TR EN

Dil Seçin

Ara

Haziran 2026

post-title

Haziran 2026, 594

Merhaba değerli dostlarımız,

Bu sayımızı hazırlarken Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni müfredat düzenlemesiyle ilgili haberler ve internet kullanımına yaş düzenlemesi getirilmesi gibi önemli adımlar atıldığını gördük. Bu adımlar, beka meselesi olarak görülmeli ve yıllar önce atılmalıydı; ama olsun zararın neresinden dönersen kârdır diyelim…

Bu gelişmeler kapsamında tarih ve coğrafya anlatımlarındaki bazı kavramlar güncellendi. Müfredatta; “Bizans” yerine “Doğu Roma”, “Orta Asya” yerine “Türkistan”, “Haçlı Seferleri” yerine “Haçlı Saldırıları” ve “Tehcir Kanunu” yerine “Sevk ve İskan Kanunu” ifadeleri kullanılacak. Ayrıca “Ermeni Meselesi” ve “Pontus Meselesi” başlıkları “asılsız iddialar” vurgusuyla yeniden düzenlendi. Bu değişikliklerle, Türkiye aleyhinde şekillenen tarihsel ve jeopolitik kavramlara karşı öğrencilerin milli bilincinin yükseltilmesi hedefleniyor. Tebrik ediyoruz.

Aynı şekilde Kutu’l-Amare gibi pek çok tarihi zaferimizin de müfredata eklenerek, gençlerimizin tarihiyle gurur duyan bireyler olarak yetişmesini istiyoruz.

Kavramlar üzerinden süren bu savaş çok önemli. Bu konular belki basit görüldüğü için senelerdir önemsenmedi ve Batı’ya hayran nesiller bu zeminde ortaya çıktı. Cemil Meriç’in tespiti çok doğru: “Tarih kitaplarımız Haçlıların en büyük zaferidir.” İşte o zaferlerini kelimeleri ve bakış açımızı değiştirerek kazandılar. Şimdi bu kavramların değiştirilmesi, savaş cephesinde kaybedilen mevzileri geri almak kadar hayatidir.

Neden mi? Çünkü konuya buradan, bizim içimizden bakan “Haçlı saldırıları” diyerek yapılanı düşman saldırısı olarak görecek; batıdan bize bakan ise “Haçlı seferleri” diyerek onları meşrulaştıracaktır. Tıpkı katil İsrail’in Gazze’deki katliam ve soykırımını “savunma” diyerek meşrulaştırmaya çalışması veya bazı medya kuruluşlarının faili gizleyerek “Gazze’de saldırıda insanlar öldü” diye vermesi gibi.

Kelimelerin etkisini basit görmek ve önemsememek, önemli bedeller ödememize sebep oldu. Ve tarihine, milletine, devletine ve değerlerine yabancı nesiller, vatan bahçemizde ayrık otları gibi boy gösterdi. Ümit ediyoruz ki, artık faydalı şeyler vakit kaybetmeden yapılsın ve bu vatanın evlatları kendi vatanlarında garip ve parya gibi olmaktan kurtulsun.

Bu noktada, Hz. Adem’e isimlerin öğretilmesi mucizesini de iyi düşünmeliyiz. İnsanı diğer varlıklardan özgün ve farklı yapan, isimleri bilmesi/‘şey’lere isim verebilmesi, yani yeni bir bakış açısı geliştirmesi ve medeniyet dili kurabilmesi değil midir? İnsanlar sizin verdiğiniz isimlerle konuştuğunda, sonuç olarak sizin gibi düşünürler ve yaşarlar. Batılı gibi olmamız da onların kelimeleriyle başladı. Kelimeleri basit görür ve önemsemezsek, önemli bedeller ödemeye devam ederiz.

...

Haziran sayımızın sizlere ulaşmasında emeği olan herkese teşekkür ediyoruz.

Gayret, çalışmak, sefer bizim; zafer Allah’ındır.

 

— Editör

Dergideki Yazılar