TR EN

Dil Seçin

Ara

El-Bâcî’nin Öğütleri: Umudunuzu Rabbinize Bağlayın

El-Bâcî’nin Öğütleri: Umudunuzu Rabbinize Bağlayın

Nasihatnamelerden Sayfalar

1081 yılında Almeria’da vefat eden, Endülüs’ün önemli âlimlerinden Ebü’l-Velîd el-Bâcî, en-Nasîhat’ül-Velediyye adlı edebî bir eser kaleme almıştır. İki çocuğuna yaptığı nasihatleri barındıran eser, güzide bir nasihatname örneğidir. Eserdeki öğütler sadece çocuklara değil, toplumun her ferdine hitap etmektedir. 

El-Bâcî en-Nasîhat’ül-Velediyye’yi yazma gerekçesini giriş kısmında şöylece açıklıyor: “Farzların sizin üzerinize geçerli olacağı yaşa geldiğinizde, size mükellefiyetlik vazifesi yüklendiğinde, sizin artık nasihati kavrama çağına gelen, hidayeti anlayabilen kişiler olduğunuzu, talim ve ilim için gereken yaşa vardığınızı anladım. Bununla birlikte, sizi doğrudan eğitememek ve size doğru yolu gösterememek, size hidayeti belletememek ve sizi denetleyememek,—öleceğimden korkarak—size vasiyetimi söylemek, nasihatimi iletmek gerekliliği bana hâsıl oldu.”

Ebu’l-Velîd el-Bâcî eserinde ahiret ve dünya hayatının saadetini temin edecek öğütlere yer verir. Kitabında hangi hususlarda öğütlerde bulunacağını şu şekilde açıklar: “Size yönelik vasiyetimi iki kısma ayıracağım. Birinci kısım; dinde zorunlu olan şeylerle ilgilidir. Bu kısımda dinde bilinmesi zorunlu olan şeyleri size açıklayacağım. İkinci kısım ise, dünyanız ve aranızda meydana gelen şeylerle ilgilidir.” 

Bu yazıda fıkıhtan hadise, edebiyattan tarihe birçok alanda temayüz etmiş Endülüslü âlim Ebü’l-Velîd el-Bâcî’nin çağları aşan öğütlerine yer vereceğiz: 

Yapmanızı vasiyet edeceğim ilk şey Hz. İbrahim ve Hz.Yakub’un oğullarına vasiyet ettiği şeydir: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti; öyleyse yalnız O’na teslim olmuş müminler olarak can verin!” (Bakara Suresi, 2/132) 

Size yasaklayacağım ilk şey ise Lokman’ın oğluna öğüt verirken ona yasakladığı şeydir: “Sevgili oğlum! Allah’a ortak koşma; çünkü O’na ortak koşmak kesinlikle çok büyük bir haksızlıktır.” (Lokman Suresi, 13)

Utanç veren şeyleri onaylamaktan sakınınız. Açığa çıkmasını hoş görmediğiniz şeyleri yapmayınız. Açıkta yaptığınızda insanların sizi kınayacağını bildiğiniz şeyleri gizli de olsa yapmaktan kaçınınız. 

Allah sizden birini hüküm ve fetvasıyla halkı etkileyecek bir mevkiye eriştirdiğinde, adalet için çabalasın, kimseye haksızlık ve zulmetmesin.    

Din kardeşlerinize; içtenlikle, yumuşaklıkla, haklarına riayet ederek, günahlardan sakındırarak ve sırlarını koruyarak davranınız. İyilik yaptığınız, ikramda bulunduğunuz kişilerden bir karşılık bekleme isteğini içinizden geçirmeyiniz. Zira karşılık beklemek, yapmacıklı davranışları çoğaltır. Yüce filleri, değersiz bir fiile; teşekkürü, kınamaya; ikram etmeyi, itici bir hale dönüştürür. 

Herkesle bir anlaşma/sözleşme yapmak ya da herkesten kaçıp uzaklaşmak zorunda değilsiniz. Biri size taleplerle yönelince ya da size sürekli eziyet edince, bütün çabanızı ona ödünç vermeyiniz. Gücünüz yettiğince ona sabırla karşılık veriniz. Her kim sabra ve yumuşak davranmaya tutunursa, şanı yücelir ve yardım görür. Her kim zulme uğrarsa Allah ona yardım eder. Bu kuralı Allah’ın yardımıyla defalarca tecrübe ettim. Sonu çok güzel oldu. Ödünç vermekten kaçınarak (muhatabı silahsızlandırarak) ferahlık duydum. 

İttifakta bereket vardır. Biliniz ki gücü-kuvveti ve birlik-beraberliği tükenmiş bir topluluk gördüm. İttifak etmeleri ve yardımlaşmaları onların gücünü ayağa kaldırdı, sıkıntılarını ortadan kaldırdı. Birlik ve beraberliği yüksek, kuvveti gelişmiş olan bir başka topluluk gördüm. Onların ihtilafa düşmesi itibarlarını düşürdü, güçlerini azalttı. Onlar gibi olmaktan şiddetle kaçınınız. 

Günlük olaylardan olan şeyleri büyük görmeyin. İnkıraza uğrayan her şey hakirdir. Devam etmeyen her büyük şey aslında küçüktür. Sonlu olan her şey küçüktür. Kurtuluşu bekleyin. Zira kurtuluşu beklemek, ferahlığı gözlemek ibadettir. Umudunuzu Rabbinize bağlayın. O’na tevekkül edin; çünkü ona tevekkül etmek mutluluktur. Dua ile yardım isteyin. Zorluklardan ve belalardan kaçıp O’na sığının. Dua batmayan bir gemidir, galip gelinmeyen bir topluluktur, yenilmeyen bir ordudur. 

Rabbiniz size bir nimet ikram edince onu alçak gönüllükle ve şükürle kabul ediniz. Verdiği nimeti O’na kulluk için bir yardımcı, ibadet için bir sebep kılın. Sakının, sakının Rabbinizin nimetine nankörlük etmekten! Sonra kınanır kalırsınız. 

Nimetin sizi şımartmasından, şükrünü eda edememekten, hakkını (zekâtını) vermeyi unutmaktan, onu kendi gayretiyle kazandığını veya ona kendi çabasıyla ulaştığını düşünmekten kaçının! Aksi takdirde nimet; acı veren bir azaba, büyük bir belaya dönüşür. 

Dünyalık şeyleri ve dünyalık döküntüleri biriktirmekten kaçınınız. Dünya işlerinde orta yolu tutunuz. Zira dünyadaki güzel bir geçimlik daha bereketlidir. Dünyayı bir kavga sebebi olarak görmekten sakının. Aksi takdirde böyle bir bakış, kişiyi dünyalık şeylere sahip olanlara haset etmeye, dünyalık şeylere sahip olmayı şiddetle arzulamaya sevk eder. Kime mal verilmişse sadece onun bir kısmını kendi ailesine ayırsın. Zira mal-mülkün kavgası uzundur. Sahibi perişan bir haldedir. Aslında mülk, gerçek anlamda mülk değildir. 

En güvenilir yaşam orta halli bir yaşama biçimidir. Zira yüksek tabakada olanlar gelişmek ve ilerlemek istemezler. (Buna gerek duymazlar.) Bununla birlikte onlar yaşam standartlarının düşmesinden korkarlar. Orta tabakada bulunanlar ise sürekli bir gelişim içinde olmayı isterler. Onlarla korktukları şeyler arasında perdeler vardır. Önünüze; haset edenleri meşgul edecek, dost olanları ümitvar kılacak bir mertebe koyunuz.