Aralık 2020

Aralık 2020, 528

 

Merhaba değerli dostlarımız,

Hayat zaman nehrinde akarken, güzel-çirkin, iyi-kötü, hayır-şer… beraber yuvarlanıyor. Geceleri sevmesek de taze sabahlara gecelerden geçip çıkıyoruz.

Her daim dualarımız “tüm şerlerden, kötülüklerden uzak, her türlü hayırlara yakın olmak” için. Fakat her şey yerinde güzel, yerinde anlamlı. Erken öten horoz da, zamansız açan çiçek de görmek istemiyoruz. Hayatın bir akışı, bir ahengi var. Bunu görmemiz ve anlamamız gerek.

Geceyi, depremi, ölümü, hastalığı, ayrılığı sevmesek de bunların olmadığı bir dünya hayalden başka bir şey değil.

Evet bunlara engel olamayız fakat tedbir alabiliriz. Hatalarımızdan dersler çıkarabiliriz. 

Deprem dışımız kadar içimizde de bir şeyleri değiştirmeli. En başta da düşüncelerimizi ve işlerimizi.

Dua ediyoruz ancak eksik bırakıyoruz. Dünyaya bakan işlerde sadece dilde dua yetmez; fiilî dua lazım, çalışarak gerekli tedbirleri alarak dua yapmak lazım. Hz. Ali’nin devesini duayla iyileştiremediğini söyleyen birisine, “Duana katran kat” diyerek ilaç da kullanması gerektiğini bir espriyle söylemesini hatırlayalım.

Biz iki yerde hata ediyoruz: ya çalışmadan sadece dua ediyoruz, olmuyor; ya da çalıştığımız zaman gücümüze, elimizdekine güveniyoruz, yine olmuyor. Doğru olanı, elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra sonucu yaratacak olan Allah’a güvenmek, sonucu Ondan bilmek. O zaman tevekkül etmiş oluyoruz. Burada duanın yeri, çalıştıktan sonra. Ne demişler: tedbirsiz tevekkül tembelliktir. İlave edelim; tedbirsiz dua eksiktir.

Depremler, salgınlar, yanlışları da yıkmalı. Yoksa bu acıların sonu gelmeyecek.

Değiştirmeli bizi yaşadıklarımız, içimizden dışa doğru.

Önce aramızdaki fay hatlarını tamir etmeliyiz.

İyilikleri, güzellikleri, işimizde çalışkan ve dürüst olmayı, haksızlık yapmamayı ve haksızlığa uğramamayı, sağlam zeminlere oturtmalıyız.

Bizi bir arada tutan muhabbet kolonlarını onarmalı; kestiğimiz kolonları yerine koymalıyız. Artık hatalarımızın altında kalmamalıyız.

İzmir depremi bir yandan ne kadar güvensiz bir zeminde olduğumuzu gösterirken, diğer yandan da güvenecek bir merciye ihtiyacımızı bu vesileyle de gösterdi.

İnsan bir sebeple dünyaya geliyor, bir sebeple de gidiyor. Ahireti bilmek ise giden yakınlarımızın ardından en büyük tesellimiz. Rabbimiz tüm geçmişlerimize rahmet eylesin. Hepimizi cennetinde buluştursun. Amin.

Aralık sayımızın hazırlanmasında katkıda bulunarak ve abone olarak destek olan herbir gönül dostumuza teşekkür ediyoruz.

Gayret, çalışmak, sefer bizim; zafer Allah’ındır…

Selam ve muhabbetlerimizle.

 

— Suat Ünsal

 

 

Deprem Korkusunu Nasıl Yeneriz?

Deprem Korkusunu Nasıl Yeneriz?

1999 İzmit depreminden sonra, üstüne bir de İstanbul depremi ihtimali ve en son İzmir depremiyle, deprem korkusu gündemimize kalıcı biçimde yerleşti. Öteden beri yaygın olan karanlık, yükseklik, hırsızlık, hastalık gibi korkuların yanına bir de deprem korkusu eklendi. Kimi evlerini terk etti, kimi uykularını. Kimi şehrini değiştirdi, kimi yaşam şeklini. Birçok yerde “Deprem korkusunu nasıl yeneriz?” konulu sohbetler yapıldı, konferanslar düzenlendi. Bu toplantılardan birine de beni çağırdı İzmit

Devamı »

En Sevilen İnsan

En Sevilen İnsan

Ne mutlu bizlere ki; O bize sevgiyi, sevmeyi ve sevildiğimizi öğretti… Onu tanımakla canımız can, hayatımız anlam buldu… Evet, canımızdan çok seviyoruz Seni… Yerler ve gökler durdukça sana salât ve selam olsun yâ Resulallah!

Devamı »

Bir Cam, Bir Can, Bir Cihan

Bir Cam, Bir Can, Bir Cihan

Camsız duvarlara zindan derler. Cam, duvarları ev yapar. Evin içi ve dışı, iki dünyanın kesiştiği yerdir cam. Gündüz, evin güneşi; gece ay’ı, yıldızı olur cam…

Devamı »



ÖNCEKİ SAYILAR

Kasım 2020

Kasım 2020

Devamı »
Ekim 2020

Ekim 2020

Devamı »
Eylül 2020

Eylül 2020

Devamı »
Ağustos 2020

Ağustos 2020

Devamı »