69 Yazı Ayten Yadigâr

Yazar Profili »

Rabah

Mayıs 2016, 473 248 Görüntülenme Eklenme Tarih: 13 Aralık 2019 18:17 Ayten Yadigâr

 

- Adın ne?

- Gadir.

- Rabah mı? Gadir mi?

- Rabah.

- Neden Gadir dedin?

- Annemin adı.

- Annen nerede?

- Cennette.

- Baban nerede?

- Cennette.

- Kardeşin nerede?

- Cennette.

 

Suriyeli bir kız çocuğu Rabah. Bir sene önce anne babası ve küçük kardeşini bir füze saldırısı sonucunda kaybetmiş.

Ailece evde oldukları bir sırada meydana gelen saldırıdan yaralı olarak kurtulmuş kendisi. Anne babasının başka bir odada olduğunu, küçük kardeşinin ise gözlerinin önünde eridiğini söylüyor yutkunarak.

Buğulu gözleri, beden dili, titreyen sesi ve kısık ses tonuyla verdiği kısa cevaplar ele veriyor küçücük yüreğinde çöreklenen kocaman acısını.

Sevdiklerinin şimdi Cennette olduğunu söylemekten başka ne teselli edebilir ki böyle bir travmaya maruz kalan Rabah ve benzeri çocukları.

Hani o savaş coğrafyasından dört bir yana savrulan çocukları…

Nitekim Rabah da ailesini ve evini kaybettikten sonra anneannesi ile Halep’te yaşamaya başlamış.

“Silah seslerinden korkuyor musun?” sorusuna “Hayır” diye cevap veriyor, “Artık alıştım” diye de ekliyor.

Narin bir kız çocuğu ve silah seslerine alışmak.

Bir arada zikredilmeleri bile rahatsız edici, düşündürücü.

Aynı gök kubbe altında yaşayan yaşıtlarına göre çok farklı bir hayat tecrübesinden geçmiş olarak geleceğe yürümeye çalışacak bundan sonra Rabah.

 

- Ne olmak istiyorsun?

- Öğretmen

- Neden?

- Annem gibi

- En çok kimi özledin?

- Annemi

 

Mayıs ayının ikinci Pazar günü anneler günü olarak kutlanıyor malum.

Annelere sevgilerin sunulması kılıfı altında daha haftalar öncesinden başlayan reklam bombardımanının da etkisiyle körüklenen hediye alışverişlerinin ekonomiye “can” kattığı bir modern tüketim toplumu kurgusu bu aslında.

Ekonomiye can veren bu suni süreçler yerine bir avuç muhteris gücün dünyalık çıkarları için ateşe verdiği coğrafyalarda kıyılan canlar olmalı gündemimizde. Büyük küçük demeden yanan canlar nedeniyle yanmalı canımız. Rabah gibileri gelmeli aklımıza ve farkındalık yön vermeli tercihlerimize, yapıp etmelerimize.

 

“Hayatta okuduğum en güzel kitap annemdi.”

Doğu’ya özellikle İslam coğrafyasına üstenci bir bakış açısıyla bakan zihniyetin hep şikâyet ettiği bir konudur kız çocuklarının okutulmaması.

Çünkü bu coğrafyanın insanları bir inceleme nesnesidir onlar için.

Onlar tarafından kurtarılması gereken edilgen varlıklar başka bir ifadeyle.

Kız çocukları okumalı.

Gelsin kampanyalar.

Haydi kızlar okula!

İyi güzel de…

Rabah’ı düşünün bir.

Kendisi gibi öğretmen olmak istediği annesinden koparılan Rabah’ı.

O hayata hazırlanırken okuyacağı en güzel kitabı hunharca elinden alınmış bir çocuk.

Siz bir çocuğun elinden en güzel kitabını alın sonra dünyanın kütüphanelerini önüne serin isterseniz.

Ne ifade eder ki? / Bu nice kurtuluştur?

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yeni Dönem Yeni Normal

Devamı »

Ayasofya Yeniden...

Ayasofya yeniden… Tarih ve mekân şuurunun yenilenmesi ve tazelenmesi bir anlamda… Bugünü anlamlandırmak ve geleceğe güvenle uzanmak açısından önemli...

Devamı »

Hatırlama ve Öğrenme İmkânı Olarak Pandemi Süreci

Korona virüs tehdidi nedeniyle maruz kaldığımız pandemi süreci yerel ve küresel çapta toplumsal hayatın işleyişini epey etkiledi. Makro planda olup bitenler, yeni şartlara uyum sağlama, hayatın idamesini mümkün kılmak için alınan tedbirler, yeni uygulamalar vs. Aylardır farklı bir insanlık tecrübesi yaşanmakta kısacası...

Devamı »

Hem “Uzaktan Eğitim” Hem “Yakından Eğitim”

Farklı bir hayat tecrübesinin içinden geçiyoruz bir süredir. Hem fertler hem kurumlar düzeyinde… Gözle görülmeyen bir virüs nedeniyle tüm dünyada hayatın akışı değişti malumunuz.

Devamı »