Satır Arası / Eylül 2026
Bir gün genç bir üniversiteli yanıma gelip, ‘Efendim, kalbimde müthiş bir huzursuzluk…
Ara
Merhaba değerli dostlarımız,
En büyük hakikatler dahi bilinmediği, tanınmadığı sürece, insanın dünyasında bir karşılık bulamıyor, adeta yok hükmünde kalıyor. Yani insan için, bir ‘şey’ bildiği ve tanıdığı ölçüde vardır desek abartmış olmayız.
Ayrıca insanın biyolojik ihtiyaçları olduğu gibi; sevilme, değer görme, aidiyet ve rol model arayışı gibi ruhsal ihtiyaçları da vardır. İnsan, farkında olsun ya da olmasın, içindeki bu boşluğu doldurmak için sürekli bir arayış içindedir.
Bu bir gerçek ki, bir kimse aç kaldığında ekmek bulamazsa, karnını doyurmak için ne bulursa onu yemek zorunda kalır. Gençlerimiz de adeta bu durumda. Ruhlarını besleyecek, karakterlerini inşa edecek hakiki “ekmeği” sunamadığımızda; onlar, kendi fıtratlarını zehirleyecek, sahte ve yapay içeriklerle karınlarını doyurmaya çalışıyorlar. Bugün “Gençlerimize neden ulaşamıyoruz?” diye hayıflanıyorsak, önce kendi ihmallerimizi görmemiz gerek. Rahmetli Selahattin Şimşek’i hatırlayalım; “Çocuklarımızın ayaklarına batacak dikenler: ya ektiklerimizdir, ya sökmediklerimiz…” diyor.
Unutmamalıyız ki; zihin, kalp ve karakter, daha çocuk yaşlarda şekilleniyor. Medeniyetimiz; hatıralar, keşifler ve başarılarla dolu bir hazine. Ancak biz bu hazineyi zamanında onlara anlatamadığımızda, çocuklarımızı sosyal medyayı kullanan karanlık eller şekillendiriyor. Ayet-i kerimede geçen “Her peygamberi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara (gerçekleri) açık açık anlatsın” hakikatinden, Allah’ın Nebisinin, muhataplarının dünyasını, derdini ve idrakini anlamasını ve ona göre konuşmasını da anlıyoruz. Bizler ise, aynı çatı altında yaşadığımız evlatlarımızla aynı dili konuşamadığımızdan, farklı dünyaların insanları gibi birbirimize yabancılaştığımızdan yakınıyoruz.
Çözüm olarak neler yapabiliriz? Gençlerimizi bu dijital uçurumdan çekip çıkarmak, sadece yasaklarla veya kuru nasihatlerle değil, onlara daha kıymetli bir “amaç” sunarak mümkündür. Çözüm, gerçek hayatın zorlu ama ödüllendirici yoluna geri dönmektir. Sanatla, ilimle, sporla kendi potansiyelini keşfeden; sorumluluk bilinciyle yetişen bir genç için, sosyal medyanın sahte illüzyonları etkisini yitirecektir.
Ailelerin üzerine düşen de evlatlarını ekranların soğuk ışıklarından alıp, insanî bağların sıcaklığına, doğanın canlılığına ve kâinatın hikmetli güzelliğine taşımaktır. “Tükenmişlik”in bir tercih olduğunu, başka seçeneklerin de bulunduğunu göstermektir. Onlara fıtratlarına uygun, anlamlı alternatifler sunmaktır.
Hayat ekrandan ibaret değil; asıl hayat, ekranın dışında… Yaşamayı anlamlı ve heyecanlı kılan şey; Allah’ı tanımak, varoluş gayesini anlamak, kendini keşfetme çabası içinde olmak ve kabiliyetlerini iyilik için kullanmaktır. Aslında bunlara sadece gençlerimizin değil, her birimizin ihtiyacı var…
…
Eylül sayımızın elinize ulaşmasında emeği ve katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz.
…
Gayret, çalışmak, sefer bizim; zafer Allah’ındır.
— Editör
Bir gün genç bir üniversiteli yanıma gelip, ‘Efendim, kalbimde müthiş bir huzursuzluk…
Area postrema, beynin alt kısmında, beyin sapı adı verilen bölgede bulunan çok…
Neden yavaşlamayı salık veriyoruz? Çünkü yavaşlık, hızın temsil ettiği sorunların bir ilacı.…
Ölmüş insanların bekleme salonlarında yaptıkları ilk sohbetler genellikle öldükleri gün neler yaşadıkları…
İnsan gözünün önünde sürekli gördüğü ancak alışkanlık perdesi altında üzerinde derinlemesine durmadığı…
Gelişen teknolojinin getirdiği yeni davranış biçimleri, yeni hayat tarzlarını ortaya çıkardı. Bu…
Prof. Dr. Philip Zimbardo ve Nikita Coulombe’nin birlikte kaleme aldığı “Bitik Erkekler:…
Üç, İslami tefekkür ve inanışta bulunan hem ilim alanında hem de günlük…
Dünyada Güneş Enerjisinin Yükselişi Yaklaşık yarım asır önce yalnızca uzay araçlarında kullanılan…
“Başka bir gezegene, oradaki kayaların yapısını incelemek için araç gönderebilecek kapasiteye sahip…
Çene, alt çene kemiğinin dişlerin önüne çıkıntı yapmasıyla ortaya çıkan organımızdır ve…
Ben Bilal-i Habeşî. Hicretten kırk yıl önce (581), Habeş asıllı bir köle…
Hayat dalgalı bir deniz. Deniz gibi dalgalı içimiz. Bizi bu dalgalardan sen…
“Yazı yazarken, deniz ya da Tanrı’dan söz etmek istediğim zaman mesela... Kendi…
Önceki yazılarımızda [1-2], Risale-i Nur’da zamanın; varlıkların rastgele gelip geçtiği boş bir…
Terbiye edilmemiş nefis, kötülüklere tutkundur. Sınır nedir bilmez. Lügatinde ‘doymak’ kelimesine yer…
Dünyanın en mühim işini yaptığıma inanarak oturdum. Herhangi bir yere de değil,…
SORU Burhan Toprak aktarıyor: Aşık bağırır: “Yâ Rab! Hayatımdan başka bir şeyim…
Dünya genelinde İslamiyet’e geçenlerin sayısının her yıl binlerce kişiye ulaştığı tahmin ediliyor.…
İnsan hakları sorunu, Hz. Adem’in oğlu Kâbil’in kardeşi Hâbil’i öldürmesiyle başlayıp günümüze…
Yüksek dağların karla kaplı zirvelerinin bir sakini olan kar tavuğu, Allah’ın canlılara…
Yastığın altında telefonla uyuyup sabah kalktığında kendini sosyal medyanın o sahte huzur…
İki hece, beş harf: Neden? Dünyaya gözlerini yeni açmış bir çocuğun akıl…
Bir öğrencinin hedefi varsa sabah erkenden kalkar. Ders çalışırken yorulsa da devam…
Cevap: İsimlerini verdiğiniz şeyler, Yunan mitolojisinde ismi geçen Yunanlıların tanrılarıdır. Poseidon, Yunan…
Dost meclisinde derin sohbetler ederken “Dünya bir askeri misafirhanedir” ibaresi geçmişti. Rasim…
Hazineyi hiç bilinen yere koyarlar mı? Sen lütfun içinde kahrın, kahrın içinde…