ARAMA SAYFASI

Samanyolu’nun Merkezi

Samanyolu’nun Merkezi

Astronomik olarak bakışlarımızı Samanyolu’nun merkezine çevirdiğimizde orada olağanüstü hareketlilik görürüz. Burada ne oluyordur acaba? Buradaki gaz ve toz bulutları ve hatta yıldızlar neden öyle olağanüstü süratte dönüyorlar? Buradaki gök cisimlerinin beklenenin çok çok üzerindeki süratlerinin kaynağı ne olabilir? Çünkü bu hıza göre onlar uzaya fırlamalıydılar.

 

Orada çok büyük bir çekim odağı mı var, diye düşünürken galaksilerin merkezinde dev Karadeliklerin bulunduğu ortaya çıkınca bu olağanüstülüğün, bu beklenenin üzerindeki hareketliliğin kaynağı anlaşılmış oldu.

Karadelikler çeşit çeşit; döneni var dönmeyeni var.. “Süper Kütleli Karadelikler,” milyonlarca hatta milyarlarca Güneş kütlesine sahip olabilirler. Gök adamız Samanyolu’nun merkezinde de böyle bir dev Karadelik yer almaktadır. Diğer Süper Kütleli Karadeliklerle kıyaslanırsa daha mütevazı boyutlardadır esasen. Mütevazı boyutlar dediğimiz üç milyon Güneş kütlesi!..

Göğün yüzünü tül gibi örten galaksimiz Samanyolu’nun, büyüleyici güzelliğinin arkasında ve merkezinde, görünmeyen Karadelik hangi sırları barındırıyor acaba?

Karadeliği doğrudan gözlemek mümkün olmadığından, ne yazık ki orada neler olup bittiğini bilmiyoruz. Çünkü orada çekim öylesine yüksektir ki, ışınlar bile elinden kurtulamaz Karadeliğin. “Uzayın bu görünmeyen delikleri” ışınları bile yutuyor.

Geceleyin Yay Takımyıldızına (Sagittarius) doğru bakışlarınızı yönelttiğinizde, aynı zamanda Samanyolu’nun merkezine bakıyor olacaksınız. Fakat teleskopla incelediğinizde, o bölgede yer alan yoğun yıldız, gaz ve toz bulutları o bölgeyi açık seçik görmenizi engeller. Işığın bile çekiminden kurtulamadığı Karadeliği görmeniz zaten mümkün değildir. O halde ne yapacağız?

 

Karadeliğin Keşfi

Işınlar yolu ile Karadelikleri inceleme yolu kapalı olunca, başka yollar bulmak gerekir. Karadeliğin etrafındaki gök cisimlerinin nasıl etkilendiğine bakılabilir. Etrafında büyük hızlarla dönen ve ışıma yapan cisimler, Karadeliğin etkisinde kaldığına göre, onların davranışlarından dolaylı olarak Karadelikleri gözleyebiliriz. Ne var ki, yine de yoğun gaz ve toz kümeleri Karadeliğin cisimlere uyguladığı etkileri de gözlemeyi zorlaştırıyor. Kızıl ötesi ve röntgen ışınları spektroskopisi ile işe koyulmamız gerekiyor. Böylece gaz bulutlarının etkisi azaldığına göre görüntü alınabilecektir.

Yüz milyarlarca yıldız barındıran sarmal bir gök adadır Samanyolu. Resim 2’de onun tümünü gösteren bir haritayı görüyorsunuz. Güneşimiz bu haritanın neresinde kalıyor acaba? Merkezden 26 bin ışık yılı uzaklıkta, Avcı Kolu’nun derinliklerine gizlenmiş durumda. Haritaya dikkat edilirse galaksi merkezine doğru yıldızlar, birbirlerine çok daha yakın ve yoğun halde bulunuyorlar. Ayrıca, galaksi düzleminin oldukça dışında yer alan küçük küresel yıldız kümeleri de dikkat çekmektedir. Ayrıca galaksi tarafından, yavaşça yutulan bir cüce gökadanın (Cüce Yay) varlığı da dikkat çekmektedir.

Karadeliğin varlığı, büyüklüğü ve özelliklerini etrafındaki hareketlerini inceleyerek öğrenebiliriz. Bu mesafeyi ve madde yoğunluğunu görüntüleyebilecek güçte hassas bir teleskop ve ayrıca lazer ile kılavuzlamaya uyarlanabilen optik bilgi ve donanımınız varsa çalışmaya başlayabilirsiniz. KECK/UCLA Galactic Center ekibi Samanyolu galaksi merkezi üzerinde araştırma yapan bilim adamı grubu. 2005 yılında merkezdeki yıldızların keskin görüntülerini elde etmeyi başardılar. Eskilere göre oldukça net görüntüler elde ettiler. Karadelik çevresindeki yıldızların aralıklarla görüntülerini alarak hareketlerini izlediler. Ortaya çıkan sonuçlar teorilerle tamamen uyuşuyordu, galaksimizin merkezinde bir Karadeliğin bulunduğu kesinleşmişti.

Çünkü  gözlemler, Samanyolu galaksi merkezindeki dev Karadeliğin elde edilen en yüksek çözünürlüklü görüntüsüydü. Radyo teleskoplarla 1,3 mm dalga boyunda yapılan gözlemlerde 37 mikro-açı saniye çözünürlük, Dünya’dan Ay yüzeyindeki bir beysbol topunu görebilecek güçteki bir çözünürlüğü ifade eder.

Resim 1 ve 3 Samanyolu galaksisini gösteriyor. Yıldızların hareketlerine dikkat ettiğimizde galaksi merkezine yakınlarda Karadeliğin etrafındaki uzayı aşırı bükmesi, oradaki gök cisimlerinin süratlenmesini netice verir. Bu da savrulma hareketine sebep olur. Bu yüzden bu yıldızlar yüksek seviyede ekzantrik (elips yörünge; odakları merkezden çok uzak) yörüngede dolanıyorlar. Bu normal olmayan hareketlerin keşfi, Karadeliğin izini bulmak adına büyük bir gelişme oldu.

Karadeliğin etraflarındaki maddeyi sürekli içine çekerek yeyip bitirmesi onun bir nevi tekâmülü ve büyüme sürecidir. Bu sırada o bölgede büyük hareket ve ışınım gözlenir. Ekip 5 günlük bir görev süresince, Chandra X-Işını Teleskobu, KECK ve Hawaii’deki teleskoplarla yaptıkları gözlemlerde gözlenen bölgede 15 dakikalık ışınım patlamalarını kaydetti. Karadeliğin içine düşen plazmanın kızıl ötesi görüntüsü belgelendi. Bu gözlemler arasında  süreleri 40 dakikayı geçmeyen parlamalar da bulunmaktadır. Sonuç olarak bunca gözlemlerin ortak sonucu şunu göstermektedir ki, Samanyolu merkezinde devasa bir Karadelik yer almaktadır.

 

Gök Kapıları

Galaksimizin merkezinde çok şiddetli kozmik hadiseler cereyan ettiği ve orası ile ilgili gözlemler merkeze yerleşmiş dev bir Karadeliğin bulunduğunu gösterdiği artık bir gerçek.

Karadelikler her şeyi yutarak büyürler. Büyüdükçe güçlenir ve daha fazla yutarlar. Yakınlarındaki yıldızlar birer birer oraya düşer. Yıldızlar onlara düştükçe onların etki alanları daha da büyür. Böylece yıldızlar düşmeye, Karadelikler de büyümeye devam eder.

Kur’an’ın kâinat kitabını okuyuşu, bizi büyük sürprizler karşısında bırakır. Onun gösterdiği yerden baktığımız ve onun dikkat çektiği ipuçlarını değerlendirdiğimiz zaman, önümüzde bizi hayrete düşürecek İlâhî sanat eserlerini bulabiliriz. Fakat bazen böyle buluşlar için asırların geçmesi, çağların değişmesi, kâinat hakkındaki bilgi ve anlayışlarımızın defalarca yenilenmesi gerekebilir.

 

Kur’an’ın dikkat çektiği, yıldızların düştüğü yerler, Karadelikler mi?

“Yemin olsun yıldızların düştüğü yerlere. Bu bir yemin ki, bilseniz, pek büyüktür.” (Vâkıa Sûresi, 75)

Karadelikler için en uygun bir tanım onların “yıldızların düştüğü yerler” olmasıdır. Çünkü oralara yıldızlar düşer ve orada kalırlar. Eğer Kur’an’ın işaret ettiği yıldızların düştüğü yerler Karadeliklerse yapılan yemine, yapılan nitelemeye göre orada büyük sırların olduğunu tahmin edebiliriz.

Karadelikler konusunda dünyada ileri derecede uzmanlaşmış birkaç kişiden birisi olan Stephen Hawking, Zamanın Kısa Tarihi adlı eserinde, kâinatımızda ‘görülen’ yıldızlardan daha fazla Karadeliğin mevcut olduğunu belirtir. Bu durum tabii ki, ilim adamlarını “Acaba kıyamete bir adımlık mesafe mi kaldı? Siyah deliklerde kaybolan madde, ısı ışık nereye gidiyor? Bunlar gerçekte yokluğa mı gidiyor?” diye de sormak mecburiyetinde bırakıyor.

Geometrik çekim dengesinin bozulmasıyla—Genel Relativite’nin de ispatladığı üzere—göklerin uzay-zaman düzlüğü Kur’an’a ait ifadeyle, dürülebilir ve bir kâğıt gibi buruşturulabilir, yıldızlar yerinden düşer. Çünkü gök cisimleri cazibe ipleri ile hassas bir şekilde birbirine bağlanmıştır. Karadeliklerin müthiş çekimi bu dengeleri alt üst edebilecek kuvvettedir.

Kur’an-ı Kerîm’de ayrıca, “semanın görünmez kapıları”na (Araf, 40) dikkatimiz çekilir. Kapılar geçit yerleri olduğuna göre, “sema kapıları” ifadesini; başka uzay-zamana, farklı boyut ve kâinatlara geçit noktaları olarak anlamak mümkün müdür? Kur’an-ı Kerîm’de yer alan ‘sema’ teriminin, bugün bir mânâsı ile ‘uzay-zamana’ karşılık geldiğini söyleyebiliriz.

Bir türlü çıkamadığımız kâinatın dışına nihayet çıkabilecek bir kapı bulduklarını düşünen astrofizikçilere göre de, Karadelikler bir uzay-zaman kapısıdır.

Kur’an’ın rehberliğinde kâinattaki sırlara yorum ve açıklama getiren Bediüzzaman’a göre de gökteki yıldızların bir kısmı Ahiret âlemlerine bakmaktadır.

 

Karadeliklerin Diğer Ucu

Astrofizikçiler, belki de dışına çıkabileceğimiz bir kapı bulduk diyorlar. Meselâ Kur’an’da geçen “göğün görünmez kapıları” (Araf, 40) siyah delikler ise, o zaman ahiret âlemleri fazla uzağımızda bulunmuyor demektir.

“Karadeliğin içine düşen nesnelerin yahut bir uzay gemisinin, akıbeti ne olur?” sorusu üzerine en çok kafa yoran bilim adamı Hawking, bu soruya şöyle cevap verir:

“Benim son çalışmalarıma göre; cevap, düşen nesnelerin, bebek evrene gittikleridir. Evrenimiz, böylece başka bir evrene dallanır. Bu bebek evren, tekrar, bizim uzay-zaman bölgemize katılabilir. Bu ise, oluşan ve daha sonra buharlaşan bir başka Karadelik ve Karadeliklerden uzay gezisine açılmış bir kapı gibi görünür. Yalnızca uygun bir Karadeliğe doğru, uzay geminizi yöneltirsiniz. Oldukça büyük olan bir uzay gemisi olsa daha iyi olur. O zaman, nereye gideceğinizi seçemezseniz de, bir başka delikten tekrar ortaya çıkmayı umarsınız.”

Hawking, cevabının devamında, bebek evrenlerde uzay ve zamanın bizim evreninkine benzemediğini sanal-zamanın yani fizik ötesi gerçekliğine dikkat çekmektedir. Cevabının son cümlelerinde şöyle der:

“Pek çok kimse, bebek evrenler üzerinde çalışmaktadır. Bu alan, çok heyecanlı çalışmalara yol açmıştır.”

Elbette ki “Karadeliğin tekilliğinden sonra ne vardır?” sorusuna, “Hiçbir şey yoktur” şeklinde verilen bir cevap herhalde hiç kimseyi tatmin etmemektedir. İspatı şimdilik yapılamayan ancak ağırlıklı desteklemelerle ileri sürülen ve çok sayıdaki bilim adamının inandığı “Akdelikler” (White Holes) gündemin ilk maddesini oluşturuyor.

Akdelikler aslında Big-Bang gibi yeniden doğuşu temsil etmektedir. Ayet-i Kerîme, âlemin toplanıp dürüldükten sonra tekrar ilk haline iade edileceğini bildirmektedir.

“Gün gelir, gök sahifesini, tıpkı kâtibin yazdığı kâğıdı dürüp rulo yapması gibi düreriz. Biz ilkin yaratmaya nasıl başladıysak, diriltmeyi de Biz gerçekleştiririz. Bu, üzerimize aldığımız bir vaattir. Bunu gerçekleştirecek olan da Biziz.” (Enbiya, 104)

 

Kaynak:

1. atlasoftheuniverse.com

2. www.astronomidiyari.com/

3. www.bulutsu.org

 

…………

Bu Samanyolu merkezinin fotoğrafı, Hubble Uzay Teleskobu, Spitzer Kızılötesi Uzay Teleskobu ve Chandra X-Işını Uzay Teleskobu’nun elde ettiği görüntülerin birleştirilmesiyle elde edildi. Elde edilen fotoğraf, Samanyolu merkezinin şimdiye kadar elde edilemeyen ayrıntılarını içeriyor. Fotoğraf yıldızların doğumundan, genç sıcak yıldızlara, soğuk yaşlı yıldızlara, yıldız artıklarından oluşan sıcak kalıntılara ve Karadeliklere varana kadar geniş bir sıralamayı gözler önüne serdi. Merkezdeki Güneş’ten 4 milyon kez daha büyük kütleli dev Karadeliğin çevresindeki yoğun kalabalık içinde yeni yıldız oluşum bölgeleri bile yer alıyor.

***

Gök adamız, 200 milyar yıldızın yoğun bir merkezin etrafında döndüğü gevşek bir sarmal disk şeklindedir. Bu çizim, gökadamızın başlıca özelliklerini gösterir.

***

Bu çizim, Samanyolu’nun üstten görünüşüdür. Güneş, yaklaşık 90.000 ışık yılı çapındaki bu tipik çubuklu sarmal gökadanın 200 milyar yıldızından yalnızca birisidir.