ARAMA SAYFASI

Soykırım Yalanı ve Gerçekler

Soykırım Yalanı ve Gerçekler

Ermeni Meselesi ve soykırım iddiaları, uzun bir süredir Türkiye’nin başını ağrıtıyor. Ermeniler ve destekçisi Avrupalılar, bunu temcit pilavı gibi ısıtarak sık sık karşımıza çıkarıyorlar. Ermeni lobisi, ABD ve Avrupa’da sözde soykırım tasarısını kabul ettirmek ve 24 Nisan’ın soykırım günü ilan edilmesi için var gücüyle uğraşıyor. Aynı oyun ve senaryo tekrar tekrar oynanıyor ve aleyhimizde işletiliyor. Son olarak ABD Başkanı, 24 Nisan’daki açıklamasında “soykırım” tabirini kullanmasıyla, mesele bir kez daha gündem konusu oldu. Gerçekten de, ileri sürülen ithamları Osmanlı’nın şahsında hak ediyor muyuz? Bunu, tarihin şahitliğinde sorgulayalım...

Ermeni Meselesi ve soykırım iddiaları, uzun bir süredir Türkiye’nin başını ağrıtıyor. Ermeniler ve destekçisi Batılılar, bunu temcit pilavı gibi ısıtarak sık sık karşımıza çıkarıyorlar. Ermeni lobisi, ABD ve Avrupa’da sözde soykırım tasarısını kabul ettirmek ve 24 Nisan’ın soykırım günü ilan edilmesi için var gücüyle uğraşıyor. Aynı oyun ve senaryo tekrar tekrar oynanıyor ve aleyhimizde işletiliyor. Son olarak ABD başkanının, 24 Nisan’daki açıklamasında “soykırım” tabirini kullanmasıyla, mesele bir kez daha gündem konusu oldu. Gerçekten de, ileri sürülen ithamları Osmanlı’nın şahsında hak ediyor muyuz? Bunu, tarihin şahitliğinde sorgulayalım ve beratımızı almaya çalışalım.

 

ERMENİ MESELESİ NASIL DOĞDU?

Ermeni Patriği Nerses Varjabendanyan’ın, 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbinden galip çıkıp Yeşilköy’e kadar gelen Başkomutan Grandük Nikola’nın karargâhına giderek; “Doğu’da Rusların himayesinde Ermeni Devleti kurulmasını talep etmesi”, Ermeni Meselesi’nin gelişiminde mühim bir dönüm noktası olmuştur. 1878’de imzalanan Berlin Antlaşması’ndaki 61. madde ile “Ermeni Meselesi”, tarihte ilk kez bir uluslararası belgeye yansımış ve “Ermenistan” adı verilen bir bölgenin varlığından söz edilmiştir. Böylece Ermeni Meselesi, Batılılar açısından Osmanlı’ya karşı kullanabilecek önemli bir siyasi mesele haline gelmiştir.

İlk Ermeni isyanı, 20 Haziran 1890’da Erzurum’da çıkmıştır. Bunu 1890’da Kumkapı Gösterisi, 1892-1893’de Kayseri, Yozgat ve Merzifon Olayları, 1894’de Sason ve Zeytun İsyanı, 1895’de Babı Âli Gösterisi, 1896’da Van İsyanı ve Osmanlı Bankası’nın İşgali, 1897’de İkinci Sason İsyanı, 1905’te Sultan II. Abdülhamid’e suikast girişimi ve 1909’da Adana İsyanı izlemiştir. 1882’den 1909’a kadar yaklaşık 39 irili ufaklı isyan tertiplenmiştir. Ermeni isyanlarının ve propagandasının doruğa çıkması, Sultan II. Abdülhamid ve İttihat Terakki dönemlerinde olmuş, özellikle I. Dünya Savaşına tekabül eden 1914-1915 arasında tırmanışa geçmiştir. Yalnızca bu tarihlerde baş gösteren isyan sayısı 22’dir.

Ermeni Komitecilerin yaptıkları soykırımı ispatlayan bir toplu mezar ve katledilen Müslümanlara ait kemik kalıntıları

İsyanlar sırasında Ermeni Hınçak ve Taşnak örgütleri, finans desteği sağlamak için şantajla zengin Ermenilerden para sağlamaya çalışmış; itiraz eden Ermenileri acımasızca öldürmüşlerdir. 1893 Haziran ayında, bir Ermeni kilisesinde yapılan ayinde, birçok Ermeni, Hınçak ve Taşnakçılar tarafından ispiyonculukla suçlanarak katledilmiş; kilisenin giriş kapısına çivilenerek asılmışlardır. 1893’de Muş vilayetine bağlı Sason bölgesinde komiteciler, Ermeni köylerini basıp, büyük bir katliama giriştikten sonra olayı Avrupa kamuoyuna taşıyarak “Türkler Hıristiyanları katlediyor” propagandası yapmışlardır. Tarihçi Prof. Enver Konukçu, 2003 yılında basına verdiği bir röportajda, kazı yaptıkları mezarlarda kemiklerden aldıkları DNA örneklerinin incelenmesi sonucunda Ermenilere ait kemiklere rastladıklarına dikkat çekerek; “Maalesef kendi insanlarını, Müslümanlarla birlikte öldürmekten çekinmemişlerdir.” demiştir.

Tehcire tabi tutulan Ermenilerin bir bölümü

 

24 NİSAN’IN ANLAMSIZLIĞI

Ermeniler, sözde soykırım günü olarak, neden bir başka günü, mesela Tehcir Hadisesi’nin gerçekleştiği 27 Mayıs’ı değil de, 24 Nisan’ı esas almakta ve yas günü olarak idrak etmekteler? Çünkü Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nın alevlendiği 24 Nisan 1915 tarihinde, Dâhiliye Nezareti’nin emriyle İstanbul’daki Ermeni İhtilâl Örgütü merkezlerini kapatarak; aralarında doktor, avukat, gazeteci, din adamlarının da bulunduğu, 2345 komite elebaşını tutuklayıp Anadolu’ya sevk etmiştir. Bu tarihin, Ermenilerce soykırım günü olarak anılması dahi başlı başına bir çelişkidir.

Osmanlı Vükela Meclisi’nin aldığı Sevk ve İskân Kararı’nın orijinal metni

 

Asılsız soykırım teması, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Ermeni kiliselerinde, okullarında, siyasi partilerinde ve derneklerinde işlenmeye başlanmıştır. 24 Nisan’ın ilk defa “soykırımı anma günü” olarak eda edilmesi, 1965 yılında dünyanın her tarafındaki Ermeni patrikhane ve kiliselerin, eğitim-öğretim kurumlarının ve siyasi kuruluşların ortak girişimleri sonucunda bunu kabul ve ilan etmeleriyle olmuştur.

Ermeni Komitelerinin katliamlarını ispatlayan bir belge ve Latincesi (BOA, İH, 56)

 

ASILSIZ İDDİALARIN ASLI

Soykırım iddialarının odağında en fazla da Tehcir Hadisesi yer almaktadır. Osmanlı Devleti, I. Dünya Harbi esnasında tebaası Ermenilerin Ruslarla işbirliği yapıp ihanet etmesi üzerine 27 Mayıs 1915’te, meşhur “Sevk ve İskân Kanunu”nu çıkarmış; bazı cebrî ve zecrî tedbirler almak mecburiyetinde kalmıştır.

Uygulama, soykırım kastıyla değil; Kafkas, İran ve Sina cephelerinin güvenlik ve ikmalini aksatan isyankâr unsurların, olaylara karışıp savaş suçu işleyen Ermenilerin, Osmanlı sınırları içerisindeki Suriye’ye zorunlu göç ettirilmesidir. Fakat sevkiyat sırasında kış mevsiminin çetin şartları ve salgın hastalıklar yüzünden bir miktar Ermeni telef olmuştur. İşte, Ermenilerin ve onlara arka çıkan Batılıların kıyameti kopardıkları nokta da burasıdır. Tehciri merkeze oturtarak Osmanlı’nın, Ermenileri toplu katliama, yani “soykırıma” maruz bıraktığını ileri sürmektedirler.

Osmanlı’nın resmî kayıtlarına göre sevk edilen toplam insan sayısı 438.758’dir. Bunlardan 382.184’ü yerlerine ulaşarak iskân edilmişlerdir. Aradaki 56.610 kişilik farkın 6.610’u, yola çıkıp da tehcirin durdurulması sebebiyle bulundukları vilayetlerde alı konanlardır. Kayıp nüfus toplamı sadece 50 bindir. Bunların 25-30 bini hastalıktan, 10 bin kadarı eşkıya saldırılarından, diğerleri de  yol şartlarından (soğuk, açlık vs.) ölmüşlerdir. 

Sevk ve iskân, Ermenilerin yaşadığı bütün vilayetlerde uygulanmamış; İstanbul, İzmir, Bursa, Kütahya, Aydın gibi bazı vilayetlerde ikamet eden Ermeniler, hastalar, özürlüler, sakatlar, yaşlılar, yetim çocuklar, gebe ve dul kadınlar, Osmanlı ordusunda görevli Ermenilerin aileleri, Reji İdaresi, Osmanlı Bankası ve Konsolosluklarda çalışan Ermeniler ve aileleri, Katolik ve Protestan Ermeniler olmak üzere, toplam 167.778 kişi sevk ve iskânın dışında tutulmuştur.

1897’de Anadolu vilayetlerindeki Müslüman, Rum ve Ermeni nüfusu gösteren tablo

 

Zorunlu göç, yerel jandarma ve mülki amirlerin kontrolünde başlamış ve hükümet yayınladığı emirlerle kimsenin zarar görmemesi için talimatlar vermiştir. Sevk mıntıkalarına devamlı müfettişler gönderilmiştir. Hatta Osmanlı hükümeti, olaylarda ihmali görülenler hakkında açtığı soruşturmalar neticesinde 1397 görevliyi cezalandırıp, 40 kişiyi idama mahkûm etmiştir.

Tarafsız ve muteber yabancı kaynakların ekseriyeti Osmanlı’nın, kendisini arkadan vuran Ermenilere en hafif ve en insanî cezayı verdiği; hem de büyük bir savaşın tam ortasındayken “dünyanın en başarılı yer değiştirme uygulamasını” gerçekleştirdiği; kendisini ve Ermenileri bu gaileden en az zararla sıyırdığı hususunda ittifak etmektedir.

Padişah II. Abdülhamid’in Ermeni milletine lütuflarından dolayı Ermeni kiliselerinde arz-ı şükran duasında bulunulmasına dair Ermenice belge, 20 Ekim 1882

 

Hiç Ermenileri soykırıma uğratan bir idare, yetim Ermeni çocukları için yetimhaneler açar ve oralara yerleştirir mi? İşte belgesi!

 

RAKAMLAR SOYKIRIM KOMEDYASINI YALANLIYOR

Tehcir ve sözde soykırım meselesine bir de rakamların diliyle baktığımızda, “soykırım komedyası”nı daha belirgin bir vaziyette görürüz: Osmanlı Devleti’nin 1914 yılı istatistiklerine göre tüm Ermenilerin sayısı, 1.234.671’dir. 1885, 1897 ve 1906 yılı istatistiklerinde bu sayı daha düşüktür. Ermenileri düşündüğünü ifade eden Fransız Tournebize, 1900’de yazdığı kitapta Ermenilerin tamamını 1.300.000 olarak göstermiştir. Amerikalı H. Lynch, 1901’de neşrettiği kitabında 1.324.246 rakamını; Amerikalı Tarihçi S. J. Shaw, 1.229.007 rakamını; L. De Constenson, 1.400.000 rakamını vermiştir. Ermeni tarihçi Kevork Aslan da, 1914’de kaleme aldığı eserinde toplam sayıyı 1.800.000 olarak belirtirken; H. P. Madijian 1.700.000 sayısı üzerinde durmuştur. Ancak Kevork Aslan ve P. Madijian’ın öne sürdüğü rakamların abartılı olduğu kabul edilmektedir. Çünkü resmî dokümanlardaki ile yabancı kaynaklardaki sayılar birbiriyle örtüşmektedir.

Bu sayılar, Tehcir Olayı’ndan, 1915’den önceki sayılardır. Oysa tehcir dolayısıyla 1.500.000 Ermeni’nin öldüğü iddia edilmekte ve “sözde soykırım”dan bahsedilmektedir. Hâlbuki bu olaylardan sonra hazırlanan istatistikler, yabancı kaynaklar ve raporlar, Osmanlı yönetimindeki Ermenilerin sayısının 1.300.000 civarında olduğunu ortaya koymaktadır. Bu sayılar bize bırakın soykırımı, Ermenilerin nüfusunda ciddi bir azalma bile olmadığını göstermektedir.

Tarihçi Prof. Yusuf Halaçoğlu, İngiliz, Fransız ve Amerikan arşivlerinden, 1 milyon 400 Ermeni’nin Osmanlı topraklarından yurtdışına çıktığını tespit ettiklerini kaydetmekte ve “öldürüldü” denilen Ermenilerin yaşadığını şöyle ispatlamaktadır: “1918’de, şehir şehir tarayarak, Anadolu’da 650 bin Ermeni’nin olduğunu tespit ettik. Amerika, Arjantin, Avusturya, Fransa gibi ülkelere gittiklerine dair belgeler bulduk. Mesela, ABD’ye giden gemilerin yolcu listelerini inceledik. Ölü denilen Ermenilerin aslında göç ettiklerini belirledik.” (Devam edecek)

 

Kaynaklar:

- Başbakanlık, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Yay. No: 14, Ankara 1994;

- Hüseyin Nâzım Paşa, Ermeni Olayları Tarihi, C.1-2, Ankara, 1994;

- Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul, 1987;

- Mehmed Hocaoğlu, Arşiv Vesikalarıyla Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler, İstanbul, 1976;

- General Maywesk, Van ve Bitlis Vilâyetleri Askerî İstatistiği, Matbaa-i Askeriye, Çev: Mehmet Sadık, İstanbul, 1330;

- Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler, Ankara, 2001;

- Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Ankara, 1990;

- Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, Ankara, 1985;

- Cevdet Küçük, Osmanlı Diplomasisinde Ermeni Meselesinin Ortaya Çıkışı, İstanbul, 1984;

- Justin McCharthy, Müslümanlar ve Azınlıklar, Nşr: B. Umar, İstanbul, 1998;

- M. Sadi Koçaş, Tarihte Ermeniler ve Türk-Ermeni İlişkileri, İstanbul, 1990.