TR EN

Dil Seçin

Ara

Eylül 2026

post-title

Eylül 2026, 597

Merhaba değerli dostlarımız,

En büyük hakikatler dahi bilinmediği, tanınmadığı sürece, insanın dünyasında bir karşılık bulamıyor, adeta yok hükmünde kalıyor. Yani insan için, bir ‘şey’ bildiği ve tanıdığı ölçüde vardır desek abartmış olmayız.

Ayrıca insanın biyolojik ihtiyaçları olduğu gibi; sevilme, değer görme, aidiyet ve rol model arayışı gibi ruhsal ihtiyaçları da vardır. İnsan, farkında olsun ya da olmasın, içindeki bu boşluğu doldurmak için sürekli bir arayış içindedir.

Bu bir gerçek ki, bir kimse aç kaldığında ekmek bulamazsa, karnını doyurmak için ne bulursa onu yemek zorunda kalır. Gençlerimiz de adeta bu durumda. Ruhlarını besleyecek, karakterlerini inşa edecek hakiki “ekmeği” sunamadığımızda; onlar, kendi fıtratlarını zehirleyecek, sahte ve yapay içeriklerle karınlarını doyurmaya çalışıyorlar. Bugün “Gençlerimize neden ulaşamıyoruz?” diye hayıflanıyorsak, önce kendi ihmallerimizi görmemiz gerek. Rahmetli Selahattin Şimşek’i hatırlayalım; “Çocuklarımızın ayaklarına batacak dikenler: ya ektiklerimizdir, ya sökmediklerimiz…” diyor.

Unutmamalıyız ki; zihin, kalp ve karakter, daha çocuk yaşlarda şekilleniyor. Medeniyetimiz; hatıralar, keşifler ve başarılarla dolu bir hazine. Ancak biz bu hazineyi zamanında onlara anlatamadığımızda, çocuklarımızı sosyal medyayı kullanan karanlık eller şekillendiriyor. Ayet-i kerimede geçen “Her peygamberi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara (gerçekleri) açık açık anlatsın” hakikatinden, Allah’ın Nebisinin,  muhataplarının dünyasını, derdini ve idrakini anlamasını ve ona göre konuşmasını da anlıyoruz. Bizler ise, aynı çatı altında yaşadığımız evlatlarımızla aynı dili konuşamadığımızdan, farklı dünyaların insanları gibi birbirimize yabancılaştığımızdan yakınıyoruz.

Çözüm olarak neler yapabiliriz? Gençlerimizi bu dijital uçurumdan çekip çıkarmak, sadece yasaklarla veya kuru nasihatlerle değil, onlara daha kıymetli bir “amaç” sunarak mümkündür. Çözüm, gerçek hayatın zorlu ama ödüllendirici yoluna geri dönmektir. Sanatla, ilimle, sporla kendi potansiyelini keşfeden; sorumluluk bilinciyle yetişen bir genç için, sosyal medyanın sahte illüzyonları etkisini yitirecektir.

Ailelerin üzerine düşen de evlatlarını ekranların soğuk ışıklarından alıp, insanî bağların sıcaklığına, doğanın canlılığına ve kâinatın hikmetli güzelliğine taşımaktır. “Tükenmişlik”in bir tercih olduğunu, başka seçeneklerin de bulunduğunu göstermektir. Onlara fıtratlarına uygun, anlamlı alternatifler sunmaktır.

Hayat ekrandan ibaret değil; asıl hayat, ekranın dışında… Yaşamayı anlamlı ve heyecanlı kılan şey; Allah’ı tanımak, varoluş gayesini anlamak, kendini keşfetme çabası içinde olmak ve kabiliyetlerini iyilik için kullanmaktır. Aslında bunlara sadece gençlerimizin değil, her birimizin ihtiyacı var…

Eylül sayımızın elinize ulaşmasında emeği ve katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz.

Gayret, çalışmak, sefer bizim; zafer Allah’ındır.

 

— Editör

Dergideki Yazılar