ARAMA SAYFASI

Erteleme Hastalığının Beynimizdeki Merkezi Neresi? Erteleme Hastalığından Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

Erteleme Hastalığının Beynimizdeki Merkezi Neresi? Erteleme Hastalığından Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

Literatürde erteleme davranışı veya “Procrastination” olarak da bilinen erteleme hastalığı; bir kişilik özelliği olarak kabul edilmektedir. “Bir işi tamamlamayı ya da bir görevi yerine getirmeyi, mantıklı ve geçerli bir neden olmaksızın ileriki bir tarihe öteleme, erteleme” olarak tanımlanmaktadır.

Literatürde erteleme davranışı veya “Procrastination” olarak da bilinen erteleme hastalığı; bir kişilik özelliği olarak kabul edilmektedir. “Bir işi tamamlamayı ya da bir görevi yerine getirmeyi, mantıklı ve geçerli bir neden olmaksızın ileriki bir tarihe öteleme, erteleme” olarak tanımlanmaktadır.1

Son teslim gününe kadar ödevlerin yapılmaması, sınavın son anına kadar ders çalışılmaması, bekleyen projeler, yapılacak ziyaretler, okunacak kitaplar, gidilecek yerler, kılınacak namazlar, tutulacak oruçlar, ertelenmemesi gerektiği defalarca tekrarlanmasına rağmen erteleniyor. 

Peki akıl sahibi insan bu işlerin zamanında yapılması gerektiğini bildiği ve kabul ettiği halde neden geciktiriyor ve erteliyor? 

Ertelemenin akılcı davranışı düzenleyen beyin ile direk ilişkisi vardır. Davranışlarla ilgili olarak beyni (encephalon) ikiye ayırabiliriz. Biri akılcı davranışları düzenlemekle görevli prefrontal korteks (üst beyin), diğeri duygularla hareketi de düzenlemekte rol alan limbik sistem (alt beyin)dir. 

Prefrontal korteks duygularına hâkim olan, aklı başında kararlar alabilen tarafımızdır. İnsanda prefrontal korteks iyi gelişmişse muhakeme ve irade güçlü olur. İnsanları diğer canlılardan ayıran bu alandır. 

Limbik sistemin bir bölümü duygularla hareket eden alanımızdır. Bu bölüm haz almamızı düzenleyen ve kontrol eden bir kısım beyin yapısını birbirine bağlar. Zevk alma, yemek yeme gibi varlığımızı devam ettirmemizde önem taşıyan eylemleri tekrar etme konusunda motive olmamızı sağlar. 

Limbik sistemin çalışma prensibi, zahmetten ve rahatını bozacak şeylerden uzak durmak ve keyfinin peşinden gitmek üzerine kuruludur. Kötü veya iyi bir alışkanlığı değiştirmek istediğimizde değişmemize izin vermeyen veya çalışmak, üretmek istediğimizde çok istekli olmayan, mümkün mertebe bunu ertelemek isteyen veya hiç yapmak istemeyen kısım bu bölümdür. Tanımlardan anlaşıldığı gibi beynin erteleme merkezi de limbik sistemdir. 

Erteleme hastalığında nefis ve şeytanın rolü

Erteleme hastalığının bir diğer yönü dini boyutudur. Dini terminolojide tembelliği, kötülüğü isteyen ve çalışmayı, iyiliği istemeyen nefis ve şeytandır. Şeytan insana nefsi vasıtasıyla müdahale eder. Şeytanın binlerce yıllık tecrübesi vardır. İndallah masum olan peygamberlerin dahi ayağını kaydırmak için çok çeşitli hilelere başvurmuştur. 

Erteleme konusunda da şeytanın bir müdehalesi vardır. Çünkü insanları kandırma konusunda binlerce yıl tecrübesi olan şeytan yapılması gereken işleri yaptırmamak için bize erteleme alternatifini sunar. Ertelemek görünüşte oldukça makul ve kabul edilebilir bir alternatiftir. “Ödevi sonra yaparsın” “sınava sonra çalışırsın” “namazı sonra kılarsın” gibi… Zahiren masum görünen bu ihtimali tercih eden insan, son ana kadar kendini kandırır. 

Çünkü erteleme seçeneğinde, yapılması gereken görev direk ve kesin olarak reddedilmez, sadece ertelenmesi istenir. Çünkü eğer nefis ve şeytan tarafından sunulan erteleme seçeneği yerine, görevler direkt olarak reddedilse, yani “ödevi yapma!”, “sınava çalışma!”, “namazı kılma!” gibi bir iç ses ile vesvese verilse, bu şüphe uyandıracak ve belki de bu istek o insan tarafından kabul görmeyecektir. Ama ertelemek makul görünür. Şeytan, insanın bu zaafını bildiğinden kullanır ve çoğu zaman da muvaffak olur. Şeytanın binlerce yıllık tecrübesi meyvesini verir.

İnsan erteleyerek çoğu kez aldanır. Sonra pişmanlık baş gösterir, erteleye erteleye artık çok geç olmuş, ödev teslim tarihi bitmiş, sınava birkaç saat kalmış, namaz vakti geçmiştir.. 

Ertelemenin birçok sebebi olabilir

Bu sebeplerden en önemlisi ödevin veya görevin anlamsız, gereksiz, menfaatsiz bulunduğu düşünüldüğündendir. Dolaysıyla bu işe başlamak için yeterli ve gerekli olan motivasyon da bulunamaz. Dünyevi işlerde bunun belki bir hakikati olabilir ama ahirete yönelik işlerde ise bunun bir hakikati yoktur.

Sebebi ister şeytan ve nefis, ister limbik sistem olsun erteleme hastalığı birçok işimizi engelliyor. Erteleme hastalığını bertaraf edecek çareleri bulmak ve uygulamak gerekiyor. Bu konu ile ilgili olan “Erteleyen helak olmuştur” hadis-i şerifi bizi motive etmelidir. 

Erteleme hastalığından kurtulmak için neler yapılabilir?

Yapılması gerekli vazifelerimizi ertelemeden yapmamız konusunda Allah bize akıl ve duygular vererek en büyük yardımı yapar. Biz de; işlerimiz ve sorumluluklarımız konusunda düşünerek, önemini hissederek, sonuçlarını hayal ederek, yapmamız gerekenleri yaptığımızda kazanacaklarımızı ve yapmadığımızda kaybedeceklerimizi fark ederek kendimizi motive edebiliriz. Böylece tembelliğin, nefse ve şeytana uymanın bize nasıl zararlar verebileceğini görüp, ertelemenin zevkli değil, tam aksine ne kadar elemli olduğunu anlarız. Ve bu kötü duygudan uzak durmak konusunda kendimizi motive edecek gücü bulabiliriz… 

Allah cümlemizi bu hastalıktan muhafaza etsin, şeytanın hilelerinden korusun, amin…

Unutmayalım ki, bir gün gelecek, bizim için o günün yarını olmayacak... Gün, bu gündür...


Kaynaklar:

1. Çeliköz - M, Seçer, Z. (2018). Öğretmen Adaylarının Akademik İşlerin Ertelenmesi Sorununa Yönelik Çözüm Önerileri. MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, 7 (4).

2. https://www.e-psikiyatri.com/