ARAMA SAYFASI

Ruhsal Şifa

Ruhsal Şifa

SORU: “Çocuğuma ölümü nasıl anlatabilirim?”

Kızım 5 yaşında, bir hafta önce dedesini kaybettik. Dedesine çok düşkündü. Ona bu durumu nasıl anlatacağımızı bilemiyoruz. Psikolojik açıdan kötü etkilenir diye korkuyoruz. Sürekli dedem niye gelmiyor diye sorup duruyor. Daha çok küçük olduğu için ona hangi doğru kelimelerle durumu anlatabiliriz. Bu konuda ona nasıl yaklaşmalıyız?

 

Cevap: "ŞEFKATLE VE YAŞINA GÖRE AÇIKLAMALI!"

Bir yakını ya da çok sevdiği birini kaybetmek, yetişkinler için bile alışması kolay olmayan bir süreçken, bunu çocuğa anlatmak daha da zordur. Özellikle de kendi acısını daha dindiremeden, yokluğuna inanamazken, bunu yanındaki küçücük bir çocuğa anlatmak, onun sorularına cevaplar sunmak yetişkini zorlar. Ne diyeceğini nasıl söyleyeceğini bilemez.

En sağlıklı yol nedir, nasıl konuşulmalı, neler söylenmelidir? Küçücük yaşında hangi kelimelerle anlatırsam anlayabilir? Onu altüst etmeden, psikolojisini bozmadan bu durumu ona nasıl anlatacağım? Tüm bu sorular, çok yakınını kaybetmiş ve bunu çocuğuna açıklamak zorunda kalan herkes için düşündürücü olmaktadır.

Burada önemli olan nokta çocuğun yaşına uygun açıklama yapılmasıdır. Çünkü çocukların her yaş diliminde hayatı ve olayları yorumlayışı değişir. Büyüdükçe gördüklerini ve yaşadıklarını daha farklı yorumlarlar. Örneğin, 3 yaşa kadar çocuklar ölümü anlayamaz, bu yüzden de ölüm diğer yaşlardaki kadar korkutucu gelmez. 4-5 yaş arasında ölümü geçici bir durum olarak algılarlar. Yani ölen kişinin tekrar geleceğini, ölümün kalıcı bir durum olmadığını düşünürler. Aynı çizgi filmlerdeki gibi, düşen, ezilen ya da ölen kahramanın daha sonraki sahnede ayağa kalkıp oyuna devam etmesi gibi, onlar da bu sürecin kalıcılığını anlayamazlar.

Beş yaşından itibaren çocuk ölümün geri dönüşümsüz bir olay olduğunu anlamaya başlar. Ölen kişinin artık gelmeyeceğini, onunla birlikte olamayacağını da anlar. Fakat bu dönemde çocuklar kaybetme korkusu da yaşarlar. Yani diğer yakınlarının öleceğinden korkar, endişe ederler. Bu yüzden de onlara düşkünlükleri ve bağımlılıkları artar. Yanlarından ayrılmak istemezler, anaokuluna gidiyorlarsa gitmek konusunda sıkıntı yaşarlar. Onları da kaybedeceklerinden korkarlar. “Bana kim bakacak, ben kiminle kalacağım?” gibi endişeler yaşamaya başlarlar. Bu süreçte ebeveynin çocuğa açıklama yapması güven vermesi önemlidir. Yanında olduğunu ve onu çok sevdiğini söylemeli ve hissettirmelidir.

Bu yaşlarda çocuklar kendilerini suçlar. Yani ben yaramazlık yaptım, onu üzdüm o yüzden mi öldü diye düşünebilirler. Bu durumu besleyecek açıklamalar yapmaktan kaçınılmalıdır. Yani üzüldü o yüzden hasta oldu ve öldü gibi söylemler çocuğun suçluluk duyguları yaşamasına yol açarak, onu hırçınlaştırır. Beş yaştan önce ölümü uyku ya da hastalıkla örneklendirerek anlatmamak gerekir. Öldü yerine uyudu demek, uykuya dair korku ve kaygı yaşamasına sebep olabilir. Eğer hastalık sebebiyle öldüyse, her hastalananın ölmeyeceği, dedesinin hastalığının çok daha ağır bir hastalık olduğu söylenebilir.

Çocuğa dedesinin öldüğünü ona duygusal olarak en yakın olduğu ebeveyni yani anne ya da baba tarafından söylenmelidir. Çocuktan uzun süre saklamak, çocuğu ortamdan uzaklaştırmak doğru değildir. Ortamda aşırı bağrışmalar ve feryatlar yoksa çocuğun ortamda yaşanan üzüntüyü belli oranda yaşaması sorun oluşturmaz. Ona her canlının doğduğu, yaşadığı ve bir gün öleceği anlatılabilir. Bitkilerden ve hayvanlardan örnekler verilerek anlamasına yardımcı olunabilir. Çiçeklerin yavaş yavaş büyüdüğünü, canlı olduklarını ama sonra sararıp, solduklarını yani öldüklerini örnek verebilirsiniz.

Bu durum anlatılırken bazı cümlelerden özellikle kaçınmak gerekir. Allah'ın sevdiği insanları yanına aldığı gibi açıklamalar çocuğun zihnindeki Allah fikrine de zarar verebileceği için kaçınılmalıdır.

Cenazeyi göstermeye çalışmak, mezarlıkta defin sırasında izlettirmek bu yaşlarda uygun değildir. Çocuklar 10-12 yaş itibariyle soyut kavramları daha iyi anlayabildiği için bu yaştan önce bu durumlara maruz kalmaları sakıncalı olabilir.

Çocuğun sorularına basit, kısa ve doğru cevaplar vermek onu rahatlatır. Ağlamak ya da konuşmak istediğinde, üstü kapatılmamalı, duyguları paylaşılmalıdır. Arada resimlerine bakılarak, onunla ilgili hatıraları hakkında da konuşulabilir. Onu özlediğini, ne zaman geleceğini sorduğunda, onu biz de çok özlüyoruz ama artık bizimle birlikte olamaz. Onu özlediğimizde onun için dua edebiliriz. Ne zaman istersen bu konuda konuşabiliriz gibi açıklamalar da yapılabiliriz.

Çocuklar hayatı tüm acılardan korunarak, uzaklaştırılarak büyütülmemelidir. Belli oranda ailede yaşanan hüzne de sevince de ortak olmalıdırlar. Burada önemli olan abartıya kaçan davranışların ve açıklamaların yapılmamasıdır. Çocuğa şefkatle ve yaşına uygun yapılan açıklamalar, bu süreci daha sağlıklı geçirmesine yardımcı olacaktır.