TR EN

Dil Seçin

Ara

Nisan 2024

post-title

Nisan 2024, 568

Merhaba değerli dostlarımız,

İnsan bu dünyaya geldiği gibi gitmiyor. Bir okulu da başladığı gibi bitirmiyor. Aynı şekilde bir kitaba da girdiği gibi çıkmıyor…

Belki bunu her saat, her gün, her yıl için söylemek de yanlış olmaz.

Ne güzel bir özellik, ne güzel bir nimettir bu. Yerinde saymaya mahkum olmaktan kurtarmış Rabbimiz. Çekirdek yaratılıp öyle kalmak, fidan olamamak, bir meyve verememek… Böyle bir hayatın taştan ne farkı olurdu?..

Öten yandan insan, hayvanlar gibi de değil. Hayvanlar belli görevler için yaratılıyor ve o işleri yapıp, dünyadan gidiyorlar. Mesela süt veren koyun, bunu geliştirmeyi, farklı ürünlere çevirmeyi düşünmüyor. Bütün hayvanlar böyle. Fıtrat programlarında ne varsa kendilerine verilen donanımlarla bunu uyguluyorlar. Sadece fiilî bir itaatleri, kullukları var…

İnsanın farkı ise, Risale-i Nur’da şu güzel cümlelerle şöyle anlatılıyor: “İnsanın vazife-i fıtriyesi; taallümle tekemmüldür (öğrenerek olgunlaşmaktır), dua ile ubudiyettir. Yani “Kimin merhametiyle böyle hakîmane idare olunuyorum? Kimin keremiyle böyle müşfikane (şefkatle) terbiye olunuyorum? Nasıl birisinin lütuflarıyla böyle nâzeninane besleniyorum ve idare ediliyorum?” bilmektir. Ve binden ancak birisine eli yetişemediği hâcatına (ihtiyaçlarına) dair Kadıyü’l-Hâcat’a lisan-ı acz ve fakr ile yalvarmaktır ve istemek ve dua etmektir. Yani aczin ve fakrın cenahlarıyla makam-ı a’lâ-yı ubudiyete uçmaktır. Demek insan, bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek (gelişmek, kemale ermek) için gelmiştir…” (Sözler)

İnsanın dünyaya gönderiliş hikmetiyle ilgili bir soruya da özetle, insana verilen maddî ve manevî yeteneklerin ortaya çıkabilmesi içindir, şeklinde bir cevap veriliyor risalelerde.

Tohum filizlenebilmek için toprağa ihtiyaç duyar. Toprak onu görünürde hırpalar, bozar, çürütür fakat hakikatte, içinde saklı olan değerin, güzelliğin çıkması için de bu süreç gereklidir. 

İnsana da dünya gibi bir toprak lazımdır. 

Nice tohumların sakladığı güzellikler, toprakta ortaya çıkıp bilinir olduğu gibi, nice insanların maddi ve manevi değerleri, güzellikleri de dünya şartlarında açığa çıkar ve gelişir. Allah Hakîm’dir, abes iş yapmaz.

Bir cümle okumuştum, “Kulun yolu zorluklara çıkar; Allah kulunu zorluklardan çıkarır. Ateş, İbrahim’e bahçe olur. Kuyu, Yusuf’a saray olur. Hastalık, Eyyub’a şifa olur. Balık, Yunus’a binek olur.”

Evet dünya kötülükler için değil, cennete fidan yetiştirmek için var. Şu hayat toprağımızdan bir bitki gibi, bizi çürütüp tüketecek şeyleri değil, bizi geliştirecek maddeleri seçip alalım, hayatımızdan faydasız şeyleri uzaklaştıralım ve bir cennet fidanı da biz olalım inşaallah.

Bu sayımızın hazırlığında emeği ve katkısı olanlara, abone olarak destek olan okuyucularımıza teşekkür ediyor, Ramazan Bayramınızı tebrik ediyoruz.

Gayret, çalışmak, sefer bizim; zafer Allah’ındır…

 

— Editör

Dergideki Yazılar