TR EN

Dil Seçin

Ara

Osmanlı’da Çiçeklerle Verilmek İstenen İnce Mesajlar

Osmanlı’da Çiçeklerle Verilmek İstenen İnce Mesajlar

“Çiçeklerin dili olsa da konuşsa” derler. Güzellikleriyle insanları etkileyen birbirinden çeşitli çiçeklerin hepsinin ayrı ayrı anlamları vardır. Kırmızı gül, beyaz lale, orkide ve daha bir sürü çiçeğin kendilerine özel anlamları var. Örneğin; kırmızı gül gerçek sevgiyi, beyaz gül masumiyeti, pembe gül ise gönlüm senindir mesajını verir. 

Osmanlı toplumunda ise bitkiler, çiçekler, meyveler, sebzeler, kumaş parçaları ve renkler gibi pek çok unsur, kadın ve erkekler arasında iletişimi sağlayan gizli bir dil olarak kullanılmıştır. Bilindiği kadarıyla ilk olarak Fransız sefirinin sekreteri Du Vignau; 1688’de yazdığı “Le Secrétaire Turc” adlı eserinde, 179 unsurun anlamlarını vererek Türkler arasında aşkın ifadesinde kullanılan çiçek, meyve, ağaç, kumaş ve renkler gibi unsurlardan “selam dili” olarak bahsetmiştir.

Osmanlıda sevgililer, dokudukları nakışlar ve çiçek motifleriyle karşı tarafa mesajlar verirler. Sevgili bu motiflerle, çiçeklerle verilmek istenen mesajları anlar ve bunlara şiirlerinde cevaplar verir. İşte bu şekilde bir aşk dili oluşturulmuş geçmişte. 

Şimdi gelin o döneme ait bu mesajları görelim:

Osmanlıda “zambak evin beyefendisinin sorumluluğunda idi.” Çünkü zambak kadını ve sevgiyi simgelediği için beyefendi için “kendisine emanet edilene en güzel bakmak” anlamını taşırdı.

Kız isteme törenlerinde de gelini sembolize eden zambak yine “kızınıza Allah’ın emaneti olarak en güzel bir ömür için müsadenizle buradayım” demenin en güzel şekliydi.

Kız görmeye giderken zambak kokusu götürürlerdi, böylece “kızınıza talibiz” mesajı verilirdi. Ev sahibi tarafından ikram edilen şerbetler karanfilli ise “buyurun gelin kızımızı isteyin” demekti. Şerbetler sade geliyorsa “sana verecek kızım yok” anlamına gelirdi.

Eğer fincanda tek gül motifi var ise “evlenmeye niyetim yok”, iki gül ya da lâle baş başa vermiş ise veya birbirine geçmiş ve kenetlenmiş gonca figürü var ise; “Evet, seninle evlenebiliriz. Sana gönlüm var.” anlamı taşırdı.

Pencerenin önünde sarı çiçek varsa “Bu evde hasta var ve evin önünde hatta bu sokaktan geçerken gürültü yapmayın.” mesajı verilirdi. Eğer pencerenin önünde kırmızı çiçek varsa “Bu evde gelinlik çağına gelmiş bekar kız var. Evin önünden geçerken konuşmalarınıza dikkat edin ve küfür etmeyin.” anlamına gelirdi.

Osmanlı’nın zarâfetinden, nezâketinden, nezâhetinden, letâfetinden bir katre bahsettiğim bu çiçeklerle örülü zarif dili şimdi bizlere ne kadar da uzak geliyor, ne kadar da tuhaf geliyor değil mi? 

Netice-i kelam; Osmanlı döneminde çiçeklerin dili, sadece estetik bir iletişim aracı değil, aynı zamanda derin bir kültürel ve manevi anlam taşıyan bir gelenekti. Bu zarif dil, insanların birbirlerine olan sevgi ve saygılarını ifade etmelerinin yanı sıra, toplum değerlerinin ve ahlaki prensiplerin de bir yansımasıydı. Günümüzde, bu kadim gelenekleri hatırlamak ve yaşatmak, kültürel mirasımıza sahip çıkmak ve manevi değerlerimizi korumak adına büyük bir önem taşımaktadır. Çiçeklerin sessiz ama güçlü mesajları, geçmişten günümüze uzanan bir köprü olarak, bizlere sevgi, saygı ve nezaketin evrensel dilini öğretmeye devam ediyor.