoğun bir toz bulutu ki uzaydaki astronotlar, çıplak gözle bu bulutu görebiliyorlar. Artık bilim insanları uydulardan gönderilen lazer ışınları ile bulutun nasıl oluşup, nasıl batıya doğru yol aldığını, tozun ne kadarının nereye kadar geldiğinin ölçümünü yapabiliyorlar.1 Kalipso uydusuna göre Sahra Çölü bir yılda 150 milyon ton toz çıkarıyor.

 

Peki bu toza ne oluyor?

 

Kaynak: NASA.gov

 

 

Afrika’nın hemen batısında ılık sular ve uygun hava basıncı fırtınaların oluşması için uygun şartları hazırlıyor. Oluşan fırtınalar büyüyerek Amerika’ya doğru yol alıp çok zarar verebiliyorlar. Henüz küçük haliyle Sahradan gelen toz bulutları ile karşılaşırlar ise fırtınalar, toz parçalarıyla delinmeye başlıyor. Toz aynı zamanda fırtınanın büyümesi için gerekli olan nem oranını düşürüp tehlikeli boyuta gelmesini engelliyor.2 Yani Afrika’da olan orada kalmıyor. Her şey birbiriyle o kadar bağlı ki oradan gelen bir toz bulutu Amerika’yı vuracak bir fırtınanın hızını durdurabiliyor. Kainatta olan olaylar bize bir birliğe, bir büyük resme, ve onun da bir olan Allah ile bağlantısına işaretler ediyor.

 

Haziran 18, 2020, Afrika’nin batı sahilinden Atlantik Okyanusuna yayılan toz bulutu. (Kaynak: NASA Worldview)

 

Tropikal fırtına ve toz fırtınaları arasındaki bağlantıyı incelemek ve ölçüm yapmak için, bir toz bulutu içerisinden uçurulan NASA uçağında verileri inceleyen bir NASA görevlisi.

 

 

Bu kadar toz elbette havada kalmayacak ve bir noktada aşağı inecektir. Büyük bir kısmı da Atlantik Okyanusu’na düşecektir. Hava kirliliği ve global ısınmaya neden olan karbondioksit inen bu toz parçacıklarına tutunur. Toz parçacıkları zamanla okyanus dibine çöktüklerinde artık karbondioksit burada hapsolmuştur ve global ısınmaya katkıda bulunamaz.

Okyanus, aslında, içindeki, özellikle de okyanus açıklarındaki, bitkiler ve tek hücreli canlılar olan plankton için verimsiz bir çöl gibidir. Onların da gıda olarak bazı minerallere ihtiyaçları vardır. Sahra’dan gelen toz parçacıkları işte bu mineralleri taşımakta ve okyanusa düştüğü zaman bu bitkiler ve plankton için bir besin kaynağı olmaktadır. Yani çöller, okyanus çöllerini beslemektedir.

 

Mikroskobik planktonlar

Kaynak: Plancton | Patterns in nature, Microscopic photography, Birds of paradise plant

 

 

Fitoplanktonlar bu mineralleri aldıktan sonra fotosentez de yaptıklarından hem oksijen üretir hem de doğadaki tonlarca karbondioksiti tüketmiş olurlar. Yani bu minik canlılar da mikroskobik olmalarına rağmen koca dünyadaki hava kirliliği, global ısınma ve dengesizlikleri düzenlemede görev alırlar.

 

Fotosentez Yapan Fitoplanktonlar

 

Fotosentez yapan fitoplanktonlar.

Kaynak: NASA Earth Expeditions

 

Atmosferdeki oksijenin yarısının fitoplankton dediğimiz bu canlılar tarafından üretiliyor olduğu hatırlatılırsa Sahra Çölü'nden onlara yardım olarak sevk edilen tozun önemi sanırım daha da iyi anlaşılır. Bilim insanları dünyada hayatı bu derece etkileyen bu tozun yaklaşık en az 1000 sene daha devam edebileceğini söylüyorlar.

 

Gökten İndirilen Mineraller

 

Sahra Çölünden gelen toz bulutu

Kaynak: Quintana Roo, Mexico, Medios y Media/Getty Images

 

Sahra’dan gelen toz bulutunun son durağı okyanus değildir. Milyonlarca tonu okyanusun üstünden de geçerek yoluna devam eder ve öyle bir yere gökten yağar ki bu başladığı yer ile hiç ilgisi ve benzerliği olmayan bir yerdir: Amazon yağmur ormanları.

Yukarıdan bu ormanların üzerine inen toz yüksek miktarda demir içermektedir. Kuran-ı Kerim'deki “Biz demiri gökten indirdik,”3 ayetinin yeryüzündeki bir tecellisidir.

 

  

 

Yukarıda Sahra Çölü ve Amazon ormanlarının resmi görülüyor. Size hangi toprağın daha verimli olduğunu sorsam ve siz eğer Amazon derseniz, bu tam olarak doğru olmaz. Çünkü Amazon ormanları çok yeşildir ve çok yağmur alır. Bu yağmur suyu topraktaki minerallerin süzülüp akıp gitmesi; ve toprağın verimsiz düşmesi ile sonuçlanır. Fakat Amazon çok canlının evidir ve Rezzak olan Rabbimiz onları da rızıksız bırakmaz. İhtiyaçları neyse ve nereden lazım ise onu oraya getirir. İşte Amazon ormanlarındaki bu verimsiz toprağın eksik mineralleri de ta Afrika’nın ortasında, Atlantik Okyanusu’nun diğer tarafındaki Sahra çölünden bu toz bulutu ile karşılanmakta, ihtiyaç olan demir, fosfor gibi mineraller gökten ormanın üstüne yağmakta, sonuçta o ağaçlardaki meyve ve yemişlerin yapısına, bir insan onları yediğinde onun yapısına, nefes verdiğinde ise atmosfere yeniden karışmaktadır.

Ve bu öyle etkili ve güzel bir taşıma sistemidir ki, bizim marketlere malzeme veya çöp taşımak için kullandığımız kamyonlara benzemez. Ne benzin kullanır, ne bu tarz bir gürültü ve atığı olur. Ne de havayı kirletir.

İşte Sahra çölünde 1000 yıl önce ölen canlılar, böyle hayata hizmet etmiş olurlar. Bir ölüm böyle binlerce hayatı netice verebilir, milyonlara nefes olabilir. Ölüm sadece dağılmak çözülmek de değildir. Allah Kur’an’da, ölümü de “yarattığını“ belirtmektedir.4

Bir insan düşünelim, hem kör hem sağır, hem akılsız. Dünyanın yüzlerce ülkesine rahatça vizesiz girip çıkıyor. Oradaki kuralları, kanunları, bir işi halletmedeki yol ve yöntemi, lisanı biliyor. Hiç zorluksuz bütün bu yerlerde işini hallediyor, fayda sağlıyor. Anlarız ki bu kimsenin arkasında devlet gibi bir güç vardır ki onun arkasında dursun, kolaylık versin. Temsilde hata olmasın, işte arkasında Alim-i Mutlak, Kadir-i Mutlak olan bir toz tanesi bir gölden çöle taşınıyor, oradan havaya çıkıyor, fırtınalara karışıyor; okyanusun en dibine, bazen de ta öbür tarafına gidiyor. Deniz dibindeki ve üstündeki canlılara gıda, karadakilere nefes oluyor. Hatta okyanusu aşıp diğer bir kıtaya gökten yağıyor, hayat sahiplerine gıda ve şifa oluyor. Kendi başına olsa, bu minicik akılsız şuursuz toz tanesi daha Afrika’dan Amerika’daki ağacın, deniz dibindeki canlının ihtiyacını nereden bilsin, bilse nasıl bu yolu kat etsin, doğru yere gidip doğru olanı yapsın?

Bilim insanlarına göre her yıl 27 milyon ton toz Sahra Çölü'nden Amazon yağmur ormanlarına dökülüyor.Yani Amazon’daki her ağaç bitki hayvan, küçük de olsa Sahra çölünden bir parça içinde taşıyor. En az 1000 yıldır Megaçad Gölü'ndeki fosiller Amazon ormanlarını gübreliyor. Dünyanın en kuru ve verimsiz yeri, en yeşil ve hayattar bölgesine can oluyor.

Elbette Bodele Çöküntüsü dünyanın tek toz kaynağı değil. Başımızın üstünde tüm bir gezegen dolusu toz dansı devam ediyor. Moğolistan’daki toz Kanada’yı aşıp kuzey kutbundaki buzun üstüne, Patagonya‘daki toz güney kutbuna, Sahra çölündeki başka bir kısım orta Avrupa’ya yağıyor. Yani Alp dağlarında kayak yapan biri, aslında Sahra Çölü’nün kumlarında kayıyor. Daha toz ve seyahatleri konusunda öğrenecek çok şeyimiz var. Ama bildiğimiz şu: her şeyde bir birlik, bağlı olma ve yardımlaşma hali var.

Şu anda aldığınız nefes sizce hangi uzak diyarlardan geliyor?

 

Kaynaklar:

  1. Satellite measurement of mass of Sahara dust in the atmosphere, Robert S. Fraser
  2. The Impact of the Saharan Air Layer on Atlantic Tropical Cyclone Activity, Jason P. Dunion and Christopher S. Velden
  3. Biz demiri de indirdik ki, onda hem kuvvet ve şiddet, hem de insanlar için faydalar vardır.” (Hadîd Sûresi, 57:25)
  4. O ki, hanginiz amelce daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yarattı. Ve O, Azîz’dir, Gafûr’dur.” (Mülk suresi, 67:2)