ARAMA SAYFASI

Mart 2021

post-title

Mart 2021, 531

Abone Olun

Merhaba değerli dostlarımız,

Mart sayımızı da sizlere ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ve ayrıca olumlu mesajlarınız için teşekkür ediyor, her zaman dualarınızı bekliyoruz.

Salgın ve aşı, iklim konusu, değişen dünya ve insanlar, keşfedilen teknolojiler, hayatımıza girecek yenilikler.. ve bunlarla birlikte pek çok sorular, endişeler, ümitler… 

Hem dünya hem de hayatımız dalgalı bir deniz gibi. Yunus Peygamberin halini hatırlatıyor. O, fırtınalı bir gecede dağlar gibi dalgalı bir denize atılmış, karşısında ona gözünü dikmiş bir balık, ve gecenin karanlığı…

Kur’an’ın anlattığı bu olayın her birimizin hayat aynasında bir aksi var. Yunus aleyhisselamın gece, deniz ve balık karşısındaki durumu, bize yabancı ve uzak değil yani. Bizim de dalgalı bir deniz gibi dünyamız, belirsizlikleriyle karanlık bir geleceğimiz ve ebedi hayatımızı mahvedebilecek bir nefsimiz var.

Yunus aleyhisselam, bütün insanlar toplansa, bütün sebepler bir araya gelse kendisini kurtarmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğini ve kendisine necat verebilecek olanın ancak ve ancak, denize, geceye ve balığa hükmeden bir Zât olduğunu gördüğü için o meşhur duasıyla, Allah’tan yardım istedi: “Lâ ilahe illâ ente, subhaneke, inni küntü minezzâlimîn.” (Sen her şeyin sahibisin, beni ancak Sen kurtarabilirsin; Seni tesbih ediyorum, bunun suçlusu benim; ben kendi hatam sebebiyle bu duruma düşerek kendime zulmettim.) Bu duası sonrası, Allah da onu korkutan her şeyi ona dost vaziyetine soktu ve sahil-i selamete çıkardı. 

Gelin bir kıyaslama yapalım. Bizler de olaylarıyla, gündemleriyle, gelişmeleriyle çalkalanan deniz gibi bir dünyadayız. Her biri farklı bir dalga gibi bizi saran olaylar ve gelişmelerle kimisi şükre, kimisi şirke atılıyor… Başa gelen türlü şeyler karşısında kimisi Allah Elçisinin izinden gidip “Rabbim, bu benim hatam, benim ihmalim yüzünden başıma geldi, Seni tesbih ediyorum” derken; bir başkası da şeytanın izinden gidip başına gelenlerden dolayı Rabbini suçluyor.

Ya dehşetli balık gibi nefs-i emmare! Yunus Peygamberin karşısındaki balık onun dünya hayatını mahvedecekken, insanın nefsi, heveslendiği kötülüklerle onun ebedi hayatını tehlikeye atıyor.

Ve gözümüze perde çekip her şeyi ve istikbalimizi zifiri karanlık bir geceye çeviren gaflet... 

Sonuçta herkes Yunus Peygamberin ya ilk hali ya da sonraki halini seçiyor hayatında. İlk halinin dehşeti ve dua sonrasının huzuru ve felahı… 

Evet tercih bizde. Ya kendi başımızın çaresine bakacak ya da Allah’a yönelerek çare bulacağız.

Çare Allah’ta (cc). Felaketlerden saadetler çıkarmaya, düştüğümüz kuyulardan kurtarmaya, atıldığımız ateşlerde yakmamaya, düşmanların tuzaklarını bozmaya, hastalandığımızda şifa vermeye O kâdir... Her şeyin dizgini onun elinde, her şeyin anahtarı onun yanında…

Fakat Allah’a sığınmak derken, Onun dünyasında, Onun verdiği hayatta, Onun kurallarına uygun hareket etmeyi anlamak gerek. Dünya hastalığında dua, tedavi ile olur; dünya işlerinde dua, çalışmakla olur. Böylece sözlü ve fiilî dualarımızla Allah’ın Elçilerinin izinden gitmiş oluruz. Rabbimiz cümlemizi sonunda sahil-i selamete erenlerden eylesin. 

Manevi bahar mevsimi üç aylarınızı tebrik ediyoruz. Bu bereketli ayların her türlü hayırlarından bol bol istifade edelim inşaallah. 

Mart sayımızda katkısı ve emeği olan herkese teşekkür ve dua ediyoruz, Allah razı olsun.

Gayret, çalışmak, sefer bizim: zafer Allah’ın…

 

— Suat Ünsal

Dergideki Yazılar