Ekim 2020

Ekim 2020, 526

 

Merhaba değerli dostlarımız, sonbaharın güzelliklerine ekim sayımızı da ekleyerek selamlıyoruz sizleri...

Yapraklar altın sarısı giyindi diye “som bahar” demiş şair. Ne güzel demiş. 

Misafiriz, hoşnutuz bizi envai çeşit nimetleriyle ağırlayan Rabbimizden. Şikâyetimiz nefsimizden, naksımızdan; gördüğümüz kusurlar, ayrıntılara takıldığımız ve bütünün güzelliklerle sarılı olduğunu göremediğimiz için…

Dünya dalgalı bir deniz gibi… Bizi sahili selamete taşıyacak dalgalarının üstüne çıkmamız, kulaç atıp geçmemiz gerekirken, onları kucaklayıp altında kalıyoruz, onları kendimize düşman yapıyoruz.

Evet dünya denizini yüzüp geçmek için üstünde kalmak gerek. İçine alırsan batar, üstünde kalırsan yüzersin. 

Biliyoruz ki, burası bir âlem, gelindiği gibi gidilecek bir yer; zorluklarına sabır, nimetlerine şükür, sorumluluklarına karşı gayret göstermemiz gereken bir yer. Bir sahibi var; burada başıboş değiliz, hiçbir şey başıboş değil. Burada ne yaptığımız önemli; çünkü bir yandan sınanıyoruz; bir yandan da ağırlanıyoruz, bir diğer ebedi misafirhane için…

Bunları, Kitabımızdan, Kur’an’dan öğreniyoruz.

Kitabı açtığımız kadar bahtımız açılıyor, hayatımız nurlanıyor; etrafımızı, yolumuzu görüyoruz.

Eninde sonunda anlayacağımız gerçek şu ki, Kur’an, hayatımızı değiştirecek kitap; bizi dünya dalgalarının üstüne çıkaracak, üzerinden baktıracak kitap; her şeyin hakikatini öğreneceğimiz, sorularımızın, endişelerimizin ve ümitlerimizin cevaplarını bulacağımız kitap; içimizle örtüşen, bizim için bize hitap eden Rabbimizin kelâmı; Âlemler Rabbinin, her şeyin yaratıcısı olarak ezelî sözü…

Kur’an’ı açtıkça bahtımız açılacak. Derdimize derman, gecemize ışık Kur’an’da. 

Tehlikelerle dolu, tanımadığımız bu yolda hem kılavuza hem dayanma gücüne ihtiyacımız var. Kur’an, bizi ebedi cennete davet eden, ilmi her şeyi kuşatan Allah’ın (cc) bizim için inzal ettiği kılavuz…

Ekim sayımızda da Kur'an'ımıza nazarları çevirelim istedik. Çünkü ihtiyacımız olan her şey onda…

Evet Kur'an'dan alacağımız bilgi, ilham, güç ve yaşama şevki bakışımızı yükseltecek ve basit dünyevi dalgaların bizi boğmasından kurtulacağız. Bir şartla ki onu anlayarak ve benimseyerek okuyalım.

Şükür ki yalnız değiliz, Rabbimiz var, Rehberimiz var, Kur'an'ımız var. Sönük fikrimize bedel, Kur'an güneşimiz var. Fani dünyamıza bedel ebedi hayatımız var. Tüm korkularımıza ve ümitlerimize bedel, Rabbimizin rahmeti, affı ve keremi var. Ne mutlu bizlere...

...

Ekim sayımızın hazırlanmasında, abone olarak destek olan okuyucularımızdan, yazarlarımıza ve baskısına kadar Zafer ailemizin pek çok yüce gönüllü ferdinin emeği ve katkısı var. Allah (cc), bu emeklerden ve niyetlerden razı olsun. Dünyada ve ahirette karşılığını bol bol versin... Amin.

Gayret, çalışmak, sefer bizim; zafer Allah’ın...

Selam ve dua ile…

 

— Suat Ünsal

 

 

Bakterilerin Ölüm Çığlıkları / Mikropların Demokratik ve Fedakâr Toplum Yapıları

Bakterilerin Ölüm Çığlıkları / Mikropların Demokratik ve Fedakâr Toplum Yapıları

Bakterileri tek hücreli ve küçük diye önemsiz, hissiz zannetmemeli! Onlar olmasa şu an bildiğimiz şekliyle hayat olamazdı. Maddesi bu derece ince, dünyaya katkısı ve etkisi ise bu derece fazla olan gözle görülmez bu canlılar bilimin yeni bulguları ile her geçen gün bizi daha da şaşırtıyorlar.

Devamı »

Uyku ve Beden Sağlığımız

Uyku ve Beden Sağlığımız

Uykuyu sadece dinlenip fiziksel yorgunluğumuzu atacağımız bir zaman dilimi olarak görmek eksik olur. Yaklaşık olarak gece 23:00 ile sabah 08:00 arası, uyku için en verimli saatlerdir. Sabah 06.00’dan itibaren kortizon ve adrenalin salgısı arttığından, bu saatten sonra uyku yoğunluğu ve verimli bir uyku gerçekleşmez...

Devamı »

Derdim, Tasam, Şu Son Demde Ne Yapsam?

Derdim, Tasam, Şu Son Demde Ne Yapsam?

Belki bir yaz akşamında, belki de serin bir sabahta… Tam da yaşamanın altın çağında… Güzelliklerin tadı damağında… Belki de bir eylül akşamında ya da bir sonbahar sabahında… Ecel denen misafirim. Biliyorum geleceksin… Gözünün değdiği yerde çiçekler açacak. Bir el uzanacak bana doğru. Bir sahilden diğerine geçeceğim. Kocaman bir bahçedeki bir gül gibi… Açıldıkça açıldım, son noktasındayım. Akşam ezanlarının arasından bir veda çekiyorum: “Uğurlar olsun…” diyorum güne, ömre, hayata…

Devamı »

Hocalık mı, Doktorluk mu?

Hocalık mı, Doktorluk mu?

Çok sorulan ama az cevaplanan bir soru vardır, tanıdıklarım da bana sık sık sorarlar: “Bazı akıl hastaları gaipten sesler işitiyorlar ve hayaller görüyorlar. Bu hastaları doktora götürdüğümüzde psikoz denilen bir hastalığının olduğu ve bunun ilaçla düzelebileceği söyleniyor. Ama biz ‘hocalık’ bir durumdan şüpheleniyoruz ve hastayı bir de hocaya götürüyoruz. Hoca da “Buna bir cin musallat olmuş, ben yardım ederim, doktor gerekmez.” diyor. Hoca doktoru, doktor hocayı kabul etmiyor. Biz de arada ka

Devamı »



ÖNCEKİ SAYILAR

Eylül 2020

Eylül 2020

Devamı »
Ağustos 2020

Ağustos 2020

Devamı »
Temmuz 2020

Temmuz 2020

Devamı »
Haziran 2020

Haziran 2020

Devamı »