El-Gazâlî’nin Öğütleri: “Amelsiz İlim Deliliktir”
Nasihatnâmelerden Sayfalar
Ara
Nasihatnâmelerden Sayfalar
Hüccetülislâm, Zeynüddin gibi lakaplarla anılan Gazâlî 1058 yılında İran’ın Horasan bölgesinde dünyaya geldi. Künyesi Ebû Hâmid’dir. “Hâmid’in Babası” anlamına gelen künyesi onun Hâmid adında bir oğlunun olduğunu akla getirmekle birlikte Hâmid adında bir oğlunun olup olmadığı bilinmemektedir. Gazâlî, felsefeden tasavvufa, fıkıhtan mantığa birçok alanda eser telif etmiştir. İhyâ-u Ulumi’d-din, Kimya-i Saadet, el-Mustasfâ, el-Münkız mine’d-Dalal gibi önemli eserleriyle tanıdığımız Gazâlî Eyyühe’l-Veled ve Nasihatü’l Müluk adıyla nasihatname türünden iki eser telif etmiştir.
Eyyühe’l-Veled (Ey Oğul) nasihatnâme türünün en tanınmış eserlerinden biridir. Eser nesiller boyunca çeşitli şehirlerde özenle tab edilmiş, ders olarak okutulmuştur. Günümüzde İngilizce, Fransızca ve Türkçe gibi birçok dile tercüme edilmiştir. Eser; Gazâlî’nin öğrencilerinden birine yönelik düstur ve yöntem niteliğinde çeşitli öğüt, tavsiye ve açıklamalarından oluşmaktadır. Eser, “Ey sevgili, aziz ve ihlaslı oğul, Allah kendi kulluğunda ömrünü daim eylesin! Seni sevdiklerinin yoluna sevk etsin! Kuşkusuz nasihatlerin kaynağı Risâletin kaynağında yazılıdır. Eğer ondan sana bir nasihat ulaşırsa benim nasihatlerime ihtiyaç kalmaz!” şeklinde dua ve ince bir tembihle başlamaktadır. Bu yazıda Gazâlî’nin “ey oğul” diye hitap ettiği bir öğrencisinin mektubuna karşılık yazdığı öğütlerine yer vereceğiz:
Ey Oğul,
Hz. Peygamber’in ümmetine nasihat ettiği şeylerin tamamı onun şu hadisinde bir araya gelmiştir: “Allah’ın bir kulundan yüz çevirmesinin alameti o kulun kendisini ilgilendirmeyen işlerle meşgul olmasıdır. Kişinin ömrünün bir anını, kendisi için yaratılmadığı bir şeyde harcanması o anın kaybı için Kıyamet gününe kadar ah çekmesi, hasret duyması yerindedir. Her kim kırk yaşını aştıktan sonra hayrı şerrine üstün gelmezse o kişi Cehennem için hazır olmuş olur.”
Ey Oğul,
Öğüt vermek kolaydır. Güç olan ise onun kabul edilmesidir. Çünkü arzularına tabi olanların damağında onun tadı acıdır. Özellikle dünyevi ilimleri talep edenlerin, nefsinin üstünlükleriyle ve dünyevi makamlarla meşgul olanların kalpleri masiyeti (kötülükleri) sever. İlmin tek başına bir aracı olduğu; kişi için kurtuluş ve çare olduğu, kişinin amelden sorumlu olmadığı sanılır. Oysa bu bir takım filozofların temelsiz düşüncesidir. Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Kıyâmet günü azabı en şiddetli olan kişi, ilmiyle faydalı olmayan alimdir.”
Cüneyd el-Bağdâdî vefat ettikten sonra biri onu rüyasında gördü ve o “Ne haber ey Eba’l-Kâsım?” diye sordu. O da şöyle cevap verdi: İbareler helak oldu, işaretler yok oldu. Gecenin ortasında kıldığımız rekatlardan başka bize fayda veren olmadı.”
Ey Oğul,
Amelde iflas edenlerden, tavır ve tutumda boş vermişlerden olma. Amelsiz ilmin misaliyle hareket edilemeyeceğini kavra. Diğer silahlarla birlikte bir adamın üstünde saf Hind yününden on tane cübbe olsa ve bu adam savaşçı ve cesaretli biri olsa, ona heybetli bir aslan saldırsa o adam silahları kullanmasa ve aslana vurmasa kendini savunacağını zan edebilir misin? Kendisini ancak hareket etmek ve vurmakla savunacağı aşikârdır. Tıpkı bunun gibi bir adam yüz bin ilmî mesele okuyup, başkalarına öğretse ama kendisi onlarla amel etmese o konularla amel etmedikçe onların faydasını görmez.
Ey Oğul,
Kaç geceyi ilim tekrarıyla, kitapları mütalaa etmekle ihya ettin? Kaç gece uykuyu kendine haram ettin? Bunları yapmadaki gerekçeyi bilmiyorum. Eğer onları dünya nimetlerini elde etmek, onun arzularına kavuşmak, makam-mansıplarını tahsil etmek, akranlara ve emsallerine karşı övünmek niyetiyle yaptıysan yazıklar olsun sana, yazıklar olsun sana! Bunları yapmaktaki maksadın Hz. Peygamber’in şeriatını ihya etme, ahlakını güzelleştirmek, nefsini kötülüklerden alıkoymak ise ne mutlu sana, ne mutlu sana! Şöyle diyen ne güzel söylemiş:
Senin rızan için sabahlamayan gözler bâtıldır
Muhabbetin için akmayan yaşlar ise ziyandır.
Ey Oğul,
Nasıl yaşarsan yaşa şüphesiz bir gün öleceksin! Dilediğince sev şüphesiz bir gün ayrılacaksın!
Ey Oğul,
Amelsiz ilim deliliktir. İlimsiz amel ise olmaz. Bil ki bugün seni günahlardan korumayan, kulluğa sevk etmeyen ilim yarın seni cehennem azabından kurtarmaz. Bugün amel etmezsen geçmiş günleri tam idrak etmemiş olursun ve yarın şöyle dersin: İşte kıyamet günü. Kendimize dönelim ve salih amel işleyelim. Biri şöyle diyebilir: Ey ahmak buradan gidicisin!
Ey Oğul,
Kuvveti ruhunda, yenilgiyi nefsinde, ölümü bedeninde kıl. Çünkü senin yurdun kabirdir. Ve kabirdekiler ne zaman onlara kavuşacaksın diye her an yolunu gözlemektedirler. Onlara azıksız olarak kavuşmaktan sakın! Hz. Ebû Bekir şöyle demiştir: “Bu (bedenin), ya kuş kafesi ya da hayvan ahırı misalidir.” Kendi kendine düşün sen onlardan hangisisin? Eğer yüce kuşlardan olursan orkestranın tınılarını duyarsın. Umarım cennet bahçelerinde yüce mertebelere mutlulukla uçarsın.
Hz. Peygamber (sav), Sa’d b. Muâz vefat edince şöyle demiştir: “Allah’ın arşı onun ölümü nedeniyle titredi.”
“Onlar hayvan gibi hatta daha aşağıdırlar” ayetinden dolayı hayvan gibi olmaktan Allah’a sığın. Bir evin köşesinden cehennemin çukurlarından bir çukura doğru yolculuk yapmayacağından emin olamazsın. Rivayet edilir ki bir gün Hasan el-Basrî’ye soğuk su ikram edildi. Kâseyi eline aldığında kendinden geçip bayıldı. Elindeki kâse yere düştü. Ayıldığında kendisine, “sana ne oluyor neden bayıldın Ey Ebâ Saîd!” diye soruldu. O da şöyle cevap verdi: “Cehennemdekilerin cennette olanlara, ‘Üzerimize birazcık su dökün’ dediklerinde, onların içinden geçen arzuları hatırladım.”
Ey Oğul,
Bu kitapta sana gerekli olan meseleleri açıkladım. Onlarla amel etmen gerekir. İçten yaptığın dualarda beni anmayı unutma. Benden yapmamı istediğin duaları içten yapılmış dualarda yapmanı istiyorum. Bu duaları bazı vakitlerde özellikle namazlardan sonra oku: “Allah’ım senden nimetin tamamlanmış olanını, günahtan korunmuşluğun devamını, rahmetin genişliğini, afiyetin meydana gelmesini, yaşamın en rahatını, ömrün en mutlu halini, ihsanın en tamamlanmış olanını, nimetlerin en kapsamlı olanını, faziletin en tatlı olanını, lütfun en faydalı olanını istiyorum.”
Tarih boyunca birçok âlim, düşünür ve filozof evlatlarına öğüt vermek için nasihatname…
1081 yılında Almeria’da vefat eden, Endülüs’ün önemli âlimlerinden Ebü’l-Velîd el-Bâcî, en-Nasîhat’ül-Velediyye adlı…
15 Haziran 1355 tarihinde vefat eden, Memlükler döneminin meşhur âlimlerinden Takıyyüddin es-Sübkî…
Son dönem alimlerinden Muhammed Şâkir el-İskenderî, Vasâya’l-Âbâi li’l-Ebnâi isimli nasihatname türünden bir…
Bir gün ilim ve hikmet kutbu Hz. Ali, atına binmek üzere bir…
San Fransisco’da gündüz güneşi, insanı hiç hissettirmeden yakıyor yakmasına ama gece, yerini…