TR EN

Dil Seçin

Ara

Mesela / Tefekkürname

Misal vermek, yani hikaye ve örneklerle açıklamak Kur’an’ın çok önemli bir metodudur. Bu metot Cenab-ı Hakk’ı anlatmak ve Kur’an’ı açıklamak için yapılan çalışmalarda da yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Diğer tefsirlerden farklı olarak manevi tefsir şeklinde tanımlanan Risale-i Nur Külliyatı da misallerle açıklama konusunda Kur’an’ın yolunu takip etmiş önemli bir eserdir.

Risale-i Nur, özellikle marifet (Allah’ı tanımak) ile ilgili konularda çok etkili misaller kullanmış, bu sayede ancak büyük alimlerin kavrayabileceği hakikatleri herkesin kolayca anlayabileceği şekilde açıklayabilmiştir.

Kâinatı tefekkür ederek Halık’ını tanımak isteyen her insan özellikle Güneş-Ayna misalini kolayca anlayıp kullanabilir.

Bu misalde Güneş, Cenab-ı Hakk’a işaret eder. Güneşe ait özellikler ise O’nun isimleri ve sıfatları gibidir. Bu özelliklerin tecelli ettiği yani görünür hale geldiği her şey bir aynadır. Her ayna güneşi kendi özelliklerine ve kabiliyetine göre gösterir. Mesela bir cam aynayı güneşe tutarsak onun ışık ve sıcaklık yayan yuvarlak bir cisim olduğunu gösterecektir. Güneş ışığının renklerini görmek istiyorsak cam ayna değil prizma kullanmamız gerekir. Ağaç dalındaki yaprak da bir aynadır ancak güneşin sadece yeşil ışığını yansıtabilir; yani onun kabiliyeti yeşil renk ile sınırlıdır. Yaprağın hayat sahibi olması ise güneşin hayat kaynağı olduğunu gösterir ve bu kabiliyet cam aynada ya da prizmada yoktur.

Madde ve mana âleminde yaratılmış her şey Cenab-ı Hakk’ı gösteren aynalar gibidir. Bu aynalarda Allah’ın isim ve sıfatları tecelli eder yani görünür hale gelir. Kâinat sonsuz sayıda tecelli ile sonsuz bir tefekkür alanıdır. Allah’ın isim ve sıfatları her aynada, aynanın kabiliyeti ölçüsünde tecelli eder. Yani her mevcut Allah’ın farklı isimlerini gösterir. Mesela canlı cansız bütün varlıklar Allah’ın Halık (yaratıcı) ismine ayna olurken, hayat sahibi olanlar Allah’ın aynı zamanda Yuhyi (hayat sahibi) ve Muhyi (hayat veren) olduğunu gösterir. Hayatın devamı için rızık gereklidir; yani rızık hayatın hakkıdır. Bu itibarla, rızıklandırılan her canlı, Allah’ın Hak ve Rezzak (rızık veren) olduğuna birer şahittir, aynadır.

Kâinattaki mana ve hikmetleri akla yaklaştıran bir diğer misal kitap misalidir. Kitap, gözle görülebilir ve elle tutulabilir bilgidir; kaynağı bilmek, hedefi ise bildirmektir.

Her kitap daha kapağı açılmadan, onu yazan bir kişinin var olduğunu, bu kişinin düşünebildiğini, bilgi ve hikmet sahibi olduğunu, okuyup yazabildiğini, yazacaklarını önceden bilip planlayarak yazdığını göstermektedir. Kitabın mükemmelliği yazarının bilgi ve hikmetteki üstünlüğünü gösterir.

Kitaplar harflerden meydana gelir. Harfler kelimeleri, kelimeler cümleleri, cümleler sayfaları, sayfalar bölümleri ve bölümler kitabı oluşturur. Bu hiyerarşi bütün harflerin bir düzen içerisinde sıralanması ile kurulmuştur. Bu hakikat ise hangi harfin nerede yer alacağının yazarın ilmi ve iradesi ile belirlendiğini ispat eder.

Kâinat, ilim ve irade ile yazılmış bir kitaptır. Bu kitabın yazıldığı kalem ise kudrettir. Kâinattaki mükemmellik, onu yaratanın ilim, irade ve kudretinin sonsuz olduğunu gösterir. Kâinat kitabının harfleri olan atomlar kâinattaki hikmetlere göre bir araya gelmiştir. Her atomun görevi kâinattaki intizama uygun olarak belirlenmeli ve icra edilmelidir. Tek bir atomun bile bulunduğu yerin ve yaptığı hareketlerin doğru olması için tüm kâinatı kuşatan sonsuz bir ilim gereklidir.

Her kitap gibi kâinatın da amacı, insanlar tarafından okunmak ve okuyanların bilgi sahibi olup tefekkür etmesini sağlamaktır. İnsanın kâinatı okuyup anlayarak yaratıcısını tanıyabilmesi için öğretmenlere ve rehberlere ihtiyacı vardır. Bunun için Cenab-ı Hak, öğretmen olarak peygamberleri, rehber olarak da semavi kitapları göndermiştir.