Telefon, hele de cep telefonu günümüzde yalnızlığın aksesuarı. Bir yalnızlık mücevheri olarak kimsesizlik anlarında ışıldar. Bir kafeye girdiniz ve tek başınıza oturuyorsunuz. Çalan telefon, civardaki insanlara öyle onulmaz bir kimsesizlik içinde olmadığınızı fısıldar. Telefonunuzun çalmasıyla kalabalıklaşırsınız: Bakın, sizi de arayan, sizinle bir şey konuşmak isteyen insanlar var.
Yalnızlıkla baş etmekte güçlük çeken insanlar için telefon can simididir. Açar ve laflarsınız; tuşlarına bastığınızda sevdikleriniz imdadınıza yetişir.
Bazen kalabalıkların ortasında kimi insanlar, telefonun dostluğunu oradaki dostluğa yeğlerler. Orada olup bitene bütün ruhlarıyla katılmak ve anı paylaşmak yerine, telefonları üzerinden kendilerine ayrı bir alan, bir ayrıcalıklı olma hali sağlarlar. İşte onlar, iflah olmaz yalnızlardır. Varlıklarını teyit edecek bir ses arayan, sadece kendileriyle konuşacak bir sesle vücut bulan gerçek kimsesizler. Telefonları, vücutlarının bir organı, bir uzantısı gibi çalışır. Telefonlarını unuttuklarında hayat bir kâbusa dönüşür. Sanki bir gün dünyanın en büyük hakikati o telefondan fısıldanacaktır ve bu yüzden kulak ahizede beklemek gerekmektedir.
...
Cep telefonları günümüz insanının en büyük derdi olan can sıkıntısına birebirdir. Modern çağın alametlerinden birisi, insanın onca uyaran karşısında bile can sıkıntısına yakalanabilmesi. Eğlence peşinde koşarız. Hayatı kocaman bir neşe, ölçüsünü şaşırmış bir kahkaha olarak yaşadığımızda mutlu olduğumuzu sanırız. O yüzden bizi eğlendirecek, hayatı unutturacak bir şey bulamadığımızda elimizin altındaki oyuncağa yöneliriz. Telefonlar, giderek sesi iletmekten eğlendirmeye doğru evriliyor. Yetişkin insanın da oyuncağa ihtiyacı var. İçimizin ritimlerini fark edemediğimizde, dışarıdan da bir ritim alamadığımızda canımız sıkılır. Oyuncaklar bizi oyalar.
Cep telefonlarını yanımızda taşırız. Onlarla ne yaptığımız, kiminle konuşup kime mesaj attığımız, özel bir gayret olmazsa bilinemez. Cep telefonlarının, online yazışmalar gibi, aldatmanın bir aracı haline gelmesine şaşmamalı. Aldatılan eş, onun kayıtlarından iz sürer. Aldatan, kayıtlarını silmeye, telefonunu yanından ayırmamaya gayret eder. Modern çağda aldatmak da, teknolojinin imkânlarından yararlanır. Kaç öykü dinledim: Aldatılan, gerçeği cep telefonunda saklı mesajlardan öğrenmişti. Tuhaflık, kredi kartının insana harcama yapmıyor olduğu yanılsaması vermesi gibi, cep telefonunun da kişiyi iz bırakmadığı yanılgısına sürüklemesindedir. Cep telefonuyla aldatan, aslında kendisini aldatmaktadır.
...
Cebinizde telefonunuz varsa uzaklığın bir anlamı yoktur. Yeni teknolojinin en büyük numarası işte bu: zaman-mekân sıkışması. Artık her yerdeyiz. Her an online, her an hattayız. Hiçbir yeri geride bırakmış olmuyoruz. Uzaklık bizi hiçbir şeyden mahrum bırakmış olmuyor. Zihin, bedenden bağımsız yolculuklara çıkabiliyor. Bedenimizin içinde mahpus değiliz. Risk ve belirsizlik çağında, hatta olmak bize bir emniyet duygusu veriyor. O yüzden çocuklarımıza da bir an önce telefon almak, onları merak etmek derdinden kurtulmak istiyoruz. Hatta olmadığımızda, kötü bir haber gelmiş olabileceğinden endişeleniyoruz. Kötülüğü, elimizdeki sihirli oyuncakla def edebileceğimizi düşünüyoruz. Ancak hatta kalırsak başımız sıkıştığında yardım isteyebiliriz. Kapsama alanı içinde olmakla, görünmez çitler bizi kötülüklerden koruyacak zannediyoruz. Modern insan, korkar. Bir korku kültüründe yaşıyoruz. Başımıza her an, her yerden bir bela ilişebileceği bilgisiyle. Belayı hissettiğin anda tuşlara dokun.
...
Özgürlükle emniyet arasında bir seçim yapmamız gerekebilir. Manyetik dalgaların yerimi tespit edemediği anlar ve yerler olmalı, kaybolabildiğim zamanlar.
Cep telefonları, kimi durumlarda, insanın en değerli hazinesi olan özgürlüğü alır elinden. Kaybolmayı başaramazsınız. İçinizin şarkılarını doyasıya dinlediğiniz zamanlar mazide kalır.
Özgürlük için yapmamız gereken şey aslında basittir: Arada, kapsama alanı dışında olmak. Sevgiliyi özlemek. Ona mektup yazmak. Uzun zamandır görmediğiniz dostları çat kapı ziyaret etmek. Bir kitabı, bir anı, bir sohbeti bölmeden yaşamak. Hayatın akışına kapılmak. Sessizliğe kulak vermek.
Telefonun ucunda, yaşanmayı bekleyen bir hayat vardır.
